Şuarâ Sûresi 46-51. Ayet Tefsiri


46-51 / 227


Şuarâ Sûresi Hakkında

Şuarâ sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 224-227. âyetlerin Medine’de indiği söylenir. 227 âyettir. İsmini 224. âyette geçen ve “şâirler” mânasına gelen اَلشُّعَرَاءُ (şuarâ) kelimesinden alır. Sûrenin ayrıca “Tâ. Sîn. Mîm” ve birkaç peygamberin kıssasını ihtivâ etmesi sebebiyle الجامعة (Câmia) isimleri de vardır. Resmî sıralamada 26, iniş sırasına göre 47. sûredir.  

Şuarâ Sûresi Konusu

Furkan sûresinde yer alan “inzâr: Allah’ın azabıyla tehdit ve uyarı”, bu sûrede peygamber kıssalarından verilen muşahhas misallerle genişçe izah edilerek, İslâm’ı tüm yönleriyle bir hayat nizamı hâlinde tebliğ ve tatbik edip yerleştirmeye çalışan Resûlullah (s.a.s.) teselli buyrulur. Bu gâyeye matuf olarak yedi peygamber kıssası anlatılır. Bahsi geçen peygamberlerin gerçek peygamber olması gibi, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in de gerçek peygamber, ona indirilen kitabın da Allah kelâmı gerçek bir Kur’an olduğu haber verilir. Allah Teâlâ’nın varlık âlemine yerleştirdiği kevnî âyetler, önceki peygamberlerin gösterdiği mûcizeler, kavimlerinin başına inen ilâhî kahır tecellîleri ve bizzat Kur’ân-ı Kerîm’in mûcizevî yapısı bu hakîkatin şahididir. Bu gerçekler ışığında Resûlullah (s.a.s.) bir kâhin ve şâir olmadığı gibi, Kur’an da bir kehânet ve şiir değildir. Şeytanların böyle her yönüyle ulvî ve hârikulâde bir söz indirmeleri mümkün olmadığı gibi, hangi vadide dolaştıkları belli olmayan şâirlerin de bunun gibi bir söz söylemeleri muhaldir.  O, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in kalbine Cebrâil (a.s.) tarafından inzal edilmiş, insanlığı ilâhî azap ile uyarıp ebedî nimetlerle müjdelemek maksadını taşıyan Allah kelâmıdır. Gerçek kurtuluş, ancak onun tâlimatlarına inanıp itaat etmekle mümkün olabilecektir. Sûre boyunca Cenâb-ı Hakk’ın “Azîz: çok güçlü, kuvvetli, mağlup edilemez bir kudret sahibi” ismi ile birlikte “Rahîm: çok merhametli” ismi tekrar edilir. İnsanlık tarihi, O’nun rahmet tecellilerine olduğu gibi gazap tecellilerine de şâhitlik etmektedir. Bu durumda, Allah’ın rahmetine mi, yoksa gazabına mı müstahak olmaya karar vermenin insanların kendi tercihlerine kaldığına işaret edilir.

Şuarâ Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada yirmi altıncı, iniş sırasına göre kırk yedinci sûredir. Vâkıa sûresinden sonra, Neml sûresinden önce Mekke’de inmiştir. 197. âyeti ile son dört âyetinin (224-227) Medine döneminde indiğine dair rivayetler de vardır (Süyûtî, el-İtkån, I, 12; İbn Âşûr, XIX, 89-90).

فَاُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِد۪ينَۙ ﴿٤٦﴾
قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ﴿٤٧﴾
رَبِّ مُوسٰى وَهٰرُونَ ﴿٤٨﴾
قَالَ اٰمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْۚ اِنَّهُ لَكَب۪يرُكُمُ الَّذ۪ي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَۚ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَۜ لَاُقَطِّعَنَّ اَيْدِيَكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْ اَجْمَع۪ينَ ﴿٤٩﴾
قَالُوا لَا ضَيْرَۘ اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ ﴿٥٠﴾
اِنَّا نَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَايَانَٓا اَنْ كُنَّٓا اَوَّلَ الْمُؤْمِن۪ينَۜ۟ ﴿٥١﴾
Karşılaştır 46: Gerçeği farkeden sihirbazlar derhal secdeye kapandılar:
Karşılaştır 47: “Şüphesiz biz Âlemlerin Rabbine iman ettik!”
Karşılaştır 48: “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine!” dediler.
Karşılaştır 49: Firavun hiddetle: “Demek, ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Meğer size sihri öğreten ustanız oymuş! Ama size ne yapacağımı yakında bileceksiniz! Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi mutlaka asacağım!” diye bağırdı.
Karşılaştır 50: Sihirbazlar: “Hiç önemi yok” dediler, “biz nasıl olsa Rabbimize döneceğiz.”
Karşılaştır 51: “Doğrusu biz, Mûsâ’ya inananların ilki olduğumuz için, umarız Rabbimiz hatalarımızı bağışlar.”

TEFSİR:

Hidâyet güneşinin şuaları onların, Firavun’un şirk temelleri üzerine kurulmuş bozuk düzeni içinde kararmış ve tortulanmış kalpleri üzerinde dolaşmaya başladı. İlâhî kudret ve azamet tecellisi karşısında çakan iman şimşeği gönüllerinin merkezine doğru ilerledi. Az önce parayla kiralanmış, ustalıklarına karşı Firavun’dan karşılık bekleyen sıradan insanlar iken, kalplerine dokunan ilâhî hakîkat parıltısı onları birden değiştirdi. Benliklerini titreten bir sarsılışla onları âniden dünyevî bütün menfaat kaygılarından vazgeçirdi. Kalplerini saran sapıklık paslarını silerek, ruhlarının derinliklerine ulaştı. Onları tertemiz yapıp diriltti; Hakka boyun eğen ihlaslı kullar haline getirdi. Böylece secdeye kapanarak Âlemlerin Rabbine, Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine inandıklarını ilan ettiler. Burada insan kalbinin hidâyet ve dalâlet bakımından ne kadar esrârengîz bir husûsiyete sahip olduğu dikkat çeker. Biraz önce dünyadan başka bir hedefi olmayan bu insanlar, bir anda seçkin mü’minler haline geldiler. Hem de azgın, zalim bir iktidarın karşısında apaçık iman etmelerinin ne gibi sonuçları ve cezaları olacağını düşünmeden, zorba iktidar sahibinin ne söyleyeceğine ve ne yapacağına aldırmadan imanlarını haykırdılar. Firavun’un “asarım, keserim” tehditlerine karşı da metânetlerini bozmadan: “Hiç önemi yok, biz nasıl olsa Rabbimize döneceğiz” (Şu’arâ 26/50) dediler ve önceki günahları için de Allah Teâlâ’dan bağışlanma niyaz ettiler. (bk. 7/120-126; Tâhâ 20/70-73)

Sihirbazların şehâdetinin ardından vuku bulan hâdiseler öyle bir noktaya geldi ki nihâyet:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/comertlikle-ilgili-ayetler-195425-m.jpg
Cömertlikle İlgili Ayetler

“Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir.” (Sebe’ sûresi (34), 39) Bir anlamda el açıklığı diye ifade edilebilecek olan ker ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/enam-suresinin-152-ayeti-ne-anlatiyor-195417-m.jpg
Enam Suresinin 152. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَت۪يمِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُۚ وَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يز ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/hafiz-osman-onal---bakara-suresi-183-186-ayetler-asir-dinle-195410-m.jpg
Hafız Osman Önal - Bakara Sûresi 183-186. Ayetler (Aşır Dinle)

Bakara sûresi 286 ayettir. Medine’de on senelik bir müddet içinde peyderpey nâzil olmuştur. Mushaf tertîbine göre 2, nüzûl sırasına göre 87. sûredir ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/quotherkes-kendi-mizac-ve-mesrebine-gore-is-yaparquot-ayeti-isra-suresi-84-195412-m.jpg
"Herkes, Kendi Mizaç ve Meşrebine Göre İş Yapar" Ayeti (İsrâ Sûresi 84)

De ki: “Herkes fıtrat ve mizacına göre amel eder. Fakat kimin daha doğru bir yolda olduğunu en iyi Rabbiniz bilir.” (İsra 84)  اَلشَّاكِلَةُ (şâki ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/enam-suresinin-149-ayeti-ne-anlatiyor-195397-m.jpg
Enâm Suresinin 149. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: قُلْ فَلِلّٰهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُۚ فَلَوْ شَٓاءَ لَهَدٰيكُمْ اَجْمَع۪ينَ De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındı ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/enam-suresinin-145-ayeti-ne-anlatiyor-195379-m.jpg
Enâm Suresinin 145. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: قُلْ لَٓا اَجِدُ ف۪ي مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلٰى طَاعِمٍ يَطْعَمُهُٓ اِلَّٓا اَنْ يَكُونَ مَيْتَةً اَوْ دَمًا م ...