Enbiyâ Sûresi(21) 48. Ayet


48 / 112


# Meal Ayet
Arapça وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسٰى وَهٰرُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَٓاءً وَذِكْرًا لِلْمُتَّق۪ينَۙ
Türkçe Okunuşu * Velekad âteynâ mûsâ vehârûne-lfurkâne vediyâen veżikran lilmuttekîn(e)
1. Ömer Çelik Meali Doğrusu biz Mûsâ ve Hârûn’a hakkı bâtıldan ayıran Tevrat’ı verdik ve onu kalpleri Allah’a saygıyla dopdolu olup günahlardan sakınanlar için baştan aşağı bir ışık ve öğüt kaynağı kıldık.
2. Diyanet Vakfı Meali Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan'ı verdik.  
3. Diyanet İşleri (Eski) Meali And olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran Kitap'ı sakınanlar için ışık ve öğüt olarak verdik.
4. Diyanet İşleri (Yeni) Meali Andolsun, biz Mûsâ ile Hârûn’a, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.
5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Yemin olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takva sahibleri için bir ışık ve öğüt olarak verdik.
6. Elmalılı Meali (Orjinal) Meali Celâlim hakkı için biz Musâ ile Harûna fürkan ve bir zıya ve bir zikir vermiştik, müttekıler için
7. Hasan Basri Çantay Meali Andolsun ki biz Musa ile Hâruunu bir zıyaa, takvaa saahibleri için de bir şeref olan fürkaanı verdik.
8. Hayrat Neşriyat Meali Celâlim hakkı için, Mûsâ ve Hârûn'a (hak ile bâtılı ayıran) Furkan'ı ve takvâ sâhibleri için bir ışık ve bir nasîhat olan (Tevrât)ı verdik.
9. Ali Fikri Yavuz Meali Yemin olsun ki, biz Mûsa ile Hârûn'a, takva sahipleri için bir nasihat ve bir nur olarak, hak ile bâtılı ayıran Tevrat'ı vermiştik.
10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Kasem olsun ki, Biz Mûsa'ya ve Harun'a Furkan ve bir ziya ve muttakîler için bir öğüt vermiştik.
11. Ümit Şimşek Meali Biz Musa ile Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık ve öğüt olarak, hakkı bâtıldan ayırt eden Tevrat'ı vermiştik.
12. Yusuf Ali (English) Meali In the past We granted to Moses and Aaron the criterion (for judgment), and a Light and a Message for those who would do right,-
Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin tam mânâsı ile anlaşılması mümkün olmayabilir. Ayetlerin izahı için mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir.
Enbiyâ Sûresi 48. ayetinin tefsiri için tıklayınız
* Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/ahkaf-suresi-17-ayet-ne-anlatiyor-202985-m.jpg
Ahkaf Suresi 17. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ANNE BABAYA “YETER BE!” DİYEN EVLADI KUR’ÂN UYARIYOR! Ahkaf Suresi 17. Ayet Arapça: وَالَّذ۪ي قَالَ لِوَالِدَيْهِ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2018/06/sabir_ayet_hadis-1-702x336.jpg
Sabır İle İlgili Ayetler ve Hadisler

Sabr-ı cemîl, başa gelen belâ ve musîbetleri hiçbir şekilde başkasına şikâyet etmeden, onlara tahammül göstermektir. Çekilen çileler ve ibtilâlar insa ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/ahkaf-suresi-13-14-ayetler-ne-anlatiyor-202970-m.jpg
Ahkaf Suresi 13-14. Ayetler Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “RABBİMİZ ALLAH’TIR” DİYENLERİN İSTİKAMETİ Ahkaf Suresi 13-14. Ayetler Arapça: اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا ال ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/casiye-suresi-37-ayet-ne-anlatiyor-202961-m.jpg
Casiye Suresi 37. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: BÜYÜKLÜK ALLAH’A AİTTİR Casiye Suresi 37. Ayet Arapça: وَلَهُ الْكِبْرِيَٓاءُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۖ وَهُوَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/casiye-suresi-26-ayet-ne-anlatiyor-202945-m.jpg
Casiye Suresi 26. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ÖLÜMDEN SONRA DİRİLİŞ VE HESAP GÜNÜ Casiye Suresi 26. Ayet Arapça: قُلِ اللّٰهُ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمّ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/casiye-suresi-15-ayet-ne-anlatiyor-202929-m.jpg
Casiye Suresi 15. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: İYİLİK VE KÖTÜLÜK KİMİN İÇİNDİR? Casiye Suresi 15. Ayet Arapça: مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَسَٓاءَ ...