Sebe' Sûresi(34) 30. Ayet


30 / 54


# Meal Ayet
Arapça قُلْ لَكُمْ م۪يعَادُ يَوْمٍ لَا تَسْتَأْخِرُونَ عَنْهُ سَاعَةً وَلَا تَسْتَقْدِمُونَ۟
Türkçe Okunuşu * Kul lekum mî’âdu yevmin lâ teste/ḣirûne ‘anhu sâ’aten velâ testakdimûn(e)
1. Ömer Çelik Meali De ki: “Sizin için belirlenmiş öyle bir gün var ki, o gün gelip çattığında, ne onu bir an geri alabilirsiniz, ne de bir an ileri geçirebilirsiniz!”
2. Diyanet Vakfı Meali De ki: Size öyle bir gün vâdedilmiştir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.
3. Diyanet İşleri (Eski) Meali De ki: "Size, bir gün tayin edilmiştir. Ondan bir saat ne geri kalabilirsiniz ne de öne geçebilirsiniz."
4. Diyanet İşleri (Yeni) Meali De ki: “Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.”
5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali De ki: "Size vaad edilen öyle bir gündür ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."
6. Elmalılı Meali (Orjinal) Meali De ki: size bir gün mîadı ki ondan bir saat geri de kalamazsınız, ileri de geçemezsiniz
7. Hasan Basri Çantay Meali De ki: «Size va'd olunan, öyle bir gündür ki siz ondan bir saat geri de kalamazsınız, (onun) berisine de geçemezsiniz».
8. Hayrat Neşriyat Meali De ki: “Sizin için va'd edilen öyle bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de öne geçebilirsiniz.”
9. Ali Fikri Yavuz Meali (Rasûlüm, onlara) de ki: “- Size vaad olunan öyle bir gündür ki, ondan bir an geri de kalamazsınız, ileri de geçemezsiniz.”
10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali De ki: «Sizin için bir mev'ud gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz ve ne de ileri geçebilirsiniz.»
11. Ümit Şimşek Meali De ki: Sizin için belirlenmiş bir vakit var ki, onun ne bir saat önüne geçebilir, ne de gerisinde kalabilirsiniz.
12. Yusuf Ali (English) Meali Say: "The appointment to you is for a Day, which ye cannot put back for an hour nor put forward."
Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir.
Sebe' Sûresi 30. ayetinin tefsiri için tıklayınız
* Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/12/kurani-husu-ve-huzur-ile-dinyelenin-mukafati-189779-m.jpg
Kur’ân’ı Huşû ve Huzûr İle Dinleyenlerin Mükafatı

Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (el-Aʻrâf 7/204) Kur’ân okunduğu zaman, âyetlerin ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/12/kurani-guzel-sesle-okumak-189773.jpg
Kur’ân’ı Güzel Sesle Okumak

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır: “Allah, güzel sesli bir peygamberin, Kur’ân’ı tegannî ile yüksek sesle okumasından râzı olduğu kad ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/12/buyuklere-ve-alimlere-saygi-gostermek-ile-ilgili-ayet-189775.jpeg
Büyüklere ve Alimlere Saygı Göstermek ile İlgili Ayet

“De ki, bilenlerle bilmeyenler hiç bir olur mu? Bunu ancak akıl sahipleri anlar.” (Zümer sûresi (39),9) İnsanları birbirinden ayıran ve farklı kıla ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/12/kurani-tecvid-ve-tertil-uzere-okumanin-onemi-189774-m.jpg
Kur’ân’ı Tecvîd ve Tertîl Üzere Okumanın Önemi

Kur’ân okumanın bir takım usul ve kâideleri vardır. Onu, harflerinin mahreç ve sıfatlarına riâyet edip vakıf, vasıl, sekte vb. tilâvet kâidelerine uya ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/12/kurana-temiz-olarak-dokunmak-189767.jpg
Kur’ân’a Temiz Olarak Dokunmak

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Ona tam bir sûrette temizlenmiş (yani tertemiz) olanlardan başkası dokunamaz.” (el-Vâkıa 56/79) Rasûlullah (s.a.v) Efend ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/12/kuran-i-kerimden-hakkiyla-istifade-edebilmenin-sirri-189766-m.jpg
Kur’ân-ı Kerîm’den Hakkıyla İstifâde Edebilmenin Sırrı

Kur’ân-ı Kerîm’den hakkıyla istifâde edebilmek, onu kalben ve huşû ile okuyabildiğimiz nisbette gerçekleşir. Kelâmullah’ı okuyan insan Allah Teâlâ’nın ...