| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| Arapça | وَاتَّقُوا الَّذ۪ٓي اَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَۚ | |
| Türkçe Okunuşu * | Vettekû-lleżî emeddekum bimâ ta’lemûn(e) | |
| 1. | Ömer Çelik Meali | “Öyle bir zattan korkun ki, bildiğiniz bunca nimetleri size verdi.” |
| 2. | Diyanet Vakfı Meali | 132, 133, 134. Bildiğiniz şeyleri size veren, size davarlar, oğullar, bağlar, pınarlar ihsan eden (Allah'a karşı gelmek) den sakının. |
| 3. | Diyanet İşleri (Eski) Meali | 124,125,126,127,128,129,130,131,132,133,134,135. Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi. |
| 4. | Diyanet İşleri (Yeni) Meali | 132,133,134. “Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının.” |
| 5. | Elmalılı Hamdi Yazır Meali | "O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte," |
| 6. | Elmalılı Meali (Orjinal) Meali | O Allahdan korkun ki size o bildiğiniz şeylere imdad buyordu |
| 7. | Hasan Basri Çantay Meali | «Size bilib durduğunuz şeylerle (nimetlerle) yardım eden», |
| 8. | Hayrat Neşriyat Meali | “Bilip durduğunuz şeyler (ni'metler) ile size yardım edenden sakının!” |
| 9. | Ali Fikri Yavuz Meali | Size bildiğiniz şeyleri verenden sakının; |
| 10. | Ömer Nasuhi Bilmen Meali | «Ve o Zât'tan korkunuz ki, bildiğiniz şeylerle size imdat etti.» |
| 11. | Ümit Şimşek Meali | “O Allah'tan korkun ki, size bildiğiniz bunca nimetleri verdi. |
| 12. | Yusuf Ali (English) Meali | "Yea, fear Him Who has bestowed on you freely all that ye know. |
|
Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin tam mânâsı ile anlaşılması mümkün olmayabilir. Ayetlerin izahı için mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Şuarâ Sûresi 132. ayetinin tefsiri için tıklayınız |
||
| * | Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir. |
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ZÂRİYÂT SURESİ 50. AYETİN MESAJI Zariyat Suresi 50. Ayet Arapça: فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَ ...
Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur: MÜTTAKÎLERİN MÜKÂFATI: CENNET PINARLARI Zariyat Suresi 15-16. Ayetler Arapça: اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ ...
Hayat, ölüm ve dönüş hakikati, âyet-i kerîmede şöyle bildirilir: YARATAN VE ÖLDÜREN ALLAH! Kâf Suresi 43. Ayet Arapça: اِنَّا نَحْنُ نُحْي۪ وَنُم۪ ...
Abdullah bin Amr, Abdullah bin Mesʻûd’dan bahsetti ve: KUR’ÂN ÖĞRENİMİNDE DOĞRU HOCAYI SEÇMEK “‒Ben onu daima seveceğim. Zira Nebî (s.a.v) Efendimiz ...
Allah’ın bize olan yakınlığı şöyle bildiriliyor: ALLAH ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKIN Kâf Suresi 16. Ayet Arapça: وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَع ...
Kureyş, Rasûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in, getirdiği bilgileri, Arap olmayan bazı insanlardan öğrendiğini iddia ettiler. NAHL SURESİ 103. AYETİN NÜZ ...