TAHT ile ilgili ayetler (16 kayıt)

Yusuf / 100. Ayet

وَرَفَعَ اَبَوَيْهِ عَلَى الْعَرْشِ وَخَرُّوا لَهُ سُجَّدًاۚ وَقَالَ يَٓا اَبَتِ هٰذَا تَأْو۪يلُ رُءْيَايَ مِنْ قَبْلُۘ قَدْ جَعَلَهَا رَبّ۪ي حَقًّاۜ وَقَدْ اَحْسَنَ ب۪ٓي اِذْ اَخْرَجَن۪ي مِنَ السِّجْنِ وَجَٓاءَ بِكُمْ مِنَ الْبَدْوِ مِنْ بَعْدِ اَنْ نَزَغَ الشَّيْطَانُ بَيْن۪ي وَبَيْنَ اِخْوَت۪يۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَط۪يفٌ لِمَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

Annesiyle babasını tahtına oturttu. Hepsi birlikte onun önünde saygıyla eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım, daha önce gördüğüm rüyânın tâbiri işte budur. Rabbim o rüyâyı gerçekleştirdi. Ayrıca şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten kurtararak ve sizi çölden buraya getirerek Rabbim bana büyük ihsânlarda bulundu. Doğrusu Rabbim, her ne dilerse onu pek güzel bir şekilde ve insanların göremeyeceği bir incelik içinde yerine getirir. Şüphesiz O, evet O, her şeyi hakkıyla bilen, her işi ve hükmü hikmetli ve sağlam olandır.”


Hicr / 47. Ayet

وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَانًا عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ

Biz onların kalplerinde kin ve nefret adına ne varsa hepsini söküp atarız. Dost ve kardeş olarak tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.


Kehf / 31. Ayet

اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ ف۪يهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَّكِـ۪ٔينَ ف۪يهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۜ نِعْمَ الثَّوَابُۜ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا۟

İşte onlar için altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenirler, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler, tahtlar üzerine yaslanarak otururlar. Bu nimetler ne güzel mükâfat; o cennet ne güzel bir barınaktır!


Neml / 23. Ayet

اِنّ۪ي وَجَدْتُ امْرَاَةً تَمْلِكُهُمْ وَاُو۫تِيَتْ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظ۪يمٌ

“Sebe’lilere hükümdarlık yapan bir kadın buldum ki, kendisine her güzel şeyden bir nasip verilmiş; onun büyük bir tahtı ve pek güçlü bir yönetimi var.”


Neml / 38. Ayet

قَالَ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَيُّكُمْ يَأْت۪ين۪ي بِعَرْشِهَا قَبْلَ اَنْ يَأْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ

Elçi döndükten sonra Süleyman dedi ki: “Ey ileri gelenler! Onlar müslüman olarak bana gelmeden önce, o kadının tahtını hanginiz bana getirebilir?”


Neml / 41. Ayet

قَالَ نَكِّرُوا لَهَا عَرْشَهَا نَنْظُرْ اَتَهْتَد۪ٓي اَمْ تَكُونُ مِنَ الَّذ۪ينَ لَا يَهْتَدُونَ

Süleyman şöyle dedi: “Onun tahtını tanıyamayacağı hâle getirin; bakalım gerçeğin farkına varacak mı, yoksa varamayacak mı?”


Neml / 42. Ayet

فَلَمَّا جَٓاءَتْ ق۪يلَ اَهٰكَذَا عَرْشُكِۜ قَالَتْ كَاَنَّهُ هُوَۚ وَاُو۫ت۪ينَا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِم۪ينَ

Belkıs gelince: “Bak bakalım, bu senin tahtın olmasın?” dendi. O da: “Evet, sanki o! Zâten bize daha önce bu mûcize hakkında bilgi ulaşmış, senin peygamber olduğunu anlamış ve biz müslüman olmuştuk” dedi.


Yâsin / 56. Ayet

هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ ف۪ي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ

Kendileri ve eşleri, gölgeler altında, koltuklara kurulup yaslanırlar.


Sâffât / 44. Ayet

عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ

Çeşitli mücevherlerle işlenmiş koltuklar üzerinde otururlar.


Sâd / 34. Ayet

وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَدًا ثُمَّ اَنَابَ

Biz Süleyman’ı da imtihan ettik ve onu tahtı üzerinde âdeta ruhsuz bir ceset hâlinde bıraktık. Sonra o bize yöneldi.


Tûr / 20. Ayet

مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍۚ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ع۪ينٍ

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanacaklar. Onları tatlı dilli, güler yüzlü, güzel gözlü tertemiz cennet hanımlarıyla evlendire­ceğiz.


Vâkıa / 15. Ayet

عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍۙ

Mücevherlerle işlenip süslenmiş ve yan yana dizilmiş tahtlar üzerine kurulurlar.


İnsan / 13. Ayet

مُتَّكِـ۪ٔينَ ف۪يهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۚ لَا يَرَوْنَ ف۪يهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَر۪يرًاۚ

O cennette koltuklar üzerine yaslanıp otururlar. Orada ne yakıcı bir güneş sıcağı görürler, ne de dondurucu bir kış soğuğu.


Mutaffifin / 23. Ayet

عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۙ

Koltuklar üzerine oturmuş, sevinçle etrafı seyrederler.


Mutaffifin / 35. Ayet

عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۜ

Koltuklar üzerine oturmuş, onların cehennemdeki hallerini seyrederken!


Gâşiye / 13. Ayet

ف۪يهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌۙ

Pek yükseklere kurulmuş tahtlar,



https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/06/mumin-suresi-60-ayet-ne-anlatiyor-202419-m.jpg
Mümin Suresi 60. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: RABBİMİZİN DUA ÇAĞRISI: “BANA DUA EDİN, DUANIZI KABUL EDEYİM” Mümin Suresi 60. Ayet Arapça: وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْع ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/06/mumin-suresi-52-ayet-ne-anlatiyor-202401-m.jpg
Mümin Suresi 52. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ÖZÜR DİLEMENİN FAYDA VERMEYECEĞİ GÜN Mümin Suresi 52. Ayet Arapça: يَوْمَ لَا يَنْفَعُ الظَّالِم۪ينَ مَعْذِرَتُهُم ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/06/mumin-suresi-47-ayet-ne-anlatiyor-202393-m.jpg
Mümin Suresi 47. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: HESAP GÜNÜNDE ZAYIFLARIN VE KİBİRLENENLERİN ÇEKİŞMESİ Mümin Suresi 47. Ayet Arapça: وَاِذْ يَتَحَٓاجُّونَ فِي النّ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/05/mumin-suresi-40-ayet-ne-anlatiyor-202364-m.jpg
Mümin Suresi 40. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: İYİLİĞİN KARŞILIĞI: KAT KAT MÜKÂFAT VE İLÂHÎ ADALET Mümin Suresi 40. Ayet Arapça: مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةً فَلَا يُجْ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/05/mumin-suresi-32-ayet-ne-anlatiyor-202352-m.jpg
Mümin Suresi 32. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: AHİRETTE FERYAT EDECEK OLANLAR! Mümin Suresi 32. Ayet Arapça: وَيَا قَوْمِ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ التَّ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/05/mutaffifin-suresinin-tefsiri-202357-m.jpg
Mutaffifin Suresinin Tefsiri

Mutaffifîn sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 36 âyettir. İsmini, birinci âyette geçip “ölçü ve tartıda hîle yapanlar” mânasındakiاَلْمُطَفِّف۪ينَ  (muta ...