Şuarâ Sûresi 60-66. Ayet Tefsiri


60-66 / 227


Şuarâ Sûresi Hakkında

Şuarâ sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 224-227. âyetlerin Medine’de indiği söylenir. 227 âyettir. İsmini 224. âyette geçen ve “şâirler” mânasına gelen اَلشُّعَرَاءُ (şuarâ) kelimesinden alır. Sûrenin ayrıca “Tâ. Sîn. Mîm” ve birkaç peygamberin kıssasını ihtivâ etmesi sebebiyle الجامعة (Câmia) isimleri de vardır. Resmî sıralamada 26, iniş sırasına göre 47. sûredir.  

Şuarâ Sûresi Konusu

Furkan sûresinde yer alan “inzâr: Allah’ın azabıyla tehdit ve uyarı”, bu sûrede peygamber kıssalarından verilen muşahhas misallerle genişçe izah edilerek, İslâm’ı tüm yönleriyle bir hayat nizamı hâlinde tebliğ ve tatbik edip yerleştirmeye çalışan Resûlullah (s.a.s.) teselli buyrulur. Bu gâyeye matuf olarak yedi peygamber kıssası anlatılır. Bahsi geçen peygamberlerin gerçek peygamber olması gibi, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in de gerçek peygamber, ona indirilen kitabın da Allah kelâmı gerçek bir Kur’an olduğu haber verilir. Allah Teâlâ’nın varlık âlemine yerleştirdiği kevnî âyetler, önceki peygamberlerin gösterdiği mûcizeler, kavimlerinin başına inen ilâhî kahır tecellîleri ve bizzat Kur’ân-ı Kerîm’in mûcizevî yapısı bu hakîkatin şahididir. Bu gerçekler ışığında Resûlullah (s.a.s.) bir kâhin ve şâir olmadığı gibi, Kur’an da bir kehânet ve şiir değildir. Şeytanların böyle her yönüyle ulvî ve hârikulâde bir söz indirmeleri mümkün olmadığı gibi, hangi vadide dolaştıkları belli olmayan şâirlerin de bunun gibi bir söz söylemeleri muhaldir.  O, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in kalbine Cebrâil (a.s.) tarafından inzal edilmiş, insanlığı ilâhî azap ile uyarıp ebedî nimetlerle müjdelemek maksadını taşıyan Allah kelâmıdır. Gerçek kurtuluş, ancak onun tâlimatlarına inanıp itaat etmekle mümkün olabilecektir. Sûre boyunca Cenâb-ı Hakk’ın “Azîz: çok güçlü, kuvvetli, mağlup edilemez bir kudret sahibi” ismi ile birlikte “Rahîm: çok merhametli” ismi tekrar edilir. İnsanlık tarihi, O’nun rahmet tecellilerine olduğu gibi gazap tecellilerine de şâhitlik etmektedir. Bu durumda, Allah’ın rahmetine mi, yoksa gazabına mı müstahak olmaya karar vermenin insanların kendi tercihlerine kaldığına işaret edilir.

Şuarâ Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada yirmi altıncı, iniş sırasına göre kırk yedinci sûredir. Vâkıa sûresinden sonra, Neml sûresinden önce Mekke’de inmiştir. 197. âyeti ile son dört âyetinin (224-227) Medine döneminde indiğine dair rivayetler de vardır (Süyûtî, el-İtkån, I, 12; İbn Âşûr, XIX, 89-90).

فَاَتْبَعُوهُمْ مُشْرِق۪ينَ ﴿٦٠﴾
فَلَمَّا تَرَٓاءَ الْجَمْعَانِ قَالَ اَصْحَابُ مُوسٰٓى اِنَّا لَمُدْرَكُونَۚ ﴿٦١﴾
قَالَ كَلَّاۚ اِنَّ مَعِيَ رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ ﴿٦٢﴾
فَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَۜ فَانْفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظ۪يمِۚ ﴿٦٣﴾
وَاَزْلَفْنَا ثَمَّ الْاٰخَر۪ينَۚ ﴿٦٤﴾
وَاَنْجَيْنَا مُوسٰى وَمَنْ مَعَهُٓ اَجْمَع۪ينَۚ ﴿٦٥﴾
ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَر۪ينَۜ ﴿٦٦﴾
Karşılaştır 60: Derken Firavun ve ordusu güneş doğup ortalığı aydınlatırken onlara yetişti.
Karşılaştır 61: İki topluluk birbirini görecek kadar yaklaşınca, Mûsâ’nın beraberindekiler: “Eyvâh! Yakalandık!” dediler.
Karşılaştır 62: Mûsâ: “Hayır, korkmayın!” dedi, “Rabbim elbette benimledir. Bana kurtuluş yolunu mutlaka gösterecektir.”
Karşılaştır 63: Biz de Mûsâ’ya: “Asân ile denize vur!” diye emrettik. Mûsâ vurur vurmaz deniz yarıldı, on iki yol açıldı, öyle ki koridor gibi açılan yolların iki yanındaki sular birer büyük dağ gibi yığıldı.
Karşılaştır 64: Firavun ve ordusunu da oraya yaklaştırdık.
Karşılaştır 65: Mûsâ’yı ve beraberinde bulunan herkesi kurtardık.
Karşılaştır 66: Ardından diğerlerini suda boğduk.

TEFSİR:

Mûsâ (a.s.) yanındakilerle beraber Kızıl Deniz’in kıyısına ulaştıkları sırada Firavun da ordusuyla beraber arkalarından yetişti. İki ordu birbirini görecek kadar yaklaşınca Mûsâ (a.s.)’ın yanındakiler, baskına uğrayıp helâk olmaktan korktular. Cenâb-ı Hakk’ın emriyle Hz. Mûsâ asâsını denize vurdu; denizde kupkuru bir yol açıldı. (bk. Tâhâ 20/77) Yolun kenarındaki sular büyük dağlar gibiydi. Mûsâ (a.s.) ve İsrâiloğulları o yollardan denizi karşıya geçtiler. Fakat yine Allah’ın emriyle Mûsâ (a.s.) denizde açtığı yolu açık bıraktı. (bk. Duhân 44/24) Çünkü Firavun ve ordusu açık bulduğu bu yollara girecek, İsrâiloğullarını takibe devam edecekti. Nitekim öyle de oldu. Firavun ordusuyla birlikte deniz içinde açık olan yollara girip, en arka sırada bulunanlar da denizin sınırları içine dâhil olunca, birden yollar kayboldu. Büyük dağlar gibi su kütleleri birbirine girdi. Bunlar arasında kalan azgın Firavun ve askerleri, bir fert hariçte kalmayacak şekilde boğularak denizin dibini boyladılar. (bk. Yûnus 10/90-93; Tâhâ 20/77-79)

Anlatılan bu kıssada Peygamber düşmanlarının alacağı bir ders vardır:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/07/araf-suresinin-170-ayeti-ne-anlatiyor-195878-m.jpg
Araf Suresinin 170. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: وَالَّذ۪ينَ يُمَسِّكُونَ بِالْكِتَابِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۜ اِنَّا لَا نُض۪يعُ اَجْرَ الْمُصْلِح۪ينَ Kitaba sımsıkı sarı ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/07/araf-suresinin-162-ayeti-ne-anlatiyor-195860-m.jpg
Araf Suresinin 162. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: فَبَدَّلَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ قَوْلًا غَيْرَ الَّذ۪ي ق۪يلَ لَهُمْ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِجْزًا مِنَ السَّمَٓاء ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/07/araf-suresinin-158-ayeti-ne-anlatiyor-195826-m.jpg
Araf Suresinin 158. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ جَم۪يعًاۨ الَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ لَٓا ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/07/araf-suresinin-151-ayeti-ne-anlatiyor-195812-m.jpg
Araf Suresinin 151. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَلِاَخ۪ي وَاَدْخِلْنَا ف۪ي رَحْمَتِكَۘ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ۟ Mûsâ, “Ey rabbim! Beni ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/07/hz-omerin-ra-hafizlara-verdigi-ogutler-195805-m.jpg
Hz. Ömer’in (ra.) Hâfızlara Verdiği Öğütler

Ashâb-ı kirâm, her hususta olduğu gibi Kur’ân’a bağlılık ve onun muhtevâsını gönül âlemlerinde hazmederek canlı bir Kur’ân hayâtı yaşama husûsunda da ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/07/araf-suresinin-147-ayeti-ne-anlatiyor-195797-m.jpg
Araf Suresinin 147. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَلِقَٓاءِ الْاٰخِرَةِ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۜ هَلْ يُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كَانُوا ...