Yusuf Sûresi 67-68. Ayet Tefsiri


67-68 / 111


Yusuf Sûresi Hakkında

Yûsuf sûresi Mekke’de inmiştir. 111 âyettir. İsmini, içinde kıssası tafsilatlı bir şekilde anlatılan Yûsuf (a.s.)’dan alır. Mushaf tertibine göre 12, iniş sırasına göre 53. sûredir.

Yusuf Sûresi Konusu

Sûrenin ilk üç âyetinde gerçekleri açıklayan ve apaçık bir kitap olan Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerine, mânaları üzerinde aklımızı çalıştırıp anlayabilmemiz için Kur’an’ın Arapça olarak indirildiğine ve bu sûrede kıssaların en güzelinin anlatılacağına dikkat çekildikten sonra, 4. âyetten başlayarak 101. âyete kadar Yûsuf (a.s.)’ın kıssası anlatılır. Sûre, kıssadan alınması gereken ders, ibret ve öğütlerle nihâyete erer.

Yusuf Sûresi Nuzül Sebebi

Sa‘d b. Ebî Vakkâs (r.a.) der ki: Kur’ân-ı Kerîm Resûlullah (s.a.s.)’e indirilmeye başladı. Efendimiz (s.a.s.) bir müddet ashâbına inen âyetleri okudu. Onların, “Bize, biraz da kıssa anlatsanız” demeleri üzerine “Biz sana vahyettiğimiz bu Kur’an ile kıssaların en güzelini anlatıyoruz” (Yûsuf 12/3) diye başlayan Yûsuf (a.s.)’ın kıssası nâzil oldu. Yine Peygamberimiz onlara bir müddet Kur’ân-ı Kerîm’i okuyunca, bu sefer de: “Bize bazı şeyler anlatsanız” demeleri üzerine: “Allah, sözün en güzeli olan Kur’an’ı, âyetleri birbiriyle âhenkdâr, uyumlu, tıklım büklüm hakîkat dolu bir kitâb hâlinde indirdi” (Zümer 39/23) âyeti nâzil oldu. (Hâkim, el-Müstedrek, III, 345).

Başka bir rivayete göre de yahudiler Mekke müşriklerine akıl vererek “Muhammed’e sorun bakalım bilecek mi: İsrâiloğulları Mısır’a ne sebeple gidip oraya yerleşmişlerdi?” dediler. Mekke müşrikleri gelip Allah Resûlü (s.a.s.)’e bunu sorduklarında, cevap olarak Yûsuf sûresi nâzil olmuştur. (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, XII, 170) Nitekim “Yûsuf ve kardeşlerinin yaşadıklarında, gerçeği arayanlar ve sorup öğrenmek isteyenler için nice dersler ve ibretler vardır” (Yûsuf 12/7) âyetindeki “soranlar” ifadesinde buna işaret edildiği görülmektedir.

Muhammed b. İshâk’a göre sûrenin iniş sebebi, kavmi tarafından zulme uğ­ramış olan Resûlullah (s.a.s.)’i teselli etmektir. Çünkü müşriklerin baskı­, eziyet ve işkenceleri karşısında Resûl-i Ekrem (s.a.s.) ve ashâbı zor durumda kalmışlardı. Bu zor durumdan bir çıkış yolu arıyorlardı. İşte böyle çile ve meşakkatlerin zirveye tırmandığı bir zamanda bu sûrenin inmesi, müslümanlar için mühim bir teselli ve ferahlama vesilesi olmuştur. Zira bu sûrede tafsilatlı olarak kıssası anlatılan Yû­suf (a.s.) da Filistin’de kardeşleri tarafından bazı kötülüklere mâruz kalmış; fakat so­nunda Mısır’ın devlet idâresinde söz sahibi olmuş, kendisine düşmanlık eden kardeşlerine de her bakımdan yardımcı olmuştu. (Elmalılı, Hak Dini, IV, 2841) Dolayısıyla Yûsuf (a.s.)’ın kıssası Peygamber Efendimiz ve ashâbına, sabrettikleri takdirde Hz. Yûsuf'a verilmiş olan mükâfatın bir benzerinin veri­leceğini ve Kureyşliler’in neticede mağlup olup kendilerine boyun eğeceğini müjdelemektedir. Gerçekten de Allah Resûlü (s.a.s.), müşriklerin baskısı karşısında Medine’ye hicret etmiş, sekiz sene son­ra Mekke’yi fethetmiş ve Kureyşliler ona boyun eğmiştir. İşin câlib-i dikkat yanı, Efendimiz (s.a.s.) Kureyşliler’e, Hz. Yûsuf’un Mısır’da kardeşlerine söylediği sözün aynısını söyle­yerek: “Bugün sizi perişan etmek yok, Allah sizi bağışlasın! O, merhamet­lilerin en merhametlisidir. (bk. Yûsuf 12/92) Gidiniz hepiniz serbest­siniz!” buyurmuştur. (Vâkıdî, el-Meğâzî, II, 835; İbn Sa’d, et-Tabakât, II, 142-143)

وَقَالَ يَا بَنِيَّ لَا تَدْخُلُوا مِنْ بَابٍ وَاحِدٍ وَادْخُلُوا مِنْ اَبْوَابٍ مُتَفَرِّقَةٍۜ وَمَٓا اُغْن۪ي عَنْكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُۚ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ ﴿٦٧﴾
وَلَمَّا دَخَلُوا مِنْ حَيْثُ اَمَرَهُمْ اَبُوهُمْۜ مَا كَانَ يُغْن۪ي عَنْهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا حَاجَةً ف۪ي نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضٰيهَاۜ وَاِنَّهُ لَذُو عِلْمٍ لِمَا عَلَّمْنَاهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ۟ ﴿٦٨﴾
Karşılaştır 67: Onlara şunu söyledi: “Oğullarım! Mısır’a hepiniz aynı kapıdan girmeyin; ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi, ne yapsam da, Allah’tan başınıza gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Çünkü mutlak mânada hüküm ve takdir Allah’ındır. Ben yalnızca O’na dayanıp güvenirim. Kendisine dayanıp güvenecek bir güç arayan herkes de sadece O’na dayanıp güvensinler.”
Karşılaştır 68: Onlar babalarının emrettiği şekilde Mısır’a girdiler. Fakat bu tedbir, Allah’ın onlar için yazdığı hiçbir şeyi kendilerinden uzaklaştıramadı. Ancak Yâkub, evlatlarını korumak maksadıyla içindeki bir dileği yerine getirmiş oldu. Şüphesiz o, kendisine öğrettiğimiz husûsî bir ilim sahibiydi; fakat insanların çoğu bunu bilmez.

TEFSİR:

Hz. Yâkub’un, oğullarına Mısır’a bir kapı yerine birkaç kapıdan girmelerini tavsiye etmesinin sebep ve hikmetleri hususunda şu izahlar yapılabilir:

  O, evlatlarını kem gözlerin kin ve kıskançlık dolu bakışlarından korumak için böyle yapmıştır.

  Bunun güvenlik açısından bir tavsiye ve tedbir olma ihtimali kuvvetlidir. Çünkü Yâkub (a.s.), şehre toplu halde girecek olan çocuklarının başına bir suikastın gelebileceğinden endişe duyuyordu. Böyle bir ihtimal karşısında hepsinin birlikte zarar görmemesi gerekirdi. Nitekim askerî tatbikatlarda da, muhtemel bir pusu ile düşmana ansızın yakalanmamak için erlerin tek sıra düzeninde hareket etmeleri tavsiye edilir.

  Hepsinin aynı kapıdan birlikte girmeleri şehir halkı üzerinde bir şüphe uyandırabilirdi. Hele oraya girişleri, ülkenin emniyet ve asayişi itibariyle kritik bir zamana denk geldiyse şüphe uyandırma ihtimali daha da kuvvetlenmiş olurdu.

Hz. Yâkub, çocuklarına böyle bir tavsiyede bulunmasına rağmen, bir peygamber olarak, işi Allah’a havale etmeyi ihmal etmedi. Hükmün sadece Allah’a ait olduğunu, O ne murat ederse ancak onun vuku bulacağını ve onu engellemenin mümkün olmadığını; dolayısıyla imkânlar dâhilinde tedbir aldıktan sonra, takdiri Allah’a bırakıp O’na dayanmak gerektiğini bildirdi.

Nitekim çocukların, babalarının tavsiyesini tutarak farklı kapıdan girmeleri, Allah’ın onlar hakkında takdir buyurduğu şeylerin olmasını engelleyemedi. Devam eden âyet-i kerîmelerde haber verildiği üzere olanlar oldu:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/sad-suresi-88-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâd Suresi 88. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâd Suresi 88. Ayetinin Arapçası:وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَاَهُ بَعْدَ ح۪ينٍ Sâd Suresi 88. Ayetinin Meali (Anlamı):“Şunu unutmayın ki, onun verdiği haberle ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/sad-suresi-87-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâd Suresi 87. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâd Suresi 87. Ayetinin Arapçası:اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ Sâd Suresi 87. Ayetinin Meali (Anlamı):“Bu Kur’an, bütün insanlığa sadece bir ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/sad-suresi-86-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâd Suresi 86. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâd Suresi 86. Ayetinin Arapçası:قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُتَكَلِّف۪ينَ Sâd Suresi 86. Ayetinin Meali (Anla ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/sad-suresi-85-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâd Suresi 85. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâd Suresi 85. Ayetinin Arapçası:لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَع۪ينَ Sâd Suresi 85. Ayetinin Meali (Anlamı):“Hiç ş ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/sad-suresi-84-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâd Suresi 84. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâd Suresi 84. Ayetinin Arapçası:قَالَ فَالْحَقُّۘ وَالْحَقَّ اَقُولُۚ Sâd Suresi 84. Ayetinin Meali (Anlamı):Allah şöyle buyurdu: “İşte bu doğru! Ben ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/sad-suresi-83-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Sâd Suresi 83. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Sâd Suresi 83. Ayetinin Arapçası:اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ Sâd Suresi 83. Ayetinin Meali (Anlamı):“Ancak içlerinden ihlâsa erdirdiğin, ...