Yunus Sûresi 57. Ayet Tefsiri


57 / 109


Yunus Sûresi Hakkında

Yûnus sûresi Mekke’de inmiştir. 109 âyettir. İsmini, 98. âyette zikri geçen Yûnus (a.s.)’dan almıştır. Mushaf tertibine göre 10, nüzûl sırasına göre 51. sûredir.

Yunus Sûresi Konusu

 Sûre ağırlıklı olarak itikâdî mevzuları ele alır. Kâinattaki kudret ve azamet tecellilerine ibret nazarıyla bakarak tek olan Allah’ı tanımanın, O’na inanıp kulluk etmenin, şirki ve putperestliği terk etmenin ehemmiyetini; bu sebeple ilâhî tâlimatları insanlığa ulaştırmakla vazifeli olan Peygamberlerin davetine kulak vermenin lüzûmunu beyân eder. Peygamber’in davetine icâbet edenlerle etmeyenlerin âhirette karşılaşacakları iyi veya kötü âkıbeti haber verir. Hâsılı sûre tevhid, nübüvvet ve âhiret ekseninde döner durur. Hz. Nûh, Hz. Mûsâ-Hz. Hârûn ve Hz. Yûnus kıssalarına kısaca temasla da vereceği mesajları misâllendirerek pekiştirir.

Yunus Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada onuncu, iniş sırasına göre elli birinci sûredir. İsrâ sûresinden sonra, Hûd’dan önce Mekke’de, büyük bir ihtimalle hicretten iki yıl önce nâzil olmuştur. 40. âyetle 94-96. âyetlerin Medine’de nüzûlüne dair rivayetler de vardır.

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَٓاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ ﴿٥٧﴾
Karşılaştır 57: Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerdeki dertlere şifa, mü’minlere doğru yolu gösteren bir rehber ve tam bir rahmet olan Kur’an geldi.

TEFSİR:

Bu âyet-i kerîmelerde Kur’ân-ı Kerîm’in dört mühim vasfı beyân edilir. Bunlar:

    Kur’an bir öğüttür. O, bir taraftan tehdit edip korkutarak, bir taraftan da müjdeleyip sevdirerek insanlara âkıbetlerini hatırlatmaktadır. Lehlerinde ve aleyhlerinde olan hususları açıklamakta, güzel ve hayırlı amellere teşvik etmekte; kötü ahlâk ve davranışlardan sakındırmaktadır.

    Kur’an kalplerde bulunan küfür, şirk, nifak, şüphe gibi manevî hastalıklara şifadır. O, gönüllere hitap ederek oradaki ahlâkî ve mânevî bozuklukları tedâviye çalışmakta, insanın iç âlemini temizlemesini, doğru itikat, güzel ve ulvî hasletler kazanmasını sağlayacak hükümler getirmektedir.

    Kur’an mü’minlere doğru yolu gösteren bir rehberdir. O’na inanan, öğütlerine kulak veren, şifa verici hükümlerini tatbik eden, emirlerini tutup yasaklarından kaçınan kişiler, bâtıl yolları terk ederek doğru yolu bulurlar.

    Kur’an mü’minler için rahmettir. O’nun istediği şekilde yaşayıp ahlâkî kemâle erişen mü’minler, Allah’ın sevdiği, rahmet ettiği ve ebedî nimetlere lâyık gördüğü bahtiyarlardan olurlar.

Kur’an’ın bu özelliklerinde şu işaretleri görmek mümkündür:

“Öğüt”, insanların dışını gereksiz şeylerden temizlemeye işarettir. Bunu yapacak olan şeriattir. Dolayısıyla öğüt şeriate işarettir. “Şifa”, ruhu bozuk düşünce ve itikatlerden, kötü huylardan temizlemeye işarettir. Bu da tarîkatin işidir. Dolayısıyla şifa ile tarîkate işaret edilmiştir. “Hidâyet”, Hak nûrunun sıddîklerin kalplerinde görünmesine işarettir ki bu hakîkattir. “Rahmet” ise, eksiklikleri tamamlayan peygamberliğe işarettir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, XVII, 94)

İnsanlara düşen, Allah’ın en büyük bir lütfu ve rahmeti olan bu Kur’an’ın kıymetini bilmektir. Onlar, başka şeyle değil, en çok Kur’an’la sevinmelidirler. Kur’an’ın gösterdiği yolda yürüyerek hakiki neş’e, sevinç ve feraha ermelidirler. Çünkü kıymetini bilenler için Kur’an, toplayıp yığdıkları her türlü dünya nimetinden, mal ve mülkünden daha değerlidir.

Maddeyle değil mânayla sevinmenin önemine dair Malik b. Dînar (r.h.)’ın şu nüktesi ne kadar dikkat çekicidir. O, şöyle anlatır:

“Bir gün bir toplulukla beraber gemideydim. Öşür memuru, içimizden birinin çıkmasını istedi ve ben hemen çıktım. Bana: «Sen neden çıktın?» deyince «Yanımda hiçbir şeyim yok» cevabını verdim. «Tamam, sen git» dedi. Sonra kendi kendime şöyle dedim: «Demek ki âhiret işi de böyle olacak. Bütün alâkalar birer bağdır. Bunlardan sıyrılmak ise insana huzur ve rahat verir.»”

Şâir ne güzel söyler:

“Tasavvur eyledim ahvâlini çok kere dünyanın

Nihâyet sûret-i «da‘ mâ keder huz mâ safâ»[1] buldum.” (Hersekli Ârif Hikmet)

“Dünyanın ahvâlini bir çok defalar düşündüm ve en sonunda keşfettiğim gerçek şu oldu: Dünya, «Al safâyı, ver cefâyı», «safâ gelir, keder gider» formülü dâhilinde dönüp durmaktadır.”

Anlatıldığına göre İbrâhim b. Ethem (r.h.) bir gün sahip olduğu saltanat ve nimetlerden dolayı sevince kapıldı. Sonra yatıp uyuduğunda rüyasında eline bir yazı tutuşturuldu. Yazıda şöyle yazıyordu: “Fânîyi bâkîye tercih etme, saltanatına aldanma. Şu içinde bulunduğun hal çok büyük gibi gözükür; eğer yok olacak olmasa. O halde Allah’ın emrine sımsıkı sarıl. Çünkü Allah: «Rabbinizin bağışlamasına ve genişliği göklerle yer kadar olup takvâ sahipleri için hazırlanmış bulunan cennete yarışırcasına koşuşun.…» (Âl-i İmran 3/133) buyuruyor.” Bunun üzerine İbrâhim b. Ethem endişeli bir ruh haliyle uyandı ve: “Bu Allah tarafından bir ikaz ve öğüttür” diyerek Allah’a yöneldi, taatle meşgul olmaya başladı. (Bursevî, Ruhu’l-Beyân, IV, 75)

Herkesin az veya çok bir sermayesi olsa da mü’minin en büyük sermayesi Allah’ın lütfu olmalıdır. Herkesin kendine göre bir hazînesi olsa da mü’minin hazînesi Allah’ın rahmeti olmalıdır. Şunu unutmamak gerekir ki, Allah’ın lutuf ve rahmet deryasına açılan en büyük kapı Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’dir. Onlar ne buyuruyorsa ona göre davranmalı, bizi hangi şekle sokmak istiyorlarsa o şekle girmeli, haram ve helal çizgimizi buna göre belirlemeli, Kur’an ve sünnete rağmen kendiliğimizden haram ve helal ölçüleri belirlemeye cüret etmemeliyiz. Kur’an bu gibileri dikkate alarak Efendimiz’e buyuruyor ki:

[1] دَعْ مَا كَدَرَ خُذْ مَا صَفَا

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-36-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 36. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 36. Ayetinin Arapçası:اَلَيْسَ اللّٰهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۜ وَيُخَوِّفُونَكَ بِالَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-35-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 35. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 35. Ayetinin Arapçası:لِيُكَفِّرَ اللّٰهُ عَنْهُمْ اَسْوَاَ الَّذ۪ي عَمِلُوا وَيَجْزِيَهُمْ اَجْرَهُمْ بِاَحْسَنِ الَّذ۪ي كَانُوا يَعْمَل ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-34-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 34. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 34. Ayetinin Arapçası:لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ ذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الْمُحْسِن۪ينَۚ Zümer Suresi 34. Ayetinin Meali (Anlamı):R ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-33-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 33. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 33. Ayetinin Arapçası:وَالَّذ۪ي جَٓاءَ بِالصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ Zümer Suresi 33. Ayetinin Meali (Anlamı ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-32-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 32. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 32. Ayetinin Arapçası:فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَبَ عَلَى اللّٰهِ وَكَذَّبَ بِالصِّدْقِ اِذْ جَٓاءَهُۜ اَلَيْسَ ف۪ي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-31-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 31. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 31. Ayetinin Arapçası:ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عِنْدَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ۟ Zümer Suresi 31. Ayetinin Meali (Anlamı):Sonra s ...