Hûd Sûresi(11) 8. Ayet


8 / 123


# Meal Ayet
Arapça وَلَئِنْ اَخَّرْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِلٰٓى اُمَّةٍ مَعْدُودَةٍ لَيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۜ اَلَا يَوْمَ يَأْت۪يهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Türkçe Okunuşu * Vele-in eḣḣarnâ ‘anhumu-l’ażâbe ilâ ummetin ma’dûdetin leyekûlunne mâ yahbisuh(u)(k) elâ yevme ye/tîhim leyse masrûfen ‘anhum vehâka bihim mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)
1. Ömer Çelik Meali Yemin olsun ki, eğer kendilerini tehdit ettiğimiz azabı hemen göndermeyip belli bir süre ertelesek, şüphesiz onlar: “Azabın gelmesine mâni olan nedir?” derler. Bilin ki, başlarına azap geldiği gün artık ondan kurtulmaları mümkün değildir. Alay ettikleri gerçek kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
2. Diyanet Vakfı Meali Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka «Onun gelmesini engelleyen nedir?» derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.
3. Diyanet İşleri (Eski) Meali And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, "Onu alıkoyan nedir?" derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.
4. Diyanet İşleri (Yeni) Meali Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.
5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.
6. Elmalılı Meali (Orjinal) Meali Ve eğer ilerideki sayılı bir müddete kadar kendilerinden azâbı te'hır edersek o vakıt da mutlak şöyle derler: onu ne men'ediyor? O, onlara geleceği gün kendilerinden çevrilecek değildir, ve o istihzâ ettikleri şey, kendilerini sarmış bulunacaktır
7. Hasan Basri Çantay Meali Andolsun ki biz kendilerinden azabı sayılı bir müddete kadar gecikdirsek mutlakaa diyeceklerdir ki: «Bunu alıkoyan (sebeb) de ne»? Haberiniz olsun ki, o bunlara geleceği gün kendilerinden döndürülecek değildir. Eğlenceye alageldikleri şey (azâb) onları çepçevre kuşatacakdır.
8. Hayrat Neşriyat Meali Ve and olsun ki onlardan azâbı sayılı bir müddete kadar ertelesek, mutlaka: “Ona (o azâbın gelmesine) mâni' olan nedir?” derler. Dikkat edin! (O azab) onlara geleceği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir ve kendisiyle alay etmekte oldukları (azab), onları kuşatmış olacaktır.
9. Ali Fikri Yavuz Meali Eğer ilerideki belirli bir müddete kadar kendilerinden azabı geciktirirsek, o vakit de muhakkak (alay tarzında) şöyle derler: “- Bu azabın inişini engelliyen nedir?” Bilsinler ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden çevrilecek değildir. O alay ettikleri azab da kendilerini sarmış bulunacaktır.
10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Ve andolsun ki, eğer onlardan azabı sayılı bir müddete kadar geri bırakacak olsak elbette diyeceklerdir ki: «Onu men eden nedir?» Haberiniz olsun ki, onlara geleceği gün, kendilerinden bertaraf edilecek değildir ve kendisiyle istihzâda bulundukları şey, onları ihata edecektir.
11. Ümit Şimşek Meali Onlara göndereceğimiz azabı belirli bir zamana erteleyecek olsak, bu defa da “Onu alıkoyan ne?” derler. Heyhat! Azap başlarına geldiği gün, bir daha asla geri çevrilecek değildir; artık alaya aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.
12. Yusuf Ali (English) Meali If We delay the penalty for them for a definite term, they are sure to say, "What keeps it back?" Ah! On the day it (actually) reaches them, nothing will turn it away from them, and they will be completely encircled by that which they used to mock at!
Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvulması gerekir.
Hûd Sûresi 8. ayetinin tefsiri için tıklayınız
* Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/yasin-suresi-52-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Yâsin Suresi 52. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Yâsin Suresi 52. Ayetinin Arapçası:قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَاۢ هٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ Yâsin S ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/yasin-suresi-51-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Yâsin Suresi 51. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Yâsin Suresi 51. Ayetinin Arapçası:وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ Yâsin Suresi 51. Ayetinin Meali (A ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/yasin-suresi-50-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Yâsin Suresi 50. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Yâsin Suresi 50. Ayetinin Arapçası:فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟ Yâsin Suresi 50. Ayetinin Meali (Anlamı):O çı ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/yasin-suresi-49-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Yâsin Suresi 49. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Yâsin Suresi 49. Ayetinin Arapçası:مَا يَنْظُرُونَ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ Yâsin Suresi 49. Ayetinin Meali (Anlamı) ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/yasin-suresi-48-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Yâsin Suresi 48. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Yâsin Suresi 48. Ayetinin Arapçası:وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ Yâsin Suresi 48. Ayetinin Meali (Anlamı):Bir de: “Eğer ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/yasin-suresi-47-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Yâsin Suresi 47. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Yâsin Suresi 47. Ayetinin Arapçası:وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ ...