En'âm Sûresi 63. Ayet Tefsiri


63 / 165


En'âm Sûresi Hakkında

En‘âm sûresi çoğunluğun görüşüne göre Mekke’de bir defada inmiştir. Ancak üç veya altı âyetinin Medine’de indiğine dair bir görüş de bulunmaktadır. 165 ayettir. Mushaftaki tertibe göre 6, iniş sırasına göre 55. sûredir. Sûreye isim olan اَلأنْعَامُ (en‘âm) kelimesi Arapça’da “deve, sığır ve koyun gibi evcil hayvanlar, ceylan, geyik ve benzeri yabani hayvanlar ve bir takım binek hayvanları” mânasında kullanılmaktadır. Bu kelime sûrenin 136, 138, 139 ve 142. âyetlerinde altı kez tekrar edilmiştir.

En'âm Sûresi Konusu

Esasen İslâm’ın inanç esaslarının işlendiği bu sûrede özetle şu mevzular yer almaktadır:

    Allah’ın birliğinin delilleri; ilim, irade, kudret gibi sıfatları beyân edilerek şirkin geçersizliği ve âhirette sebep olacağı vahim neticeleri haber verilir. İslâm inancını kabul etmeyen kâfirlerin, Kur’an’ın davetine bigâne kaldıkları takdirde, kendilerinden önceki kâfirlerin uğradıkları hazin akıbete uğrayacakları ikazı yapılır.

    Peygamberin tebliğ vazifesi ve bu vazifeyi ifâ ederken kullandığı imkânların sınırlı oluşu, zengin veya fakir her seviyeden muhatapla münâsebetleri ele alınmakta, özellikle çevreden gelen baskılar sebebiyle fakir müslümanlara olması gereken ilginin azaltılmaması istenmektedir.

    Tevhid mücâdelesinde Resûlullah (s.a.s.) ve etrafındaki müslümanları teselli etmek, münkirlerden gelecek eziyetlere karşı sabırlı olmaya teşvik etmek ve takip edilmesi gereken bir tebliğ metodunu öğretmek gayesiyle Hz. İbrâhim’in putperest kavmiyle olan münâsebetleri, onları şirkten vazgeçirmek için getirdiği deliller üzerinde durulur. Efendimiz’den önceki bütün peygamberlerin hep aynı hidâyet yolunun yolcuları oldukları ve insanları bu doğru yola davet ettikleri, dolayısıyla Peygamberimiz’e düşen vazifenin onların nurlu izinden yürümek olduğu beyân edilir.

    Bir kısım hayvanlar ve ziraat mahsulleriyle alakalı olarak putperest Arapların benimsedikleri yanlış uygulamalar dile getirilip reddedilir ve bu hususta uyulması gereken İslâmî kâideler açıklanır. Haram ve helâli belirleme yetkisinin sadece Allah’a ait olduğu ortaya konur.

    Son olarak ana-babaya iyilik, çocukları öldürmemek, günahları terk etmek, yetim malı yememek, adâletli olmak ve benzeri gibi İslâm’ın temel ahlâkî esasları tekrar edilerek tabi olunacak dosdoğru yolun bu olduğu, bütün ilâhî kitapların hep bu esasları getirdiği, dolayısıyla ölüp âhiret gerçeği ile karşılaşmadan önce bu esaslara uygun bir şekilde iman ederek sadece Allah için bir kulluk yapmanın gereği üzerinde durulur. Yaratılmış olmanın ve imtihan edilmenin gayesi de zaten budur.

En'âm Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada 6., iniş sırasına göre 55. sûredir. Hicr sûresinden sonra, Sâffât sûresinden önce Mekke’de nâzil olmuştur. Tamamına yakınının Mekke’de indiği hususunda ittifak vardır. Abdullah b. Ömer’e ulaşan bir rivayete göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “En‘âm sûresi bana toplu olarak indi. 70.000 melek tesbih ve hamd sözleriyle bu sûrenin inişine eşlik etti” (Taberânî, el-Mu‘cemü’s-sağ^r, I, 145). Abdullah b. Abbas’tan aktarılan bir rivayette de Mekke’de “bir defada” indiği teyit edilmiştir (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, XX, 215). Ancak birkaç âyetinin Medine’de indiğine dair görüşler de vardır (bk. İbn Atıyye, II, 265; Elmalılı, III, 1861).

En'âm Sûresi Fazileti

En‘âm sûresinin faziletine dâir Allah Resûlü (s.a.s.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilir:

“En‘âm sûresi bana toplu olarak indirildi. Yetmiş bin melek tesbih ve hamdederek bu sûrenin indirilişine eşlik etti.” (Taberânî, el-Mu‘cemü’s-sağîr, I, 145)

“En‘âm sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in en üstün sûrelerinden biridir.” (Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân 17)

قُلْ مَنْ يُنَجّ۪يكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةًۚ لَئِنْ اَنْجٰينَا مِنْ هٰذِه۪ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ ﴿٦٣﴾
Karşılaştır 63: Onlara şöyle de: “Karanın ve denizin karanlıklarına, tehlikelerine maruz kaldığınızda sizi bundan kim kurtarır? Ki böyle anlarda tüm samimiyetinizle boyun bükerek, bazan O’na ağlaya sızlaya yakarır, bazan içten içe dua eder ve: «Eğer Allah bizi bu sıkıntıdan kurtarırsa, söz veriyoruz, kesinlikle şükredenlerden olacağız!» diye yalvarırsınız.

TEFSİR:

İster inansın ister inanmasın herkes büyük bir tehlikeyle karşılaştığı zaman fıtratının sesine kulak vererek kâinatın sahibi Allah’a sığınır, O’na yalvarır. Müşrikler de böyleydi; tehlikeli durumlarda Allah’a yalvarıp yakarıyor, tehlike geçince tekrar şirk hallerine dönüyorlardı. Allah’tan başka varlıklarda ilâhî güç tasavvur ediyorlardı. Cenâb-ı Hak onlara ve bu vasıfta olan bütün insanlara buyuruyor ki: “Sizi karanın ve denizin her türlü tehlike, bela ve musibetlerinden kurtaran yalnızca Allah’tır. Bunun farkındasınız. Darda kaldığınız zaman da sadece O’na yalvarıyorsunuz. O halde tehlike anlarında açık ve gizli, korkarak ve boyun bükerek yalnız Allah’a yalvarırken, Allah sizi o tehlikelerden kurtardıktan sonra ne diye önceki mü’min ve muvahhid halinizi devam ettirmiyor ve Allah’a ortaklar koşuyorsunuz? Putların önünde eğiliyor, onlara dua ediyorsunuz? Sizi bu sıkıntılardan o putlar mı kurtardı? Yine böyle sıkıntılar olunca o putlar mı sizi kurtaracak? Hayır, böyle durumlarda yine Allah’a yalvaracaksınız ve dilerse yine sizi O kurtaracaktır. O halde şirki terk edin ve Allah’a gerçek mânada kul olun.”

Şâir, şu beytiyle kurtuluşun ancak Allah Teâlâ’nın lütfüyla gerçekleşeceğini ne güzel terennüm eder:

“Ne mümkün keşti-î ikbâle olmak nâhudâ hâfız

Reîs olsan da bû yemde olur ancak Hudâ hâfız.” (Vehbî, Sünbülzâde)

“Saadet gemisi öyle bir gemidir ki, onu kazaya uğramaktan kurtaracak olan alelâde bir kaptan olamaz. Hattâ sen pek usta ve tecrübeli bir gemici bile olsan, saadet gemini bu hayat denizinde muhafaza edecek olan ancak ve ancak Cenâb-ı Hak’tır.”

Bu konuda Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin şu nasihatları ne kadar tesirlidir:

“Sizden biri herhangi bir belaya düçar olursa; önce kendi kendine o belâdan kurtulmaya çabalasın. Kurtulmayı başaramazsa, idarecilerden veya başkalarından yardım istesin ve kurtulmaya baksın. Bu şekilde kurtulmak kâbil olmadığı takdirde Rabbine dua etmeye, yalvarmaya, tazarru ve niyaza başlasın. O’nun kuvveti ve kudreti önüne serilsin. Duasına icâbet edilmediğini görürse, bıkmasın, O’na yalvarmaktan usanmasın. Tâ bütün sebepler bitip tükeninceye kadar… İşte o sebepler bitip tükendi mi, insan artık sadece bir ruh olarak kalır. Bir ruh halini alınca, yalnız Hakk’ın fiilini görmeye başlar. O zaman tam bir muvahhid yani Allah’ın birliğini kesinlikle kabul eden kişi olur. Ama zarûrî bir şekilde muvahhid olur. Artık kesin bir şekilde bilir ki, hakikatte fâil yalnız Allah’tır. Bunu böyle bildikten sonra, bütün işlerini Allah’a ısmarlar. Bir mülk ve lezzet içinde yaşamaya başlar… Ki bu lezzet ve tat, dünya mülklerinden çok tatlıdır. Bundan böyle o kişinin nefsi, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine takdir ettiği hiçbir şeye karşı buruk yüz göstermez.” (Velîler Ansiklopedisi, II, 463-464)

Allah Teâlâ’nın kudretinin tecelli ettiği alanlardan biri de şudur:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/11/necm-suresi-32-ayet-ne-anlatiyor-174680.jpg
Necm Sûresi 32. Ayet Ne Anlatıyor?

Cenab-ı Hak Buyuruyor: "Kendinizi (övüp övüp) temize çıkarmayın. Allah, kimin takvâ sahibi olduğunu çok iyi bilir." (Necm sûresi, 32) Allah her şeyi ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/03/temizlik-ile-ilgili-ayet-ve-hadisler-171729.jpg
Temizlik İle İlgili Ayet ve Hadisler

Melekler de temizlikten hoşlanır, kirlilikten rahatsız olurlar. İnsanın rûhu da ancak temizlikte huzur bulur. O hâlde bir Müslüman için temizlik, vazg ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/11/amelleri-bosa-cikaran-davranis-174631.jpg
Amelleri Boşa Çıkaran Davranış

Yaptığı iyiliği başa kakmak ile ilgili ayetler. "Ey iman edenler! Başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız iyilikleri boşa çıkarmayın!" (Bakara s ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/11/din-kardesine-giyabinda-dua-etmenin-fazileti-174624.jpg
Din Kardeşine Gıyabında Dua Etmenin Fazileti

Müminin mümine gıyabında dua etmesi ile ilgili ayetler. “Bunlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kar ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2017/09/hasta_dua2-702x336.jpg
Şifa Ayetleri

Şifa; deva demektir. Şifa; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına gelir. Peki hastalara ne şifa olur? KUR’AN’DA G ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/11/haset-ile-ilgili-ayet-ve-hadis-174571.jpg
Haset ile İlgili Ayet ve Hadis

İster din ister dünya nimeti olsun bir kimsenin sahip olduğu nimetin elinden çıkmasını istemek anlamındaki hasedin haram kılınmıştır. HASET İLE İLGİL ...