Sâd Sûresi(38) 21. Ayet


21 / 88


# Meal Ayet
Arapça وَهَلْ اَتٰيكَ نَبَؤُ۬ا الْخَصْمِۢ اِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَۙ
Türkçe Okunuşu * Vehel etâke nebeu-lḣasmi iż tesevverû-lmihrâb(e)
1. Ömer Çelik Meali Rasûlüm! Sana o dâvacıların haberi ulaştı mı? Hani onlar duvardan tırmanarak Dâvûd’un husûsî makam odasına dalıvermişlerdi.
2. Diyanet Vakfı Meali 21, 22. (Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanıp, Davud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. «Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster» dediler.  
3. Diyanet İşleri (Eski) Meali 21,22. Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."
4. Diyanet İşleri (Yeni) Meali Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Bir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
6. Elmalılı Meali (Orjinal) Meali Bir de hasım kıssası geldi mi sana? Hani surdan mihraba aştıkları vakıt
7. Hasan Basri Çantay Meali Sana o da'vâcıların haberi geldi mi? Hani onlar dıvardan mescide tırmanmışlardı.
8. Hayrat Neşriyat Meali Hem sana o da'vâcıların haberi geldi mi? Hani ma'bed(in duvarın)a tırmanmışlardı.
9. Ali Fikri Yavuz Meali Bir de (Davûd mescidde ibadetle meşgul olduğundan kapısında bekçiler vardı. Kapıdan içeri giremiyen) davacıların haberi geldi mi sana? Hani duvardan çıkıb mescide inmişlerdi.
10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Ve sana o davacıların haberi geldi mi? O vakit ki, ibadetgâha tırmanıp çıkmışlardı.
11. Ümit Şimşek Meali Peki, o dâvâcıların haberi sana ulaştı mı? Hani onlar duvardan tırmanarak mâbede girmişlerdi.
12. Yusuf Ali (English) Meali Has the Story of the Disputants reached thee? Behold, they climbed over the wall of the private chamber;
Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin tam mânâsı ile anlaşılması mümkün olmayabilir. Ayetlerin izahı için mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir.
Sâd Sûresi 21. ayetinin tefsiri için tıklayınız
* Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/ahkaf-suresi-33-ayet-ne-anlatiyor-203000-m.jpg
Ahkaf Suresi 33. Ayet Ne Anlatıyor?

Ahkâf Suresi’nin 33. ayetinde yeniden dirilişe dair şöyle buyrulur: YENİDEN DİRİLİŞE DAİR: AHKÂF 33’ÜN CEVABI Ahkaf Suresi 33. Ayet Arapça: اَوَلَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/ahkaf-suresi-27-ayet-ne-anlatiyor-202996-m.jpg
Ahkaf Suresi 27. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: HELAK EDİLEN KAVİMLERDEN İBRET ALMAK Ahkaf Suresi 27. Ayet Arapça: وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُمْ مِنَ الْقُر ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/ahkaf-suresi-17-ayet-ne-anlatiyor-202985-m.jpg
Ahkaf Suresi 17. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ANNE BABAYA “YETER BE!” DİYEN EVLADI KUR’ÂN UYARIYOR! Ahkaf Suresi 17. Ayet Arapça: وَالَّذ۪ي قَالَ لِوَالِدَيْهِ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2018/06/sabir_ayet_hadis-1-702x336.jpg
Sabır İle İlgili Ayetler ve Hadisler

Sabr-ı cemîl, başa gelen belâ ve musîbetleri hiçbir şekilde başkasına şikâyet etmeden, onlara tahammül göstermektir. Çekilen çileler ve ibtilâlar insa ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/ahkaf-suresi-13-14-ayetler-ne-anlatiyor-202970-m.jpg
Ahkaf Suresi 13-14. Ayetler Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “RABBİMİZ ALLAH’TIR” DİYENLERİN İSTİKAMETİ Ahkaf Suresi 13-14. Ayetler Arapça: اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا ال ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/casiye-suresi-37-ayet-ne-anlatiyor-202961-m.jpg
Casiye Suresi 37. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: BÜYÜKLÜK ALLAH’A AİTTİR Casiye Suresi 37. Ayet Arapça: وَلَهُ الْكِبْرِيَٓاءُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۖ وَهُوَ ...