Karşılaştır Abese Sûresi 2:
kendisine o a'maa geldi diye.
اَنْ جَٓاءَهُ الْاَعْمٰىۜ ﴿٢﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 3:
(Onun haalini) sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle) temizlenecekdi.
وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّٰىۙ ﴿٣﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 4:
Yahud öğüd olacakdı da (senin) bu öğüd (ün) kendisine fâide verecekdi.
اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ ﴿٤﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 5:
Amma (zengin olduğu için) kendisini müstağnî gören adam (yok mu)?
اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ ﴿٥﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 6:
İşte sen onu karşına alıyor (ona yöneliyor) sun.
فَاَنْتَ لَهُ تَصَدّٰىۜ ﴿٦﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 7:
Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?
وَمَا عَلَيْكَ اَلَّا يَزَّكّٰىۜ ﴿٧﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 8:
Amma sana koşarak gelen kimse,
وَاَمَّا مَنْ جَٓاءَكَ يَسْعٰىۙ ﴿٨﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 9:
o, (Allahdan) korkar bir (adam) olduğu halde,
Karşılaştır Abese Sûresi 10:
sen kendisini bırakıb da oyalanırsın.
فَاَنْتَ عَنْهُ تَلَهّٰىۚ ﴿١٠﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 11:
Sakın (bir daha böyle yapma Habîbim). Çünkü o (Kur'an) bir öğüddür.
كَلَّٓا اِنَّهَا تَذْكِرَةٌۚ ﴿١١﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 12:
Binâen'aleyh dileyen onu beller.
فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۢ ﴿١٢﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 13:
13,14. O, (Allah indinde) çok şerefli, kadri yüce, tertemiz sahîfelerdedir.
ف۪ي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍۙ ﴿١٣﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 14:
13,14. O, (Allah indinde) çok şerefli, kadri yüce, tertemiz sahîfelerdedir.
مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍۙ ﴿١٤﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 15:
15,16. Kıymetli, sevgili, takva saahibi kâtiblerin elleriyle (yazılmışdır).
Karşılaştır Abese Sûresi 16:
15,16. Kıymetli, sevgili, takva saahibi kâtiblerin elleriyle (yazılmışdır).
Karşılaştır Abese Sûresi 17:
O kahredilesi insan, ne nankördür o!
قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ ﴿١٧﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 18:
Onu (yaratan) hangi şeyden yaratdı?
مِنْ اَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُۜ ﴿١٨﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 19:
Bir damla sudan yaratdı da onu biçimine koydu.
مِنْ نُطْفَةٍۜ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُۙ ﴿١٩﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 20:
Sonra onun yolu (nu) kolaylaşdırdık
ثُمَّ السَّب۪يلَ يَسَّرَهُۙ ﴿٢٠﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 21:
Sonra onu öldürüb kabre sokdu.
ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ ﴿٢١﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 22:
Daha sonra, dilediği zaman da onu tekrar diriltecek.
ثُمَّ اِذَا شَٓاءَ اَنْشَرَهُ ﴿٢٢﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 23:
Gerçek (o insan, Allahın) emretdiği şeyleri yerine getirmemişdir.
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَٓا اَمَرَهُۙ ﴿٢٣﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 24:
Öyle ya, o insan (bir kerre) yediğine baksın.
فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ اِلٰى طَعَامِه۪ۙ ﴿٢٤﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 25:
Hakıykat biz, o suyu (yağmuru) bol bol dökdük.
اَنَّا صَبَبْنَا الْمَٓاءَ صَبًّاۙ ﴿٢٥﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 26:
Sonra toprağı iyiden iyi yardık.
ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقًّاۙ ﴿٢٦﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 27:
Bu suretle onda dâne (ler) bitirdik,
فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا حَبًّاۙ ﴿٢٧﴾
وَعِنَبًا وَقَضْبًاۙ ﴿٢٨﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 29:
Zeytinlik (ler), hurmalık (lar),
وَزَيْتُونًا وَنَخْلًاۙ ﴿٢٩﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 30:
Sık ve bol ağaçlı (diğer) bahçeler,
وَحَدَٓائِقَ غُلْبًاۙ ﴿٣٠﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 31:
Meyve (ler), mer'a (lar bitirdik).
وَفَاكِهَةً وَاَبًّاۙ ﴿٣١﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 32:
(Bütün bunları biz) hem size, hem davarlarınıza fâide olarak (yapdık).
مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ ﴿٣٢﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 33:
Fakat o kulakları sağır edercesine haykıracak olan ses geldiği zaman,
فَاِذَا جَٓاءَتِ الصَّٓاخَّةُۘ ﴿٣٣﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 34:
(evet) kişinin kaçacağı gün: Biraderinden,
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ ﴿٣٤﴾
وَاُمِّهِ وَاَب۪يهِۙ ﴿٣٥﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 36:
Karısından ve oğullarından.
وَصَاحِبَتِه۪ وَبَن۪يهِۜ ﴿٣٦﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 37:
O gün bunlardan herkesin kendine yeter bir işi (derdi, belâsı) vardır.
لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْن۪يهِۜ ﴿٣٧﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 38:
O gün yüzler vardır; parıl parıl parlayıcıdır,
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌۙ ﴿٣٨﴾
ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌۚ ﴿٣٩﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 40:
O gün yüzler de vardır; üzerlerini toz toprak (bürümüşdür),
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۙ ﴿٤٠﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 41:
Onu (da) bir karanlık ve siyahlık kaplayacakdır.
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌۜ ﴿٤١﴾
Karşılaştır Abese Sûresi 42:
İşte bunlar kâfirler, fâcirlerdir.
اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ ﴿٤٢﴾