Yusuf Sûresi 102-104. Ayet Tefsiri


102-104 / 111


Yusuf Sûresi Hakkında

Yûsuf sûresi Mekke’de inmiştir. 111 âyettir. İsmini, içinde kıssası tafsilatlı bir şekilde anlatılan Yûsuf (a.s.)’dan alır. Mushaf tertibine göre 12, iniş sırasına göre 53. sûredir.

Yusuf Sûresi Konusu

Sûrenin ilk üç âyetinde gerçekleri açıklayan ve apaçık bir kitap olan Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerine, mânaları üzerinde aklımızı çalıştırıp anlayabilmemiz için Kur’an’ın Arapça olarak indirildiğine ve bu sûrede kıssaların en güzelinin anlatılacağına dikkat çekildikten sonra, 4. âyetten başlayarak 101. âyete kadar Yûsuf (a.s.)’ın kıssası anlatılır. Sûre, kıssadan alınması gereken ders, ibret ve öğütlerle nihâyete erer.

Yusuf Sûresi Nuzül Sebebi

Sa‘d b. Ebî Vakkâs (r.a.) der ki: Kur’ân-ı Kerîm Resûlullah (s.a.s.)’e indirilmeye başladı. Efendimiz (s.a.s.) bir müddet ashâbına inen âyetleri okudu. Onların, “Bize, biraz da kıssa anlatsanız” demeleri üzerine “Biz sana vahyettiğimiz bu Kur’an ile kıssaların en güzelini anlatıyoruz” (Yûsuf 12/3) diye başlayan Yûsuf (a.s.)’ın kıssası nâzil oldu. Yine Peygamberimiz onlara bir müddet Kur’ân-ı Kerîm’i okuyunca, bu sefer de: “Bize bazı şeyler anlatsanız” demeleri üzerine: “Allah, sözün en güzeli olan Kur’an’ı, âyetleri birbiriyle âhenkdâr, uyumlu, tıklım büklüm hakîkat dolu bir kitâb hâlinde indirdi” (Zümer 39/23) âyeti nâzil oldu. (Hâkim, el-Müstedrek, III, 345).

Başka bir rivayete göre de yahudiler Mekke müşriklerine akıl vererek “Muhammed’e sorun bakalım bilecek mi: İsrâiloğulları Mısır’a ne sebeple gidip oraya yerleşmişlerdi?” dediler. Mekke müşrikleri gelip Allah Resûlü (s.a.s.)’e bunu sorduklarında, cevap olarak Yûsuf sûresi nâzil olmuştur. (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, XII, 170) Nitekim “Yûsuf ve kardeşlerinin yaşadıklarında, gerçeği arayanlar ve sorup öğrenmek isteyenler için nice dersler ve ibretler vardır” (Yûsuf 12/7) âyetindeki “soranlar” ifadesinde buna işaret edildiği görülmektedir.

Muhammed b. İshâk’a göre sûrenin iniş sebebi, kavmi tarafından zulme uğ­ramış olan Resûlullah (s.a.s.)’i teselli etmektir. Çünkü müşriklerin baskı­, eziyet ve işkenceleri karşısında Resûl-i Ekrem (s.a.s.) ve ashâbı zor durumda kalmışlardı. Bu zor durumdan bir çıkış yolu arıyorlardı. İşte böyle çile ve meşakkatlerin zirveye tırmandığı bir zamanda bu sûrenin inmesi, müslümanlar için mühim bir teselli ve ferahlama vesilesi olmuştur. Zira bu sûrede tafsilatlı olarak kıssası anlatılan Yû­suf (a.s.) da Filistin’de kardeşleri tarafından bazı kötülüklere mâruz kalmış; fakat so­nunda Mısır’ın devlet idâresinde söz sahibi olmuş, kendisine düşmanlık eden kardeşlerine de her bakımdan yardımcı olmuştu. (Elmalılı, Hak Dini, IV, 2841) Dolayısıyla Yûsuf (a.s.)’ın kıssası Peygamber Efendimiz ve ashâbına, sabrettikleri takdirde Hz. Yûsuf'a verilmiş olan mükâfatın bir benzerinin veri­leceğini ve Kureyşliler’in neticede mağlup olup kendilerine boyun eğeceğini müjdelemektedir. Gerçekten de Allah Resûlü (s.a.s.), müşriklerin baskısı karşısında Medine’ye hicret etmiş, sekiz sene son­ra Mekke’yi fethetmiş ve Kureyşliler ona boyun eğmiştir. İşin câlib-i dikkat yanı, Efendimiz (s.a.s.) Kureyşliler’e, Hz. Yûsuf’un Mısır’da kardeşlerine söylediği sözün aynısını söyle­yerek: “Bugün sizi perişan etmek yok, Allah sizi bağışlasın! O, merhamet­lilerin en merhametlisidir. (bk. Yûsuf 12/92) Gidiniz hepiniz serbest­siniz!” buyurmuştur. (Vâkıdî, el-Meğâzî, II, 835; İbn Sa’d, et-Tabakât, II, 142-143)

ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهِ اِلَيْكَۚ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ اَجْمَعُٓوا اَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ ﴿١٠٢﴾
وَمَٓا اَكْثَرُ النَّاسِ وَلَوْ حَرَصْتَ بِمُؤْمِن۪ينَ ﴿١٠٣﴾
وَمَا تَسْـَٔلُهُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ۟ ﴿١٠٤﴾
Karşılaştır 102: Rasûlüm! Sana bildirdiğimiz bu kıssa gayb haberlerindendir. Yoksa, Yûsuf’un kardeşleri sinsice planlar kurup bunu gerçekleştirmek için bir araya geldiklerinde sen onların yanında değildin.
Karşılaştır 103: Herkesin mü’min olmasını ne kadar çok istesen de, insanların çoğu iman etmeyecektir.
Karşılaştır 104: Oysa sen tebliğ vazîfene karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Bu Kur’an, bütün akıllı ve şuurlu varlıklar için sadece bir öğüttür.

TEFSİR:

Kureyş müşrikleri ve bir kısım yahudiler, Resûlullah (s.a.s.)’i zor durumda bırakmak için Yûsuf kıssasını sordular. İsrâiloğulları’nın Mısır’a niçin gittiklerini anlatmasını istediler. Fakat Peygamberimiz’in bu konuda hiçbir bilgisi yoktu. (bk. Yûsuf 12/3) Çünkü o (s.a.s.), ne Yûsuf’u kuyuya atmak için dolap çeviren kardeşlerinin yanında bulunmuştu. Ne de sırf oyun olsun diye ona bunu sormak için gizlice konuşup karar veren müşriklerle yahudi bilginlerinin meclisine katılmıştı. Allah Teâlâ, vahiyle Efendimiz (s.a.s.)’e kıssayı en güzel ve en doğru bir şekilde haber verdi. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), bunu kendilerine anlatınca hepsinin hemen müslüman olacaklarını ümit ediyordu. Fakat pek çoğu iman etmediler. Cenâb-ı Hak, ne kadar şiddetle istese ve bu uğurda kendini helak edercesine gayret gösterse de insanların çoğunun iman etmeyeceğini haber vererek, fıtratı insanlığa ve tüm varlığa merhametle yoğrulmuş Efendimiz (s.a.s.)’i teselli buyurdu. Ona düşen vazifenin, insanlardan maddi en küçük bir menfaat beklemeksizin, sadece Allah rızâsını kastederek tebliğe devam etmek olduğunu bildirdi. Çünkü Kur’an, ancak akıllı varlıklar için bir öğüt ve hatırlatmadır. Dolayısıyla ancak aklını kullanabilenler onun ayetleri üzerinde düşünebilir, anlayabilir, ondan gerekli dersi alarak iman edebilir. Aklı olmayanların veya akılları nefsâniyetlerinin esaretine girenlerin ise Kur’an’ın öğütlerinden ders alıp imana gelmeleri zordur:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/namazlara-ve-orta-namaza-devam-edin-ayeti-189675.jpg
“Namazlara ve Orta Namaza Devam Edin” Ayeti

Kur’an’da namazı eksiksiz kılmak ve ara vermeksizin kılmak ile ilgili şöyle buyrulur: “Namazlara ve özellikle orta namaza devam ediniz. Allah'a saygı ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/kuran-i-kerim-gaybdan-haber-vermistir-189673.jpg
Kur’ân-ı Kerîm Gaybdan Haber Vermiştir

Kur’ân-ı Kerîm’in, insanın ilk yaratılış sahnesini, burada cereyan eden hâdiseleri, önceki toplumları, onların hayat hikâyelerini, kendilerine gönderi ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/bakara-suresi-1-5-elif-lam-mim-ezberle-10-tekrar---bakara-suresi-1-5-elif-lam-mim-tekrarli-189660-m.jpg
Bakara Suresi 1-5. (Elif Lâm Mîm) Ezberle 10 Tekrar - Bakara Suresi 1-5. (Elif Lâm Mîm) Tekrarlı

ELİF LAM MİM (BAKARA SURESİ 1-5. AYETLER) TÜRKÇE OKUNUŞU* (*Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe ola ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/kurani-kerim-fesahat-ve-belagatta-mucizedir-189655.jpg
Kuran'ı Kerim Fesâhat ve Belâğatta Mûcizedir

Kur’ân-ı Kerîm’in indiği toplum, edebiyatın zirvesinde bir toplumdu. Yediden yetmişe herkes güzel söz ve şiirle meşgul olurdu. Buna rağmen bütün edebi ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/butun-ilimlerin-kaynagi-ve-hazinesi-189652.jpg
Bütün İlimlerin Kaynağı ve Hazinesi

Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kur’ân-ı Kerîm, öyle bir kelâm-ı ilâhîdir ki o, vukû bulacak her türlü fitn ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/duha-suresi-ezberle-10-tekrar---duha-suresi-tekrarli-189644.jpg
Duha Suresi Ezberle 10 Tekrar - Duha Suresi Tekrarlı

DUHA SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU* (*Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için aramalarda ...