| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| Arapça | فَلَمَّا ذَهَبُوا بِه۪ وَاَجْمَعُٓوا اَنْ يَجْعَلُوهُ ف۪ي غَيَابَتِ الْجُبِّۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُمْ بِاَمْرِهِمْ هٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ | |
| Türkçe Okunuşu * | Felemmâ żehebû bihi veecme’û en yec’alûhu fî ġayâbeti-lcubb(i)(c) veevhaynâ ileyhi letunebi-ennehum bi-emrihim hâżâ vehum lâ yeş’urûn(e) | |
| 1. | Ömer Çelik Meali | Nihâyet babalarını râzı edip Yûsuf’u yanlarında götürdüler ve onu kuyunun derinliklerine atmaya el birlik karar verdiler. Biz de Yûsuf’a: “Elbette bir gün gelecek, sen onlara, hiç beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksin” diye vahyettik. |
| 2. | Diyanet Vakfı Meali | Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusuf'a: Andolsun ki sen onların bu işlerini onlar (işin) farkına varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik. |
| 3. | Diyanet İşleri (Eski) Meali | Yusuf'u oturup bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdılar. Biz ona, kardeşlerinin bu işlerini kendileri farkına varmadan haber vereceksin, diye vahyettik. |
| 4. | Diyanet İşleri (Yeni) Meali | Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. |
| 5. | Elmalılı Hamdi Yazır Meali | Nihayet kardeşleri, Yusuf'u alıp götürdüler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona şöyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hiç beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksin". |
| 6. | Elmalılı Meali (Orjinal) Meali | Bunun üzerine vaktâ ki onu götürdüler ve kuyunun dibine koymağa karar verdiler, biz de ona şöyle vahyettik, kasem olsun ki sen onlara hiç farkında değillerken bu işlerini haber vereceksin |
| 7. | Hasan Basri Çantay Meali | Nihayet vaktaki onu götürdüler, onu kuyunun dibine bırakmayı elbirlik kararlaşdırdılar. Biz de kendisine: «Andolsun ki sen onlara, hiç farkında değillerken, (bir gün) bu işlerini haber vereceksin» diye vahyetdik. |
| 8. | Hayrat Neşriyat Meali | Nihâyet (kardeşleri) onu götürüp, kendisini kuyunun dibine bırakmaya hep berâber karar verdiklerinde (ona eziyet ettiler de biz) ona: “Şânım hakkı için, bu işlerini onlar hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine haber vereceksin!” diye vahyettik. |
| 9. | Ali Fikri Yavuz Meali | Nihayet kardeşleri, Yûsuf'u alıp götürünce, onu kuyunun dibine koymaya karar verdiler. Biz de Yûsuf'a şöyle vahyettik: “- Muhakkak sen onlara, hiç farkında değillerken bu işlerini haber vereceksin.” |
| 10. | Ömer Nasuhi Bilmen Meali | Vaktâ ki, Yusuf ile beraber gittiler ve O'nu kuyunun dibine atmaya müttefikan karar verdiler. Biz de O'na şöyle vahyettik: «Kasem olsun ki, sen onlara hiç farkında olmadıkları halde bu işlerinden elbette haber vereceksin.» |
| 11. | Ümit Şimşek Meali | Yusuf'u götürdüklerinde, onu kuyu dibine bırakmaya karar verdiler. Biz de ona “Sen onlara bu yaptıklarını, farkında olmadıkları bir sırada haber vereceksin” diye vahyettik. |
| 12. | Yusuf Ali (English) Meali | So they did take him away, and they all agreed to throw him down to the bottom of the well: and We put into his heart (this Message): ´Of a surety thou shalt (one day) tell them the truth of this their affair while they know (thee) not.´ |
|
Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin tam mânâsı ile anlaşılması mümkün olmayabilir. Ayetlerin izahı için mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Yusuf Sûresi 15. ayetinin tefsiri için tıklayınız |
||
| * | Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir. |
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ALLAH’A VERİLEN SÖZ: RIDVAN BİATI Fetih Suresi 10. Ayet Arapça: اِنَّ الَّذ۪ينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُو ...
Rabbimiz, geçmiş peygamberlerin ve kavimlerin hayat sahnelerini önümüze sererken, aslında bizlere tarihin sayfalarında bir gezinti yaptırmayı değil, b ...
Fetih Sûresi’nin 4. âyeti, Allah’ın müminlere şu müjdesini veriyor: MÜMİNLERİN KALPLERİNE HUZUR VEREN İLÂHÎ MÜJDE Fetih Suresi 4. Ayet Arapça: هُو ...
Ğâşiye sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 26 âyettir. İsmini, birinci âyette geçen ve “dehşeti her şeyi saran, her tarafı kuşatan kıyâmet” mânasına gelen ...
Muhammed Suresi 47/36. ayette, dünya hayatının geçiciliği şöyle bildiriliyor: MUHAMMED 36: DÜNYA HAYATI OYUN VE EĞLENCEDEN İBARETTİR Muhammed Suresi ...
Hazırlayan: Mücellit Mahmut Sami ÖZCAN Yıllarını bu kıymetli mesleğe adamış biri olarak, elimden geçen o yıpranmış sayfalara bakarken hissettiğim hü ...