Karşılaştır Hâkka Sûresi 2:
Nedir o kesin gerçekleşecek olan?
Karşılaştır Hâkka Sûresi 3:
Kesin gerçekleşecek olan kıyâmeti sen nereden bileceksin?
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحَٓاقَّةُۜ ﴿٣﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 4:
Semûd ve Âd kavimleri, başlarına çarpacak o ânî ve dehşetli felâketi yalanladılar.
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌ بِالْقَارِعَةِ ﴿٤﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 5:
Semûd kavmi o korkunç, haddi aşkın ses ve sarsıntıyla yok olup gitti.
فَاَمَّا ثَمُودُ فَاُهْلِكُوا بِالطَّاغِيَةِ ﴿٥﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 6:
Âd kavmi ise azgın, uğultulu ve pek şiddetli bir kasırga ile imha edildi.
وَاَمَّا عَادٌ فَاُهْلِكُوا بِر۪يحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۙ ﴿٦﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 7:
Allah o kasırgayı üzerlerine yedi gece sekiz gün kesintisiz olarak musallat etti. Öyle ki, orada olsaydın o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ اَيَّامٍۙ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ ف۪يهَا صَرْعٰىۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۚ ﴿٧﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 8:
Şimdi sen onlardan arda kalan bir kimse görebiliyor musun?
فَهَلْ تَرٰى لَهُمْ مِنْ بَاقِيَةٍ ﴿٨﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 9:
Firavun, ondan önceki daha pek çok topluluk ve Lût kavminin yaşadığı altüst edilip yerin dibine geçirilen şehirlerin halkları da hep o affedilmez şirk günahını işlediler.
وَجَٓاءَ فِرْعَوْنُ وَمَنْ قَبْلَهُ وَالْمُؤْتَفِكَاتُ بِالْخَاطِئَةِۚ ﴿٩﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 10:
Üstelik Rablerinin elçisine karşı geldiler; Allah da onları şiddetli bir azapla yakalayıverdi.
فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَاَخَذَهُمْ اَخْذَةً رَابِيَةً ﴿١٠﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 11:
Nûh tûfanında sular coşup taştığında sizin varlığınıza sebep olan atalarınızı sular üzerinde akıp giden gemide biz taşıdık.
اِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَٓاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِۙ ﴿١١﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 12:
Bunu size bir ibret ve öğüt yapalım; dinlemeye açık kulaklar da onu iyice dinleyip bellesin diye.
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَٓا اُذُنٌ وَاعِيَةٌ ﴿١٢﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 13:
Artık sûra şiddetli bir üfleyişle üflendiğinde,
فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ ﴿١٣﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 14:
Yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp, birbirine tek çarpışla çarpılarak paramparça edildiğinde,
وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً ﴿١٤﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 15:
İşte o gün olacak olur; kaçınılması ve engellenmesi mümkün olmayan kıyâmet kopar.
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ ﴿١٥﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 16:
Gök yarılıp parçalanır; artık o gün pek zayıf ve çürük hâle gelir.
وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌۙ ﴿١٦﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 17:
Melekler de göğün etrafında bulunurlar. Rabbinin arşını o gün, başlarının üstünde sekiz melek yüklenir.
وَالْمَلَكُ عَلٰٓى اَرْجَٓائِهَاۜ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌۜ ﴿١٧﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 18:
O gün yargılanmak üzere Allah’ın huzuruna sunulursunuz; amellerinizden ve sırlarınızdan hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz!
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفٰى مِنْكُمْ خَافِيَةٌ ﴿١٨﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 19:
Amel defteri sağ tarafından verilen kişi sevinerek şöyle der: “Alın, okuyun kitabımı!”
فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَيَقُولُ هَٓاؤُ۬مُ اقْرَؤُ۫ا كِتَابِيَهْۚ ﴿١٩﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 20:
“Zâten ben, bir gün hesâba çekileceğime kesin olarak inanmıştım.”
اِنّ۪ي ظَنَنْتُ اَنّ۪ي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْۚ ﴿٢٠﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 21:
Artık o hoşnut olacağı bir hayat içindedir.
فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۙ ﴿٢١﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 22:
Çok yüce, pek muhteşem bir cennettedir.
ف۪ي جَنَّةٍ عَالِيَةٍۙ ﴿٢٢﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 23:
Salkım salkım meyveleri eliyle koparabileceği mesafededir.
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ ﴿٢٣﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 24:
“Geçmiş günlerinizde yaptığınız güzel amellere karşılık âfiyetle yiyin, için.”
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـًٔا بِمَٓا اَسْلَفْتُمْ فِي الْاَيَّامِ الْخَالِيَةِ ﴿٢٤﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 25:
Kitabı sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke bana kitabım hiç verilmeseydi!”
وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِه۪ فَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُو۫تَ كِتَابِيَهْۚ ﴿٢٥﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 26:
“Keşke hesâbımın ne olduğunu öğrenmeseydim!”
وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِيَهْۚ ﴿٢٦﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 27:
“Ah, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı!”
يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَۚ ﴿٢٧﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 28:
“Malım bana hiçbir fayda vermedi!”
مَٓا اَغْنٰى عَنّ۪ي مَالِيَهْۚ ﴿٢٨﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 29:
“Bütün gücüm, saltanatım yok olup gitti!”
هَلَكَ عَنّ۪ي سُلْطَانِيَهْۚ ﴿٢٩﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 30:
Zebânîlere denir ki: “Tutun onu, bağlayın, kelepçeleyin!”
Karşılaştır Hâkka Sûresi 31:
“Sonra da onu, yanıp kavrulması için kızgın alevli cehenneme sallayın!”
ثُمَّ الْجَح۪يمَ صَلُّوهُۙ ﴿٣١﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 32:
“Ardından da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire vurun!”
ثُمَّ ف۪ي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَاسْلُكُوهُۜ ﴿٣٢﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 33:
Çünkü o, sonsuz büyüklük sahibi Allah’a inanmazdı.
اِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ الْعَظ۪يمِۙ ﴿٣٣﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 34:
Yoksulu doyurmaya önayak olmazdı.
وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ ﴿٣٤﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 35:
Bugün burada onu koruyacak candan bir dostu yoktur.
فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هٰهُنَا حَم۪يمٌۙ ﴿٣٥﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 36:
Cehennemliklerin yaralarından akan irinden başka bir yiyeceği de.
وَلَا طَعَامٌ اِلَّا مِنْ غِسْل۪ينٍۙ ﴿٣٦﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 37:
Onu da ancak küfür ve şirk gibi en büyük günahları işleyenler yer.
لَا يَأْكُلُهُٓ اِلَّا الْخَاطِؤُ۫نَ۟ ﴿٣٧﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 38:
Yok, yok! Yemin ederim gördüğünüz her şeye,
فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَۙ ﴿٣٨﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 39:
Ve göremediğiniz her şeye ki:
وَمَا لَا تُبْصِرُونَۙ ﴿٣٩﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 40:
Bu Kur’an, çok şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۚ ﴿٤٠﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 41:
O, bir şâir sözü değildir. Fakat ne de az inanıyorsunuz?
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍۜ قَل۪يلًا مَا تُؤْمِنُونَۙ ﴿٤١﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 42:
O, bir kâhin sözü de değildir. Fakat ne de az düşünüp ders alıyorsunuz?
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍۜ قَل۪يلًا مَا تَذَكَّرُونَۜ ﴿٤٢﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 43:
O, Âlemlerin Rabbinden bölüm bölüm inmekte olan bir kitaptır.
تَنْز۪يلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿٤٣﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 44:
Eğer o Peygamber, bizim adımıza bir takım sözler uydursaydı,
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ الْاَقَاو۪يلِۙ ﴿٤٤﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 45:
Elbette onu kıskıvrak yakalar,
لَاَخَذْنَا مِنْهُ بِالْيَم۪ينِۙ ﴿٤٥﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 46:
Sonra da onun can damarını koparırdık!
ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَت۪ينَۘ ﴿٤٦﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 47:
İçinizde hiç kimse de buna mâni olamazdı.
فَمَا مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ عَنْهُ حَاجِز۪ينَ ﴿٤٧﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 48:
Şüphesiz bu Kur’an, Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüttür.
وَاِنَّهُ لَتَذْكِرَةٌ لِلْمُتَّق۪ينَ ﴿٤٨﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 49:
İçinizde onu yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.
وَاِنَّا لَنَعْلَمُ اَنَّ مِنْكُمْ مُكَذِّب۪ينَ ﴿٤٩﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 50:
Ama o, kâfirler için acı bir pişmanlık sebebi olacaktır.
وَاِنَّهُ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْكَافِر۪ينَ ﴿٥٠﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 51:
Çünkü o, hakkında hiçbir şüphe olmayan kesin gerçeğin tâ kendisidir.
وَاِنَّهُ لَحَقُّ الْيَق۪ينِ ﴿٥١﴾
Karşılaştır Hâkka Sûresi 52:
Öyleyse sen de sonsuz büyüklük sahibi Rabbinin ismini her türlü kusurdan ve ortaktan pak ve temiz tut!
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ ﴿٥٢﴾