En'âm Sûresi 53. Ayet Tefsiri


53 / 165


En'âm Sûresi Hakkında

En‘âm sûresi çoğunluğun görüşüne göre Mekke’de bir defada inmiştir. Ancak üç veya altı âyetinin Medine’de indiğine dair bir görüş de bulunmaktadır. 165 ayettir. Mushaftaki tertibe göre 6, iniş sırasına göre 55. sûredir. Sûreye isim olan اَلأنْعَامُ (en‘âm) kelimesi Arapça’da “deve, sığır ve koyun gibi evcil hayvanlar, ceylan, geyik ve benzeri yabani hayvanlar ve bir takım binek hayvanları” mânasında kullanılmaktadır. Bu kelime sûrenin 136, 138, 139 ve 142. âyetlerinde altı kez tekrar edilmiştir.

En'âm Sûresi Konusu

Esasen İslâm’ın inanç esaslarının işlendiği bu sûrede özetle şu mevzular yer almaktadır:

    Allah’ın birliğinin delilleri; ilim, irade, kudret gibi sıfatları beyân edilerek şirkin geçersizliği ve âhirette sebep olacağı vahim neticeleri haber verilir. İslâm inancını kabul etmeyen kâfirlerin, Kur’an’ın davetine bigâne kaldıkları takdirde, kendilerinden önceki kâfirlerin uğradıkları hazin akıbete uğrayacakları ikazı yapılır.

    Peygamberin tebliğ vazifesi ve bu vazifeyi ifâ ederken kullandığı imkânların sınırlı oluşu, zengin veya fakir her seviyeden muhatapla münâsebetleri ele alınmakta, özellikle çevreden gelen baskılar sebebiyle fakir müslümanlara olması gereken ilginin azaltılmaması istenmektedir.

    Tevhid mücâdelesinde Resûlullah (s.a.s.) ve etrafındaki müslümanları teselli etmek, münkirlerden gelecek eziyetlere karşı sabırlı olmaya teşvik etmek ve takip edilmesi gereken bir tebliğ metodunu öğretmek gayesiyle Hz. İbrâhim’in putperest kavmiyle olan münâsebetleri, onları şirkten vazgeçirmek için getirdiği deliller üzerinde durulur. Efendimiz’den önceki bütün peygamberlerin hep aynı hidâyet yolunun yolcuları oldukları ve insanları bu doğru yola davet ettikleri, dolayısıyla Peygamberimiz’e düşen vazifenin onların nurlu izinden yürümek olduğu beyân edilir.

    Bir kısım hayvanlar ve ziraat mahsulleriyle alakalı olarak putperest Arapların benimsedikleri yanlış uygulamalar dile getirilip reddedilir ve bu hususta uyulması gereken İslâmî kâideler açıklanır. Haram ve helâli belirleme yetkisinin sadece Allah’a ait olduğu ortaya konur.

    Son olarak ana-babaya iyilik, çocukları öldürmemek, günahları terk etmek, yetim malı yememek, adâletli olmak ve benzeri gibi İslâm’ın temel ahlâkî esasları tekrar edilerek tabi olunacak dosdoğru yolun bu olduğu, bütün ilâhî kitapların hep bu esasları getirdiği, dolayısıyla ölüp âhiret gerçeği ile karşılaşmadan önce bu esaslara uygun bir şekilde iman ederek sadece Allah için bir kulluk yapmanın gereği üzerinde durulur. Yaratılmış olmanın ve imtihan edilmenin gayesi de zaten budur.

En'âm Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada 6., iniş sırasına göre 55. sûredir. Hicr sûresinden sonra, Sâffât sûresinden önce Mekke’de nâzil olmuştur. Tamamına yakınının Mekke’de indiği hususunda ittifak vardır. Abdullah b. Ömer’e ulaşan bir rivayete göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “En‘âm sûresi bana toplu olarak indi. 70.000 melek tesbih ve hamd sözleriyle bu sûrenin inişine eşlik etti” (Taberânî, el-Mu‘cemü’s-sağ^r, I, 145). Abdullah b. Abbas’tan aktarılan bir rivayette de Mekke’de “bir defada” indiği teyit edilmiştir (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, XX, 215). Ancak birkaç âyetinin Medine’de indiğine dair görüşler de vardır (bk. İbn Atıyye, II, 265; Elmalılı, III, 1861).

En'âm Sûresi Fazileti

En‘âm sûresinin faziletine dâir Allah Resûlü (s.a.s.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilir:

“En‘âm sûresi bana toplu olarak indirildi. Yetmiş bin melek tesbih ve hamdederek bu sûrenin indirilişine eşlik etti.” (Taberânî, el-Mu‘cemü’s-sağîr, I, 145)

“En‘âm sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in en üstün sûrelerinden biridir.” (Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân 17)

وَكَذٰلِكَ فَتَنَّا بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لِيَقُولُٓوا اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَنَّ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنْ بَيْنِنَاۜ اَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَعْلَمَ بِالشَّاكِر۪ينَ ﴿٥٣﴾
Karşılaştır 53: “Allah aramızdan bula bula bunları mı lutfuna lâyık gördü?” demeleri için, onların bir kısmını diğer bir kısmıyla işte böyle imtihan ettik. Şükredenleri en iyi bilen Allah değil midir?

TEFSİR:

Allah Teâlâ dünya hayatında insanları, zengin ve fakirleri birbiriyle imtihan eder. Umumiyetle mal ve mevki sahipleri fakir ve zayıfları küçümser, onlarla alay ederler. Fakirler de zenginleri, mal ve mevki sahiplerini kıskanırlar. Eğer zenginler nimetlere şükreder, fakirler de hallerine sabreder ve Allah’a kulluğun icâbını yerine getirirlerse problem çözülür. Aynı durum iman ve küfür bahsinde de geçerlidir. Müşrikler, zayıf, fakir ve kölelikten yeni kurtulmuş müslümanları ayak takımı, bayağı insanlar sanmışlar, mal ve mevkilerine güvenerek kendilerini onlardan üstün görmüşlerdir. Cenab-ı Hak da iman ve İslâm nimetini o yoksul, fakir ve ezilmiş kimselere nasip etmek suretiyle mal ve mevkilerine mağrur olanları imtihan etmiştir. Bu sebeple onlardan kendini şerefli ve üstün gören biri, daha önce müslüman olmuş bayağı saydığı birine bakarak İslâm’a girmeyi gururuna yediremez, kibirlenir, “Bu mu benden önce müslüman olmuş?” der ve müslüman olmazdı. Yine müşrikler şu âyet-i kerîmede haber verildiği üzere: “Eğer Kur’an iyi ve faydalı bir şey olsaydı, şu ayak takımı kimseler ona inanmakta bizi geçemezlerdi” (Ahkâf 46/11) derlerdi. Oysa onlar, hidâyetin en büyük ilâhî lutuf olduğunu,  Allah’ın bunu ancak dilediği kullara verdiğini ve onlara rahmetiyle muamele edeceğini unutuyorlardı:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/09/hakka-suresi-37-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Hâkka Suresi 37. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Hâkka Suresi 37. Ayetinin Arapçası:لَا يَأْكُلُهُٓ اِلَّا الْخَاطِؤُ۫نَ۟ Hâkka Suresi 37. Ayetinin Meali (Anlamı):Onu da ancak küfür ve şirk gibi en b ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/09/hakka-suresi-36-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Hâkka Suresi 36. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Hâkka Suresi 36. Ayetinin Arapçası:وَلَا طَعَامٌ اِلَّا مِنْ غِسْل۪ينٍۙ Hâkka Suresi 36. Ayetinin Meali (Anlamı):Cehennemliklerin yaralarından akan ir ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/09/hakka-suresi-35-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Hâkka Suresi 35. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Hâkka Suresi 35. Ayetinin Arapçası:فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هٰهُنَا حَم۪يمٌۙ Hâkka Suresi 35. Ayetinin Meali (Anlamı):Bugün burada onu koruyacak candan ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/09/hakka-suresi-34-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Hâkka Suresi 34. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Hâkka Suresi 34. Ayetinin Arapçası:وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ Hâkka Suresi 34. Ayetinin Meali (Anlamı):Yoksulu doyurmaya önayak olmazdı ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/09/hakka-suresi-33-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Hâkka Suresi 33. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Hâkka Suresi 33. Ayetinin Arapçası:اِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ الْعَظ۪يمِۙ Hâkka Suresi 33. Ayetinin Meali (Anlamı):Çünkü o, sonsuz büyüklük ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/09/hakka-suresi-32-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Hâkka Suresi 32. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Hâkka Suresi 32. Ayetinin Arapçası:ثُمَّ ف۪ي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَاسْلُكُوهُۜ Hâkka Suresi 32. Ayetinin Meali (Anlamı):“Ardından ...