| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| Arapça | فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ | |
| Türkçe Okunuşu * | Feâmenû femetta’nâhum ilâ hîn(in) | |
| 1. | Ömer Çelik Meali | Onlar bu defa iman ettiler; biz de kendilerini belli bir süreye kadar nimetlerimizden faydalandırdık. |
| 2. | Diyanet Vakfı Meali | Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık. |
| 3. | Diyanet İşleri (Eski) Meali | Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. |
| 4. | Diyanet İşleri (Yeni) Meali | Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. |
| 5. | Elmalılı Hamdi Yazır Meali | O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık. |
| 6. | Elmalılı Meali (Orjinal) Meali | O vakıt ona iyman ettiler de onları bir zamana kadar istifade ettirdik |
| 7. | Hasan Basri Çantay Meali | Nihayet ona îman etdiler de kendilerini bir zamana kadar geçindirdik. |
| 8. | Hayrat Neşriyat Meali | Sonunda îmân ettiler de onları bir zamâna kadar (dünya ni'metlerinden)faydalandırdık. |
| 9. | Ali Fikri Yavuz Meali | Nihayet (Yunus peygamberin gaybubetinde azab gören kavmi) ona iman ettiler de onları ömürlerinin sonuna kadar geçindirdik. |
| 10. | Ömer Nasuhi Bilmen Meali | Nihâyet imân ettiler, artık onları bir müddete kadar geçindirdik (faidelendirdik). |
| 11. | Ümit Şimşek Meali | Onlar iman ettiler; Biz de onları belirli bir vakte kadar nimetlerimizden nasiplendirdik. |
| 12. | Yusuf Ali (English) Meali | And they believed; so We permitted them to enjoy (their life) for a while. |
|
Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin tam mânâsı ile anlaşılması mümkün olmayabilir. Ayetlerin izahı için mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Sâffât Sûresi 148. ayetinin tefsiri için tıklayınız |
||
| * | Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir. |
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ZÂRİYÂT SURESİ 50. AYETİN MESAJI Zariyat Suresi 50. Ayet Arapça: فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَ ...
Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur: MÜTTAKÎLERİN MÜKÂFATI: CENNET PINARLARI Zariyat Suresi 15-16. Ayetler Arapça: اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ ...
Hayat, ölüm ve dönüş hakikati, âyet-i kerîmede şöyle bildirilir: YARATAN VE ÖLDÜREN ALLAH! Kâf Suresi 43. Ayet Arapça: اِنَّا نَحْنُ نُحْي۪ وَنُم۪ ...
Abdullah bin Amr, Abdullah bin Mesʻûd’dan bahsetti ve: KUR’ÂN ÖĞRENİMİNDE DOĞRU HOCAYI SEÇMEK “‒Ben onu daima seveceğim. Zira Nebî (s.a.v) Efendimiz ...
Allah’ın bize olan yakınlığı şöyle bildiriliyor: ALLAH ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKIN Kâf Suresi 16. Ayet Arapça: وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَع ...
Kureyş, Rasûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in, getirdiği bilgileri, Arap olmayan bazı insanlardan öğrendiğini iddia ettiler. NAHL SURESİ 103. AYETİN NÜZ ...