Yusuf Sûresi 65-66. Ayet Tefsiri


65-66 / 111


Yusuf Sûresi Hakkında

Yûsuf sûresi Mekke’de inmiştir. 111 âyettir. İsmini, içinde kıssası tafsilatlı bir şekilde anlatılan Yûsuf (a.s.)’dan alır. Mushaf tertibine göre 12, iniş sırasına göre 53. sûredir.

Yusuf Sûresi Konusu

Sûrenin ilk üç âyetinde gerçekleri açıklayan ve apaçık bir kitap olan Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerine, mânaları üzerinde aklımızı çalıştırıp anlayabilmemiz için Kur’an’ın Arapça olarak indirildiğine ve bu sûrede kıssaların en güzelinin anlatılacağına dikkat çekildikten sonra, 4. âyetten başlayarak 101. âyete kadar Yûsuf (a.s.)’ın kıssası anlatılır. Sûre, kıssadan alınması gereken ders, ibret ve öğütlerle nihâyete erer.

Yusuf Sûresi Nuzül Sebebi

Sa‘d b. Ebî Vakkâs (r.a.) der ki: Kur’ân-ı Kerîm Resûlullah (s.a.s.)’e indirilmeye başladı. Efendimiz (s.a.s.) bir müddet ashâbına inen âyetleri okudu. Onların, “Bize, biraz da kıssa anlatsanız” demeleri üzerine “Biz sana vahyettiğimiz bu Kur’an ile kıssaların en güzelini anlatıyoruz” (Yûsuf 12/3) diye başlayan Yûsuf (a.s.)’ın kıssası nâzil oldu. Yine Peygamberimiz onlara bir müddet Kur’ân-ı Kerîm’i okuyunca, bu sefer de: “Bize bazı şeyler anlatsanız” demeleri üzerine: “Allah, sözün en güzeli olan Kur’an’ı, âyetleri birbiriyle âhenkdâr, uyumlu, tıklım büklüm hakîkat dolu bir kitâb hâlinde indirdi” (Zümer 39/23) âyeti nâzil oldu. (Hâkim, el-Müstedrek, III, 345).

Başka bir rivayete göre de yahudiler Mekke müşriklerine akıl vererek “Muhammed’e sorun bakalım bilecek mi: İsrâiloğulları Mısır’a ne sebeple gidip oraya yerleşmişlerdi?” dediler. Mekke müşrikleri gelip Allah Resûlü (s.a.s.)’e bunu sorduklarında, cevap olarak Yûsuf sûresi nâzil olmuştur. (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, XII, 170) Nitekim “Yûsuf ve kardeşlerinin yaşadıklarında, gerçeği arayanlar ve sorup öğrenmek isteyenler için nice dersler ve ibretler vardır” (Yûsuf 12/7) âyetindeki “soranlar” ifadesinde buna işaret edildiği görülmektedir.

Muhammed b. İshâk’a göre sûrenin iniş sebebi, kavmi tarafından zulme uğ­ramış olan Resûlullah (s.a.s.)’i teselli etmektir. Çünkü müşriklerin baskı­, eziyet ve işkenceleri karşısında Resûl-i Ekrem (s.a.s.) ve ashâbı zor durumda kalmışlardı. Bu zor durumdan bir çıkış yolu arıyorlardı. İşte böyle çile ve meşakkatlerin zirveye tırmandığı bir zamanda bu sûrenin inmesi, müslümanlar için mühim bir teselli ve ferahlama vesilesi olmuştur. Zira bu sûrede tafsilatlı olarak kıssası anlatılan Yû­suf (a.s.) da Filistin’de kardeşleri tarafından bazı kötülüklere mâruz kalmış; fakat so­nunda Mısır’ın devlet idâresinde söz sahibi olmuş, kendisine düşmanlık eden kardeşlerine de her bakımdan yardımcı olmuştu. (Elmalılı, Hak Dini, IV, 2841) Dolayısıyla Yûsuf (a.s.)’ın kıssası Peygamber Efendimiz ve ashâbına, sabrettikleri takdirde Hz. Yûsuf'a verilmiş olan mükâfatın bir benzerinin veri­leceğini ve Kureyşliler’in neticede mağlup olup kendilerine boyun eğeceğini müjdelemektedir. Gerçekten de Allah Resûlü (s.a.s.), müşriklerin baskısı karşısında Medine’ye hicret etmiş, sekiz sene son­ra Mekke’yi fethetmiş ve Kureyşliler ona boyun eğmiştir. İşin câlib-i dikkat yanı, Efendimiz (s.a.s.) Kureyşliler’e, Hz. Yûsuf’un Mısır’da kardeşlerine söylediği sözün aynısını söyle­yerek: “Bugün sizi perişan etmek yok, Allah sizi bağışlasın! O, merhamet­lilerin en merhametlisidir. (bk. Yûsuf 12/92) Gidiniz hepiniz serbest­siniz!” buyurmuştur. (Vâkıdî, el-Meğâzî, II, 835; İbn Sa’d, et-Tabakât, II, 142-143)

وَلَمَّا فَتَحُوا مَتَاعَهُمْ وَجَدُوا بِضَاعَتَهُمْ رُدَّتْ اِلَيْهِمْۜ قَالُوا يَٓا اَبَانَا مَا نَبْغ۪يۜ هٰذِه۪ بِضَاعَتُنَا رُدَّتْ اِلَيْنَاۚ وَنَم۪يرُ اَهْلَنَا وَنَحْفَظُ اَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَع۪يرٍۜ ذٰلِكَ كَيْلٌ يَس۪يرٌ ﴿٦٥﴾
قَالَ لَنْ اُرْسِلَهُ مَعَكُمْ حَتّٰى تُؤْتُونِ مَوْثِقًا مِنَ اللّٰهِ لَتَأْتُنَّن۪ي بِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يُحَاطَ بِكُمْۚ فَلَمَّٓا اٰتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ اللّٰهُ عَلٰى مَا نَقُولُ وَك۪يلٌ ﴿٦٦﴾
Karşılaştır 65: Yüklerini açınca ödedikleri erzak bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. Çok sevindiler ve: “Baba, baba!” dediler, “başka ne isteyebiliriz ki? Bak, ödediğimiz erzak bedeli bize geri verilmiş. Bununla yine ailemize erzak getirir, eğer bizimle gönderirsen kardeşimizi korur, hem de bir deve yükü fazla erzak alırız. Öyle cömert bir insandan pek kolay bir alım olacak bu!”
Karşılaştır 66: Bunun üzerine babaları: “Kuşatılıp tamâmen çâresiz kalmadıkça, mutlaka onu bana geri getireceğinize dair Allah’a yemin edip kesin söz vermediğiniz takdirde onu sizinle asla göndermem.” Yemin edip söz vermeleri üzerine de: “Bakın, bu söylediklerimize Allah şâhittir ve her şey ancak O’nun izniyle olur” dedi.

TEFSİR:

Hz. Yâkub’un oğulları Mısır’dan getirdikleri yükleri açıp, ödedikleri erzak bedellerinin geri verildiğini görünce sevindiler. Burada, Hz. Yûsuf’un aldığı bu ikinci tedbirin, beklediği gibi ikinci bir teşvik unsuru olduğu görülür. Bu vesileyle oğulları, erzak almak için tekrar gitme ve bunun için de Bünyamin’i yanlarında götürme taleplerini daha bir iştiyakla babalarına yeniden arzettiler. Fakat Yâkub (a.s.), bununla kifâyet etmeyip, her birinden Bünyamin’i kendisine geri getireceklerine dair Allah adına kesin bir söz aldı. Konuştuklarına da Allah’ı şâhit kıldı. Ancak çepeçevre kuşatılmaları, elleri kolları bağlanıp çaresiz kalmaları ve helak edilip yok olmaları durumunu istisnâ etti. Belki bununla da, farkında olarak veya olmayarak, evlatlarının bu gidişte başlarına gelecek sıkıntılara da işaret etmiş oldu. Bütün bu ihtimalleri dikkate alarak yola koyulacakları sırada oğullarına şu öğütte bulundu:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-3-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 3. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 3. Ayetinin Arapçası:اَلَا لِلّٰهِ الدّ۪ينُ الْخَالِصُۜ وَالَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۢ مَا نَعْبُدُهُمْ اِلَّا لِيُقَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-2-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 2. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 2. Ayetinin Arapçası:اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّ۪ينَۜ Zümer Suresi 2. Ayeti ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-1-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 1. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 1. Ayetinin Arapçası:تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ Zümer Suresi 1. Ayetinin Meali (Anlamı):Bu kitap, kudreti dâ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/sad-suresi-88-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâd Suresi 88. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâd Suresi 88. Ayetinin Arapçası:وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَاَهُ بَعْدَ ح۪ينٍ Sâd Suresi 88. Ayetinin Meali (Anlamı):“Şunu unutmayın ki, onun verdiği haberle ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/sad-suresi-87-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâd Suresi 87. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâd Suresi 87. Ayetinin Arapçası:اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ Sâd Suresi 87. Ayetinin Meali (Anlamı):“Bu Kur’an, bütün insanlığa sadece bir ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/sad-suresi-86-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâd Suresi 86. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâd Suresi 86. Ayetinin Arapçası:قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُتَكَلِّف۪ينَ Sâd Suresi 86. Ayetinin Meali (Anla ...