En'âm Sûresi 46. Ayet Tefsiri


46 / 165


En'âm Sûresi Hakkında

En‘âm sûresi çoğunluğun görüşüne göre Mekke’de bir defada inmiştir. Ancak üç veya altı âyetinin Medine’de indiğine dair bir görüş de bulunmaktadır. 165 ayettir. Mushaftaki tertibe göre 6, iniş sırasına göre 55. sûredir. Sûreye isim olan اَلأنْعَامُ (en‘âm) kelimesi Arapça’da “deve, sığır ve koyun gibi evcil hayvanlar, ceylan, geyik ve benzeri yabani hayvanlar ve bir takım binek hayvanları” mânasında kullanılmaktadır. Bu kelime sûrenin 136, 138, 139 ve 142. âyetlerinde altı kez tekrar edilmiştir.

En'âm Sûresi Konusu

Esasen İslâm’ın inanç esaslarının işlendiği bu sûrede özetle şu mevzular yer almaktadır:

    Allah’ın birliğinin delilleri; ilim, irade, kudret gibi sıfatları beyân edilerek şirkin geçersizliği ve âhirette sebep olacağı vahim neticeleri haber verilir. İslâm inancını kabul etmeyen kâfirlerin, Kur’an’ın davetine bigâne kaldıkları takdirde, kendilerinden önceki kâfirlerin uğradıkları hazin akıbete uğrayacakları ikazı yapılır.

    Peygamberin tebliğ vazifesi ve bu vazifeyi ifâ ederken kullandığı imkânların sınırlı oluşu, zengin veya fakir her seviyeden muhatapla münâsebetleri ele alınmakta, özellikle çevreden gelen baskılar sebebiyle fakir müslümanlara olması gereken ilginin azaltılmaması istenmektedir.

    Tevhid mücâdelesinde Resûlullah (s.a.s.) ve etrafındaki müslümanları teselli etmek, münkirlerden gelecek eziyetlere karşı sabırlı olmaya teşvik etmek ve takip edilmesi gereken bir tebliğ metodunu öğretmek gayesiyle Hz. İbrâhim’in putperest kavmiyle olan münâsebetleri, onları şirkten vazgeçirmek için getirdiği deliller üzerinde durulur. Efendimiz’den önceki bütün peygamberlerin hep aynı hidâyet yolunun yolcuları oldukları ve insanları bu doğru yola davet ettikleri, dolayısıyla Peygamberimiz’e düşen vazifenin onların nurlu izinden yürümek olduğu beyân edilir.

    Bir kısım hayvanlar ve ziraat mahsulleriyle alakalı olarak putperest Arapların benimsedikleri yanlış uygulamalar dile getirilip reddedilir ve bu hususta uyulması gereken İslâmî kâideler açıklanır. Haram ve helâli belirleme yetkisinin sadece Allah’a ait olduğu ortaya konur.

    Son olarak ana-babaya iyilik, çocukları öldürmemek, günahları terk etmek, yetim malı yememek, adâletli olmak ve benzeri gibi İslâm’ın temel ahlâkî esasları tekrar edilerek tabi olunacak dosdoğru yolun bu olduğu, bütün ilâhî kitapların hep bu esasları getirdiği, dolayısıyla ölüp âhiret gerçeği ile karşılaşmadan önce bu esaslara uygun bir şekilde iman ederek sadece Allah için bir kulluk yapmanın gereği üzerinde durulur. Yaratılmış olmanın ve imtihan edilmenin gayesi de zaten budur.

En'âm Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada 6., iniş sırasına göre 55. sûredir. Hicr sûresinden sonra, Sâffât sûresinden önce Mekke’de nâzil olmuştur. Tamamına yakınının Mekke’de indiği hususunda ittifak vardır. Abdullah b. Ömer’e ulaşan bir rivayete göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “En‘âm sûresi bana toplu olarak indi. 70.000 melek tesbih ve hamd sözleriyle bu sûrenin inişine eşlik etti” (Taberânî, el-Mu‘cemü’s-sağ^r, I, 145). Abdullah b. Abbas’tan aktarılan bir rivayette de Mekke’de “bir defada” indiği teyit edilmiştir (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, XX, 215). Ancak birkaç âyetinin Medine’de indiğine dair görüşler de vardır (bk. İbn Atıyye, II, 265; Elmalılı, III, 1861).

En'âm Sûresi Fazileti

En‘âm sûresinin faziletine dâir Allah Resûlü (s.a.s.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilir:

“En‘âm sûresi bana toplu olarak indirildi. Yetmiş bin melek tesbih ve hamdederek bu sûrenin indirilişine eşlik etti.” (Taberânî, el-Mu‘cemü’s-sağîr, I, 145)

“En‘âm sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in en üstün sûrelerinden biridir.” (Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân 17)

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَخَذَ اللّٰهُ سَمْعَكُمْ وَاَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْت۪يكُمْ بِهِۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ ﴿٤٦﴾
Karşılaştır 46: De ki: “Hiç düşündünüz mü, Allah sizin işitme duyunuzu ve gözlerinizi yok etse, kalplerinizin üzerine de mühür vursa, onları size Allah’tan başka hangi ilâh geri verebilir?” Bak, biz âyetleri nasıl döndürüp türlü türlü açıklıyoruz, ama onlar hâlâ yüz çeviriyorlar!

TEFSİR:

Müşrikler Allah’a ortak koşsalar da gökleri, yeri yaratan, gece ile gündüzü peş peşe getiren, güneşi, ayı, yıldızları var eden ve kendilerini de yaratanın Allah olduğunu biliyor ve bunu itiraf ediyorlardı. (bk. Mü’minûn 23/84-89; Ankebût 29/61-63) Onların esas yanlışları, putları Allah’a ortak koşmaları, onlardan yardım ve şefaat beklemeleri ve İslâm’ın inanç esaslarını olduğu gibi kabule yanaşmamaları idi. Dolayısıyla bu ayetlerde aklını çalıştıran herkesin rahatlıkla anlayabileceği sorular sorulup, açıklamalar yapılarak gerçeğin anlaşılması istenmektedir.  Onlara şöyle denilmektedir: İşiten kulaklarınız, gören gözleriniz, idrak eden kalpleriniz var; bunları görüyor, biliyorsunuz. Sizi insan yapan bu kıymetli uzuvları size veren Cenab-ı Hak dilerse mevcut sağırlar, körler, akıl hastası olanlar, bayılanlar ve ölenlerde yaptığı gibi sizden de istediği zaman geri alabilir. Bunu da görüyor ve biliyorsunuz. Allah bunları giderdiğinde, sağırların kulakları, körlerin gözleri açıldığı, akıl hastaları iyileştiği, uyuyanların uyandığı gibi dilediği zaman yine geri verebiliyor. Bunu da görüyorsunuz. Peki Allah bunları alsa fakat vermek istemezse size onları alıp geri verebilecek hiçbir kimse, Allah’tan başka hiçbir kudret düşünülebilir mi? Hele sizin ilâh diye tapındığınız o putlardan birinin bunları iade edebilmesine imkân var mıdır? Şüphesiz ki hayır. O halde bu açık ve türlü türlü delillere rağmen Allah’ın varlığını ve birliğini ve kudretini nasıl inkâr ediyorsunuz? Nasıl olup da Allah’tan başka ilâhlar ediniyorsunuz? Yine nasıl oluyor da öldükten sonra dirilmenin ve kıyâmetin imkânına inanmıyorsunuz? Bu yüzden gelen âyet, insanlığı Allah’ın azabına karşı uyramaktadır:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/saffat-suresi-93-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâffât Suresi 93. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâffât Suresi 93. Ayetinin Arapçası:فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَم۪ينِ Sâffât Suresi 93. Ayetinin Meali (Anlamı):Bunun üzerine yanlarına iyice so ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/saffat-suresi-92-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâffât Suresi 92. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâffât Suresi 92. Ayetinin Arapçası:مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ Sâffât Suresi 92. Ayetinin Meali (Anlamı):“Neyiniz var sizin, niçin konuşmuyorsunuz?”Sâ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/saffat-suresi-91-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâffât Suresi 91. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâffât Suresi 91. Ayetinin Arapçası:فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۚ Sâffât Suresi 91. Ayetinin Meali (Anlamı):İbrâhim fırsatı d ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/saffat-suresi-90-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâffât Suresi 90. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâffât Suresi 90. Ayetinin Arapçası:فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِر۪ينَ Sâffât Suresi 90. Ayetinin Meali (Anlamı):Halk, kendilerine bulaşır korkusuyla onu ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/saffat-suresi-89-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâffât Suresi 89. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâffât Suresi 89. Ayetinin Arapçası:فَقَالَ اِنّ۪ي سَق۪يمٌ Sâffât Suresi 89. Ayetinin Meali (Anlamı):“Gerçekten ben hastayım” dedi.Sâffât Suresi 89. A ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/07/saffat-suresi-88-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâffât Suresi 88. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâffât Suresi 88. Ayetinin Arapçası:فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ Sâffât Suresi 88. Ayetinin Meali (Anlamı):Sonra bir bayram gecesi yıldızlara şöy ...