En'âm Sûresi 59. Ayet Tefsiri


59 / 165


En'âm Sûresi Hakkında

En‘âm sûresi çoğunluğun görüşüne göre Mekke’de bir defada inmiştir. Ancak üç veya altı âyetinin Medine’de indiğine dair bir görüş de bulunmaktadır. 165 ayettir. Mushaftaki tertibe göre 6, iniş sırasına göre 55. sûredir. Sûreye isim olan اَلأنْعَامُ (en‘âm) kelimesi Arapça’da “deve, sığır ve koyun gibi evcil hayvanlar, ceylan, geyik ve benzeri yabani hayvanlar ve bir takım binek hayvanları” mânasında kullanılmaktadır. Bu kelime sûrenin 136, 138, 139 ve 142. âyetlerinde altı kez tekrar edilmiştir.

En'âm Sûresi Konusu

Esasen İslâm’ın inanç esaslarının işlendiği bu sûrede özetle şu mevzular yer almaktadır:

    Allah’ın birliğinin delilleri; ilim, irade, kudret gibi sıfatları beyân edilerek şirkin geçersizliği ve âhirette sebep olacağı vahim neticeleri haber verilir. İslâm inancını kabul etmeyen kâfirlerin, Kur’an’ın davetine bigâne kaldıkları takdirde, kendilerinden önceki kâfirlerin uğradıkları hazin akıbete uğrayacakları ikazı yapılır.

    Peygamberin tebliğ vazifesi ve bu vazifeyi ifâ ederken kullandığı imkânların sınırlı oluşu, zengin veya fakir her seviyeden muhatapla münâsebetleri ele alınmakta, özellikle çevreden gelen baskılar sebebiyle fakir müslümanlara olması gereken ilginin azaltılmaması istenmektedir.

    Tevhid mücâdelesinde Resûlullah (s.a.s.) ve etrafındaki müslümanları teselli etmek, münkirlerden gelecek eziyetlere karşı sabırlı olmaya teşvik etmek ve takip edilmesi gereken bir tebliğ metodunu öğretmek gayesiyle Hz. İbrâhim’in putperest kavmiyle olan münâsebetleri, onları şirkten vazgeçirmek için getirdiği deliller üzerinde durulur. Efendimiz’den önceki bütün peygamberlerin hep aynı hidâyet yolunun yolcuları oldukları ve insanları bu doğru yola davet ettikleri, dolayısıyla Peygamberimiz’e düşen vazifenin onların nurlu izinden yürümek olduğu beyân edilir.

    Bir kısım hayvanlar ve ziraat mahsulleriyle alakalı olarak putperest Arapların benimsedikleri yanlış uygulamalar dile getirilip reddedilir ve bu hususta uyulması gereken İslâmî kâideler açıklanır. Haram ve helâli belirleme yetkisinin sadece Allah’a ait olduğu ortaya konur.

    Son olarak ana-babaya iyilik, çocukları öldürmemek, günahları terk etmek, yetim malı yememek, adâletli olmak ve benzeri gibi İslâm’ın temel ahlâkî esasları tekrar edilerek tabi olunacak dosdoğru yolun bu olduğu, bütün ilâhî kitapların hep bu esasları getirdiği, dolayısıyla ölüp âhiret gerçeği ile karşılaşmadan önce bu esaslara uygun bir şekilde iman ederek sadece Allah için bir kulluk yapmanın gereği üzerinde durulur. Yaratılmış olmanın ve imtihan edilmenin gayesi de zaten budur.

En'âm Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada 6., iniş sırasına göre 55. sûredir. Hicr sûresinden sonra, Sâffât sûresinden önce Mekke’de nâzil olmuştur. Tamamına yakınının Mekke’de indiği hususunda ittifak vardır. Abdullah b. Ömer’e ulaşan bir rivayete göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “En‘âm sûresi bana toplu olarak indi. 70.000 melek tesbih ve hamd sözleriyle bu sûrenin inişine eşlik etti” (Taberânî, el-Mu‘cemü’s-sağ^r, I, 145). Abdullah b. Abbas’tan aktarılan bir rivayette de Mekke’de “bir defada” indiği teyit edilmiştir (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, XX, 215). Ancak birkaç âyetinin Medine’de indiğine dair görüşler de vardır (bk. İbn Atıyye, II, 265; Elmalılı, III, 1861).

En'âm Sûresi Fazileti

En‘âm sûresinin faziletine dâir Allah Resûlü (s.a.s.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilir:

“En‘âm sûresi bana toplu olarak indirildi. Yetmiş bin melek tesbih ve hamdederek bu sûrenin indirilişine eşlik etti.” (Taberânî, el-Mu‘cemü’s-sağîr, I, 145)

“En‘âm sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in en üstün sûrelerinden biridir.” (Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân 17)

وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَٓا اِلَّا هُوَۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ اِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ ف۪ي ظُلُمَاتِ الْاَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ ﴿٥٩﴾
Karşılaştır 59: Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; başkası onları bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun bilgisi dışında dalından bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıkları içindeki bir tek dâneyi, yaş ve kuru ne varsa her şeyi bilir. Bütün bunlar, gerçeği tüm netliği ile gösteren apaçık bir kitapta yer almaktadır.

TEFSİR:

Bu âyet-i kerîme Allah Teâlâ’nın ilminin genişliğini ve kuşatıcılığını beyân eder. Şöyle ki: Akıl ve duyu organlarıyla bilinmesi mümkün olmayan “gaybın anahtarları”, diğer bir mânaya göre “gaybın hazîneleri” Allah’ın emrindedir. Daha açılmamış, vücuda gelmemiş, insanların ilmi ulaşmamış, ulaşması da mümkün olmayan öyle gayb hazineleri vardır ki, bütün bunların kendileri, kapıları ve anahtarları Allah’ın kudret elindedir. Bunları O’ndan başka kimse bilmez, sadece O bilir. Cenab-ı Hak bunları bildiği gibi, en ince noktalarına kadar bütün varlıkları, örnek vermek gerekirse karada ve denizde bulunan her şeyi bilir. Hatta onun bilgisi olmadan bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içine düşen en küçük bir daneyi, yaş ve kuru her şeyi bilir. Görünmeyen ve görünen, düşünülen ve hissedilen, büyük küçük, düşen ve yerinde duran, hayatta kalan ve ölen hâsılı olmuş olacak, gizli açık her şey apaçık bir kitapta kaydedilmiştir. Bütün bunlar Allah’ın ilminde veya Levh-i Mahfuz’da yer almaktadır. Allah Teâlâ bunları kuşatıcı bir bilgi, ezici bir kudret ve ince bir hikmetle yaratıp düzenlemektedir.

Böyle sınırsız, nihayetsiz ve kuşatıcı ilim sahibi Cenâb-ı Hakk’ın, üzerimizde hergün, her an kesintisiz cereyan edip duran tecellî ve tasarruflarına dikkat çekmek üzere buyruluyor ki:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/05/nahl-suresi-9-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Nahl Suresi 9. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Nahl Suresi 9. Ayetinin Arapçası:وَعَلَى اللّٰهِ قَصْدُ السَّب۪يلِ وَمِنْهَا جَٓائِرٌۜ وَلَوْ شَٓاءَ لَهَدٰيكُمْ اَجْمَع۪ينَ۟ Nahl Suresi 9. Ayetinin ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/05/nahl-suresi-8-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Nahl Suresi 8. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Nahl Suresi 8. Ayetinin Arapçası:وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَم۪يرَ لِتَرْكَبُوهَا وَز۪ينَةًۜ وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ Nahl Suresi 8. Ayetini ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/05/nahl-suresi-7-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Nahl Suresi 7. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Nahl Suresi 7. Ayetinin Arapçası:وَتَحْمِلُ اَثْقَالَكُمْ اِلٰى بَلَدٍ لَمْ تَكُونُوا بَالِغ۪يهِ اِلَّا بِشِقِّ الْاَنْفُسِۜ اِنَّ رَبَّكُمْ لَرَؤُ۫فٌ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/05/nahl-suresi-6-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Nahl Suresi 6. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Nahl Suresi 6. Ayetinin Arapçası:وَلَكُمْ ف۪يهَا جَمَالٌ ح۪ينَ تُر۪يحُونَ وَح۪ينَ تَسْرَحُونَۖ Nahl Suresi 6. Ayetinin Meali (Anlamı):Akşamleyin ağıll ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/05/nahl-suresi-5-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Nahl Suresi 5. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Nahl Suresi 5. Ayetinin Arapçası:وَالْاَنْعَامَ خَلَقَهَاۚ لَكُمْ ف۪يهَا دِفْءٌ وَمَنَافِعُ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۖ Nahl Suresi 5. Ayetinin Meali (Anla ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/05/nahl-suresi-4-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Nahl Suresi 4. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Nahl Suresi 4. Ayetinin Arapçası:خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪يمٌ مُب۪ينٌ Nahl Suresi 4. Ayetinin Meali (Anlamı):O, insanı küçüc ...