| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| Arapça | مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَارًاۚ فَلَمَّٓا اَضَٓاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ ف۪ي ظُلُمَاتٍ لَا يُبْصِرُونَ | |
| Türkçe Okunuşu * | Meśeluhum kemeśeli-lleżi-stevkade nâran felemmâ edâet mâ havlehu żeheba(A)llâhu binûrihim veterakehum fî zulumâtin lâ yubsirûn(e) | |
| 1. | Ömer Çelik Meali | Münafıkların misâli, karanlıkta ateş tutuşturmaya çalışan bir insanın hali gibidir. Ateş o kişinin etrafını aydınlatınca Allah, aydınlıktan faydalanması gerekenlerin nurlarını söndürür, onları karanlıklar içinde ve hiçbir şey göremez halde bırakır. |
| 2. | Diyanet Vakfı Meali | Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler. |
| 3. | Diyanet İşleri (Eski) Meali | Onlar, çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimseye benzerler ki, Allah ışıklarını yok edince, onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakmıştır. |
| 4. | Diyanet İşleri (Yeni) Meali | Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. |
| 5. | Elmalılı Hamdi Yazır Meali | Onların durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların (gözlerinin) nurlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler. |
| 6. | Elmalılı Meali (Orjinal) Meali | bunların meseli şunun meseline benzer ki bir ateş yakmak istedi, vaktaki çevresindekileri aydınlattı, tam o sırada Allah nurlarını gideriverip kendilerini zulmetler içinde bıraktı, artık bunlar görmezler |
| 7. | Hasan Basri Çantay Meali | Onların haali bir ateş yakanın haali gibidir ki o (ateş) çevresindekileri aydınlatınca Allah ışıklarını giderib (söndürüb) kendilerini karanlıklar içinde, görmez (ve şaşkın kimse) ler haalinde bırakıvermişdir. |
| 8. | Hayrat Neşriyat Meali | Onların (o münâfıkların) misâli, (karanlıkta) ateş yakan kimsenin hâli gibidir. Derken (o ateş) etrâfını aydınlatınca, Allah onların nûrunu giderdi ve onları karanlıklar içinde görmez bir hâlde bıraktı. |
| 9. | Ali Fikri Yavuz Meali | Onların hâli, o kimsenin hâli gibidir ki, o (korkulu bir sahrada) ateş yaktı da çevresini aydınlattığı zaman, tam o sırada Allah nurlarını giderip kendilerini karanlıklar içinde bıraktı; artık görmezler. (İşte münafıkların hâli de böyledir. Dünyada selâmet ve emniyet üzere olduklarını sanırlar, fakat öldükleri zaman kendilerine korku ve azâb gelir.) |
| 10. | Ömer Nasuhi Bilmen Meali | Onların meseli, ateş yakmış kimsenin meseli gibidir ki, o ateş vaktâ ki çevresindekilerini aydınlattı.Hak Teâlâ hemen onların nûrunu giderdi, onları zulmetler içinde görmez bir halde bıraktı. |
| 11. | Ümit Şimşek Meali | Onların hali, ateş yakan kimsenin durumu gibidir. Ateş parlayıp da çevresini aydınlatınca, Allah onların nurunu alıp onları karanlıkta bırakmış, birşey göremez olmuşlardır. |
| 12. | Yusuf Ali (English) Meali | Their similitude is that of a man who kindled a fire; when it lighted all around him, Allah took away their light and left them in utter darkness. So they could not see. |
|
Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin tam mânâsı ile anlaşılması mümkün olmayabilir. Ayetlerin izahı için mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Bakara Sûresi 17. ayetinin tefsiri için tıklayınız |
||
| * | Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir. |
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “RABBİMİZ ALLAH’TIR” DİYENLERİN İSTİKAMETİ Ahkaf Suresi 13-14. Ayetler Arapça: اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا ال ...
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: BÜYÜKLÜK ALLAH’A AİTTİR Casiye Suresi 37. Ayet Arapça: وَلَهُ الْكِبْرِيَٓاءُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۖ وَهُوَ ...
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ÖLÜMDEN SONRA DİRİLİŞ VE HESAP GÜNÜ Casiye Suresi 26. Ayet Arapça: قُلِ اللّٰهُ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمّ ...
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: İYİLİK VE KÖTÜLÜK KİMİN İÇİNDİR? Casiye Suresi 15. Ayet Arapça: مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَسَٓاءَ ...
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: CÂSİYE SURESİ 13. AYET: KÂİNATTAKİ İLÂHÎ LÜTUFLAR VE İŞARETLER Casiye Suresi 13. Ayet Arapça: وَسَخَّرَ لَكُمْ مَا ...
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: AHİRETTE DOSTLUKLARIN DURUMU VE KIYAMET GÜNÜ HESAP GERÇEĞİ Duhan Suresi 41-42. Ayetler Arapça: يَوْمَ لَا يُغْن۪ي ...