| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| Arapça | فَاَلْقٰيهَا فَاِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعٰى | |
| Türkçe Okunuşu * | Feelkâhâ fe-iżâ hiye hayyetun tes’â | |
| 1. | Ömer Çelik Meali | Mûsâ da hemen onu yere attı. Bir de ne görsün: asa hızla kıvrılıp giden kocaman bir yılan oluvermiş! |
| 2. | Diyanet Vakfı Meali | Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılan değil mi! |
| 3. | Diyanet İşleri (Eski) Meali | Bırakınca, değnek hemen, koşan bir yılan oluverdi. |
| 4. | Diyanet İşleri (Yeni) Meali | Mûsâ da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş! |
| 5. | Elmalılı Hamdi Yazır Meali | Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor. |
| 6. | Elmalılı Meali (Orjinal) Meali | Bıraktı ne baksın o bir yılan olmuş koşuyor |
| 7. | Hasan Basri Çantay Meali | O da bunu bırakdı. Bir de ne görsün: Koşub duran bir yılan (olmuş) dur o! |
| 8. | Hayrat Neşriyat Meali | Bunun üzerine (Mûsâ) onu (yere) bıraktı; bir de ne görsün, o bir yılan (olmuş), hızla hareket ediyor! |
| 9. | Ali Fikri Yavuz Meali | Mûsa da onu bıraktı, bir de ne görsün! O bir yılan olmuş koşuyor. |
| 10. | Ömer Nasuhi Bilmen Meali | Hemen bırakıverdi, o derhal koşar bir yılan kesildi. |
| 11. | Ümit Şimşek Meali | Musa onu attı; o da yılan oldu, yürüdü. |
| 12. | Yusuf Ali (English) Meali | He threw it, and behold! It was a snake, active in motion. |
|
Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin tam mânâsı ile anlaşılması mümkün olmayabilir. Ayetlerin izahı için mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Tâ-Hâ Sûresi 20. ayetinin tefsiri için tıklayınız |
||
| * | Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir. |
Zilzâl sûresi Medine’de nâzil olmuştur. Ancak üslûp bakımından Mekkî sûrelere benzer. Zira bu sûrede de, diğer Mekkî sûreler gibi, kıyâmet günü meydan ...
Rahmân Sûresi 77-78. ayetlerde ilâhî kudret ve sayısız nimetler şöyle hatırlatılır: ALLAH’IN NİMETLERİNDEN HANGİSİNİ İNKÂR EDEBİLİRSİNİZ? Rahman Sur ...
İnsan için vaad olunan dünya ve âhiret saâdeti, ancak Kur’ân’a râm olabilmek mukâbilindedir. CANLI BİR KUR'ÂN OLABİLMEK: İLÂHÎ HİKMET VE SAÂDETİN SIR ...
Rahmân Sûresi 46. âyette şöyle buyrulur: İKİ CENNET SAHİPLERİ Rahman Suresi 46. Ayet Arapça: وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ جَنَّتَانِۚ Rahman S ...
Hadîd sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in elli yedinci sûresidir. Medine’de nazil olmuştur. 29 ayettir. Adını 25. âyette geçen ve “demir” anlamına gelen hadîd k ...
İnsanı en mükemmel bir sûrette halketmiş bulunan Cenâb-ı Hak, onu akıl, idrâk ve iz’an gibi müstesnâ meziyetlerle donatmıştır. KUR’ÂN-I KERÎM’E MUHAT ...