Yusuf Sûresi 5-6. Ayet Tefsiri


5-6 / 111


Yusuf Sûresi Hakkında

Yûsuf sûresi Mekke’de inmiştir. 111 âyettir. İsmini, içinde kıssası tafsilatlı bir şekilde anlatılan Yûsuf (a.s.)’dan alır. Mushaf tertibine göre 12, iniş sırasına göre 53. sûredir.

Yusuf Sûresi Konusu

Sûrenin ilk üç âyetinde gerçekleri açıklayan ve apaçık bir kitap olan Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerine, mânaları üzerinde aklımızı çalıştırıp anlayabilmemiz için Kur’an’ın Arapça olarak indirildiğine ve bu sûrede kıssaların en güzelinin anlatılacağına dikkat çekildikten sonra, 4. âyetten başlayarak 101. âyete kadar Yûsuf (a.s.)’ın kıssası anlatılır. Sûre, kıssadan alınması gereken ders, ibret ve öğütlerle nihâyete erer.

Yusuf Sûresi Nuzül Sebebi

Sa‘d b. Ebî Vakkâs (r.a.) der ki: Kur’ân-ı Kerîm Resûlullah (s.a.s.)’e indirilmeye başladı. Efendimiz (s.a.s.) bir müddet ashâbına inen âyetleri okudu. Onların, “Bize, biraz da kıssa anlatsanız” demeleri üzerine “Biz sana vahyettiğimiz bu Kur’an ile kıssaların en güzelini anlatıyoruz” (Yûsuf 12/3) diye başlayan Yûsuf (a.s.)’ın kıssası nâzil oldu. Yine Peygamberimiz onlara bir müddet Kur’ân-ı Kerîm’i okuyunca, bu sefer de: “Bize bazı şeyler anlatsanız” demeleri üzerine: “Allah, sözün en güzeli olan Kur’an’ı, âyetleri birbiriyle âhenkdâr, uyumlu, tıklım büklüm hakîkat dolu bir kitâb hâlinde indirdi” (Zümer 39/23) âyeti nâzil oldu. (Hâkim, el-Müstedrek, III, 345).

Başka bir rivayete göre de yahudiler Mekke müşriklerine akıl vererek “Muhammed’e sorun bakalım bilecek mi: İsrâiloğulları Mısır’a ne sebeple gidip oraya yerleşmişlerdi?” dediler. Mekke müşrikleri gelip Allah Resûlü (s.a.s.)’e bunu sorduklarında, cevap olarak Yûsuf sûresi nâzil olmuştur. (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, XII, 170) Nitekim “Yûsuf ve kardeşlerinin yaşadıklarında, gerçeği arayanlar ve sorup öğrenmek isteyenler için nice dersler ve ibretler vardır” (Yûsuf 12/7) âyetindeki “soranlar” ifadesinde buna işaret edildiği görülmektedir.

Muhammed b. İshâk’a göre sûrenin iniş sebebi, kavmi tarafından zulme uğ­ramış olan Resûlullah (s.a.s.)’i teselli etmektir. Çünkü müşriklerin baskı­, eziyet ve işkenceleri karşısında Resûl-i Ekrem (s.a.s.) ve ashâbı zor durumda kalmışlardı. Bu zor durumdan bir çıkış yolu arıyorlardı. İşte böyle çile ve meşakkatlerin zirveye tırmandığı bir zamanda bu sûrenin inmesi, müslümanlar için mühim bir teselli ve ferahlama vesilesi olmuştur. Zira bu sûrede tafsilatlı olarak kıssası anlatılan Yû­suf (a.s.) da Filistin’de kardeşleri tarafından bazı kötülüklere mâruz kalmış; fakat so­nunda Mısır’ın devlet idâresinde söz sahibi olmuş, kendisine düşmanlık eden kardeşlerine de her bakımdan yardımcı olmuştu. (Elmalılı, Hak Dini, IV, 2841) Dolayısıyla Yûsuf (a.s.)’ın kıssası Peygamber Efendimiz ve ashâbına, sabrettikleri takdirde Hz. Yûsuf'a verilmiş olan mükâfatın bir benzerinin veri­leceğini ve Kureyşliler’in neticede mağlup olup kendilerine boyun eğeceğini müjdelemektedir. Gerçekten de Allah Resûlü (s.a.s.), müşriklerin baskısı karşısında Medine’ye hicret etmiş, sekiz sene son­ra Mekke’yi fethetmiş ve Kureyşliler ona boyun eğmiştir. İşin câlib-i dikkat yanı, Efendimiz (s.a.s.) Kureyşliler’e, Hz. Yûsuf’un Mısır’da kardeşlerine söylediği sözün aynısını söyle­yerek: “Bugün sizi perişan etmek yok, Allah sizi bağışlasın! O, merhamet­lilerin en merhametlisidir. (bk. Yûsuf 12/92) Gidiniz hepiniz serbest­siniz!” buyurmuştur. (Vâkıdî, el-Meğâzî, II, 835; İbn Sa’d, et-Tabakât, II, 142-143)

قَالَ يَا بُنَيَّ لَا تَقْصُصْ رُءْيَاكَ عَلٰٓى اِخْوَتِكَ فَيَك۪يدُوا لَكَ كَيْدًاۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ ﴿٥﴾
وَكَذٰلِكَ يَجْتَب۪يكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِنْ تَأْو۪يلِ الْاَحَاد۪يثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اٰلِ يَعْقُوبَ كَمَٓا اَتَمَّهَا عَلٰٓى اَبَوَيْكَ مِنْ قَبْلُ اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبَّكَ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ۟ ﴿٦﴾
Karşılaştır 5: Yâkub şöyle cevap verdi: “Yavrucuğum! Sakın rüyânı kardeşlerine anlatma! Olur ki kıskançlıkları yüzünden sana bir tuzak kurmaya kalkarlar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.”
Karşılaştır 6: “Böylece Rabbin seni seçecek, sana rüyâların tâbirini, eşyâ ve hâdiselerin yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrâhim ve İshâk’a nimetini tamamladığı gibi, sana ve Yâkub ailesine de nimetini tamamlayacaktır. Şüphesiz ki Rabbin, her şeyi hakkiyle bilen, her işi ve hükmü hikmetli ve sağlam olandır.”

TEFSİR:

Buna göre:

    Allah Teâlâ Yûsuf’u seçecek, büyük ve şerefli bir makâma ulaştıracaktır. Ona peygamberlik verecek ve nice yüksek mevkili insanları onun emrine boyun eğdirecektir.

    Ona hâdiselerin tevilini ve rüyâların tâbirini öğretecektir. اَلْاَحَاد۪يثُ  (ehâdîs) kelimesinin iki mânası vardır. Birincisi “olaylar ve haberler”dir. Buna göre, Allah ona meydana gelecek olaylarda sebep-netice ilişkisini ve olayların yorumunu öğretecek; hayatın problemlerini anlama ve onlara çözüm getirme kabiliyetini verecek; her şeyin hakikatine ulaştırıcı keskin bir ferâset nasip edecektir. İkincisi “rüyâlar” demektir. Buna göre de Allah ona rüyâların tâbirini, rüyâda sembol olarak gösterilen işaretlerin ne mânaya geldiğini öğretecektir.

    Dedeleri Hz. İbrâhim ve Hz. İshâk’a nimetini tamamladığı gibi ona olan nimetini tamamlayacak; yani onlara yaptığı gibi peygamberlikle beraber ona devlet yönetimini de nasip edecektir. Böylece ona hem dinî hem de dünyevî nimetler lutfedecek, onu iki cihan şerefiyle şereflendirecektir. Aynı şekilde Yakub’un soyundan birçok peygamber ve hükümdar göndermek suretiyle bu soyu, başka kavimlerin ulaşamayacağı bir şerefe ulaştıracaktır. (bk. Mâide 5/20)

Bu sebeple Hz. Yâkub, rüyadan haberleri olduğu takdirde kardeşlerinin kıskançlık edip ona bir kötülük yapacaklarından korkmuş ve ona “Sakın rüyânı kardeşlerine anlatma” tavsiyesinde bulunmuştur. Fakat yine de, babalık şefkatiyle hareket ederek, meydana gelecek olaylarda suçu oğullarına değil şeytana yüklemeyi ihmal etmemiştir.

Yûsuf kıssası, sıradan bir hayat hikayesi veya roman değil, gerçekten büyük dersler ve ibretlerle doludur:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-43-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 43. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 43. Ayetinin Arapçası:قَالَ لَهُمْ مُوسٰٓى اَلْقُوا مَٓا اَنْتُمْ مُلْقُونَ Şuarâ Suresi 43. Ayetinin Meali (Anlamı):Müsâbaka başlayınca ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-42-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 42. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 42. Ayetinin Arapçası:قَالَ نَعَمْ وَاِنَّكُمْ اِذًا لَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَ Şuarâ Suresi 42. Ayetinin Meali (Anlamı):“Evet, evet” dedi Fi ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-41-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 41. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 41. Ayetinin Arapçası:فَلَمَّا جَٓاءَ السَّحَرَةُ قَالُوا لِفِرْعَوْنَ اَئِنَّ لَنَا لَاَجْرًا اِنْ كُنَّا نَحْنُ الْغَالِب۪ينَ Şuarâ Sur ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-40-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 40. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 40. Ayetinin Arapçası:لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ السَّحَرَةَ اِنْ كَانُوا هُمُ الْغَالِب۪ينَ Şuarâ Suresi 40. Ayetinin Meali (Anlamı):İleri gel ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-39-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 39. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 39. Ayetinin Arapçası:وَق۪يلَ لِلنَّاسِ هَلْ اَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَۙ Şuarâ Suresi 39. Ayetinin Meali (Anlamı):Halka da: “Haydi, ne duruyo ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-38-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 38. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 38. Ayetinin Arapçası:فَجُمِعَ السَّحَرَةُ لِم۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍۙ Şuarâ Suresi 38. Ayetinin Meali (Anlamı):Derken, dört bir yandan ...