Ahzâb Sûresi 70-71. Ayet Tefsiri


70-71 / 73


Ahzâb Sûresi Hakkında

Ahzâb sûresi Medine’de hicrî beşinci yılın sonlarında inmiştir. 73 âyettir. İsmini, 20. âyette geçen اَلأحْزَابُ (ahzâb) kelimesinden alır. “Ahzâb” topluluk, grup, parti, bölük gibi mânalara gelen اَلْحِزْبُ (hizb) kelimesinin çoğuludur. İnsanın her gün okumayı mutat hale getirdiği dua demetine ve Kur’an’da bir cüz’ün dörtte birine de hizb denilir. Bu sûrede “ahzâb” kelimesiyle, müslümanlara karşı savaşmak için birleşen müşrik Arap kabileleri ve onlara katılan diğer düşman güçleri kastedilir. Mushaf tertîbine göre 33, iniş sırasına göre 97. sûredir.

Ahzâb Sûresi Konusu

Resûlullah (s.a.s.)’in şahsında tüm mü’minlere Allah’tan korkup kâfirlere ve münafıklara itaat etmeme, Kur’an’a ittibâ ve Allah’a tevekkül gibi temel ahlâkî esaslara yer vererek başlayan sûrede üç mühim tarihî hâdiseden bahsedilir:

  Hicrî 5. yılın Şevvâl ayında vuku bulan Hendek, diğer ismiyle Ahzâb savaşı ve bu vesileyle münafıkların iç dünyalarının ortaya konması, ruh hallerinin tasvir edilmesi.

  Hicrî 5. yılın Zilkâde ayında yapılan Benî Kurayza gazvesi, bu vesileyle mü’minlere zafer ve ganimetlerin müjdelenmesi.

  Yine Hicrî 5. yılın Zilkâde ayında meydana gelen Peygamberimiz (s.a.s.)’in Hz. Zeynep’le evlenmesi ve bu hâdise esas alınarak evlatlıkla alakalı hükümlerin düzenlenmesi.

Bu hâdiseler Ahzâb sûresinin ne zaman indiği hususunda net bir fikir verdiği gibi, sûrede temas edilen diğer konular da bu üç ana hâdise etrafında döner durur. Hususiyle Resûlullah (s.a.s.)’in müstesnâ şahsiyeti, Allah katındaki değeri, kendisine ve hanımlarına mahsus evlenme, boşanma, örtünme hükümleri; mü’minlerin Efendimiz (s.a.s.) ve hanımlarıyla olan içtimâî münâsebetlerine dâir edep kâideleri beyân edilir. Allah ve Rasûlü’ne  karşı saygısız davranan kimselerin hem dünya, hem de âhiretteki fecî sonlarından birer manzara sunularak, mü’minlerin bu hususta daha dikkatli olmaları istenir. Sûre din ve kulluk emânetini taşımanın ehemmiyeti ve zorluğunu dile getirerek nihâyete erer.

Ahzâb Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada otuz üçüncü, iniş sırasına göre doksanıncı sûredir. Âl-i İmrân sûresinden sonra, Mümtehine sûresinden önce Medine’de inmiştir. İbn İshak’a göre hicretten sonra nâzil olmuştur; geliş tarihi bakımından Medine’de nâzil olan sûrelerin dördüncüsüdür.

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ ﴿٧٠﴾
يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظ۪يمًا ﴿٧١﴾
Karşılaştır 70: Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve her zaman doğru ve yerinde söz söyleyin.
Karşılaştır 71: Böyle yapın ki Allah, amellerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Artık kim Allah ve Rasûlü’ne itaat ederse elbette büyük bir başarıya ulaşmış olur.

TEFSİR:

Bunun için mü’minler, hem Peygamberimiz (s.a.s.) ile alakalı hususlarda hem de her zaman, zemin ve durumda Allah’tan korkmalı, O’nun emirlerine karşı gelmekten sakınmalı, dedikodulara kanmadan doğru olanı öğrenip söylemelidirler. Bu iki vasıf, İslâmî ahlâk ve faziletin temelidirler. Bunlara dikkat edenlere Cenâb-ı Hak, işlerinin düzeleceğini ve günahlarının affedileceğini müjdelemektedir. Yani onlar hem dünya huzur ve mutluluğuna, hem de âhiret saadetine ereceklerdir. Zâten bir kulun erişebileceği en büyük başarı da bu olmalıdır. Nitekim Efendimiz (a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Bana şu altı şey hakkında söz verin, ben de size cennet için kefîl olayım:

  Konuştuğunuz zaman doğru konuşun!

  Vaatte bulunduğunuz zaman yerine getirin!

  Emânet husûsunda güvenilir olun!

  İffetinizi koruyun!

  Gözlerinizi haramdan muhâfaza edin!

  Ellerinizi haramdan uzak tutun!” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 323)

Fakat bahsedilen bu hususları aksatmadan tatbik edip müjdelenen başarıya ulaşmak o kadar kolay değildir. Gelen âyet-i kerîmede verilen temsilden de anlaşılacağı gibi, bu nimetin bedeli oldukça ağırdır. Bunu yerine getirebilmek için gerçekten çok büyük bir çalışma ve gayretin olması gerekmektedir:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri