Şuarâ Sûresi 192-195. Ayet Tefsiri


192-195 / 227


Şuarâ Sûresi Hakkında

Şuarâ sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 224-227. âyetlerin Medine’de indiği söylenir. 227 âyettir. İsmini 224. âyette geçen ve “şâirler” mânasına gelen اَلشُّعَرَاءُ (şuarâ) kelimesinden alır. Sûrenin ayrıca “Tâ. Sîn. Mîm” ve birkaç peygamberin kıssasını ihtivâ etmesi sebebiyle الجامعة (Câmia) isimleri de vardır. Resmî sıralamada 26, iniş sırasına göre 47. sûredir.  

Şuarâ Sûresi Konusu

Furkan sûresinde yer alan “inzâr: Allah’ın azabıyla tehdit ve uyarı”, bu sûrede peygamber kıssalarından verilen muşahhas misallerle genişçe izah edilerek, İslâm’ı tüm yönleriyle bir hayat nizamı hâlinde tebliğ ve tatbik edip yerleştirmeye çalışan Resûlullah (s.a.s.) teselli buyrulur. Bu gâyeye matuf olarak yedi peygamber kıssası anlatılır. Bahsi geçen peygamberlerin gerçek peygamber olması gibi, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in de gerçek peygamber, ona indirilen kitabın da Allah kelâmı gerçek bir Kur’an olduğu haber verilir. Allah Teâlâ’nın varlık âlemine yerleştirdiği kevnî âyetler, önceki peygamberlerin gösterdiği mûcizeler, kavimlerinin başına inen ilâhî kahır tecellîleri ve bizzat Kur’ân-ı Kerîm’in mûcizevî yapısı bu hakîkatin şahididir. Bu gerçekler ışığında Resûlullah (s.a.s.) bir kâhin ve şâir olmadığı gibi, Kur’an da bir kehânet ve şiir değildir. Şeytanların böyle her yönüyle ulvî ve hârikulâde bir söz indirmeleri mümkün olmadığı gibi, hangi vadide dolaştıkları belli olmayan şâirlerin de bunun gibi bir söz söylemeleri muhaldir.  O, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in kalbine Cebrâil (a.s.) tarafından inzal edilmiş, insanlığı ilâhî azap ile uyarıp ebedî nimetlerle müjdelemek maksadını taşıyan Allah kelâmıdır. Gerçek kurtuluş, ancak onun tâlimatlarına inanıp itaat etmekle mümkün olabilecektir. Sûre boyunca Cenâb-ı Hakk’ın “Azîz: çok güçlü, kuvvetli, mağlup edilemez bir kudret sahibi” ismi ile birlikte “Rahîm: çok merhametli” ismi tekrar edilir. İnsanlık tarihi, O’nun rahmet tecellilerine olduğu gibi gazap tecellilerine de şâhitlik etmektedir. Bu durumda, Allah’ın rahmetine mi, yoksa gazabına mı müstahak olmaya karar vermenin insanların kendi tercihlerine kaldığına işaret edilir.

Şuarâ Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada yirmi altıncı, iniş sırasına göre kırk yedinci sûredir. Vâkıa sûresinden sonra, Neml sûresinden önce Mekke’de inmiştir. 197. âyeti ile son dört âyetinin (224-227) Medine döneminde indiğine dair rivayetler de vardır (Süyûtî, el-İtkån, I, 12; İbn Âşûr, XIX, 89-90).

وَاِنَّهُ لَتَنْز۪يلُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ ﴿١٩٢﴾
نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَم۪ينُۙ ﴿١٩٣﴾
عَلٰى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِر۪ينَۙ ﴿١٩٤﴾
بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُب۪ينٍۜ ﴿١٩٥﴾
Karşılaştır 192: Şüphesiz bu Kur’an, Âlemlerin Rabbi Allah tarafından indirilen bir kitaptır.
Karşılaştır 193: Onu Rûhu’l-Emîn indiriyor,
Karşılaştır 194: Senin kalbine. Uyarıcılardan olasın diye.
Karşılaştır 195: Apaçık bir Arapça ile.

TEFSİR:

Sûrenin girişinde Kur’ân-ı Kerîm’den bahsedildiği gibi, arada ibret ve ders yüklü yedi kıssa anlatıldıktan sonra tekrar söz Allah kelâmına getirildi. Kur’an, bir insan sözü değil, Cenâb-ı Hakk’ın katından gelmiş ilâhî bir kelâmdır. Onu Rûhu’l-Emîn Resûlullah (s.a.s.)’in kalb-i pâkine (bk. Bakara 2/97) apaçık bir Arapça ile indirmiştir. Maksat, önce Mekkelileri sonra da peyderpey ulaştığı tüm insanlığı onunla uyarmaktır. (bk. Şûrâ 42/7)

Burada Cebrâil (a.s.)’ın “Rûhu’l-Emîn” yani “Güvenilir Ruh” ismiyle anılması dikkat çekicidir. Hedef, Kur’ân-ı Kerîm’in tağyir, tahrif ve tebdile maruz maddi bir vasıta aracılığı ile değil de, hiç bir maddiliği olmayan, bütünüyle güvenilir saf bir Ruh aracılığı ile vahyedildiğini beyân etmektir. Bu Güvenilir Ruh, Allah’ın âyetlerini, kendisine emânet edilen lafız ve mâna, şekil ve muhteva içinde aynen getirmektedir. Onun âyetlerde herhangi bir değişiklik yapması, onlara şu veya bu şekilde ilâvede bulunması mümkün değildir.

Öyle Kur’an ki:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri