Ahzâb Sûresi 21. Ayet Tefsiri


21 / 73


Ahzâb Sûresi Hakkında

Ahzâb sûresi Medine’de hicrî beşinci yılın sonlarında inmiştir. 73 âyettir. İsmini, 20. âyette geçen اَلأحْزَابُ (ahzâb) kelimesinden alır. “Ahzâb” topluluk, grup, parti, bölük gibi mânalara gelen اَلْحِزْبُ (hizb) kelimesinin çoğuludur. İnsanın her gün okumayı mutat hale getirdiği dua demetine ve Kur’an’da bir cüz’ün dörtte birine de hizb denilir. Bu sûrede “ahzâb” kelimesiyle, müslümanlara karşı savaşmak için birleşen müşrik Arap kabileleri ve onlara katılan diğer düşman güçleri kastedilir. Mushaf tertîbine göre 33, iniş sırasına göre 97. sûredir.

Ahzâb Sûresi Konusu

Resûlullah (s.a.s.)’in şahsında tüm mü’minlere Allah’tan korkup kâfirlere ve münafıklara itaat etmeme, Kur’an’a ittibâ ve Allah’a tevekkül gibi temel ahlâkî esaslara yer vererek başlayan sûrede üç mühim tarihî hâdiseden bahsedilir:

  Hicrî 5. yılın Şevvâl ayında vuku bulan Hendek, diğer ismiyle Ahzâb savaşı ve bu vesileyle münafıkların iç dünyalarının ortaya konması, ruh hallerinin tasvir edilmesi.

  Hicrî 5. yılın Zilkâde ayında yapılan Benî Kurayza gazvesi, bu vesileyle mü’minlere zafer ve ganimetlerin müjdelenmesi.

  Yine Hicrî 5. yılın Zilkâde ayında meydana gelen Peygamberimiz (s.a.s.)’in Hz. Zeynep’le evlenmesi ve bu hâdise esas alınarak evlatlıkla alakalı hükümlerin düzenlenmesi.

Bu hâdiseler Ahzâb sûresinin ne zaman indiği hususunda net bir fikir verdiği gibi, sûrede temas edilen diğer konular da bu üç ana hâdise etrafında döner durur. Hususiyle Resûlullah (s.a.s.)’in müstesnâ şahsiyeti, Allah katındaki değeri, kendisine ve hanımlarına mahsus evlenme, boşanma, örtünme hükümleri; mü’minlerin Efendimiz (s.a.s.) ve hanımlarıyla olan içtimâî münâsebetlerine dâir edep kâideleri beyân edilir. Allah ve Rasûlü’ne  karşı saygısız davranan kimselerin hem dünya, hem de âhiretteki fecî sonlarından birer manzara sunularak, mü’minlerin bu hususta daha dikkatli olmaları istenir. Sûre din ve kulluk emânetini taşımanın ehemmiyeti ve zorluğunu dile getirerek nihâyete erer.

Ahzâb Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada otuz üçüncü, iniş sırasına göre doksanıncı sûredir. Âl-i İmrân sûresinden sonra, Mümtehine sûresinden önce Medine’de inmiştir. İbn İshak’a göre hicretten sonra nâzil olmuştur; geliş tarihi bakımından Medine’de nâzil olan sûrelerin dördüncüsüdür.

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يرًاۜ ﴿٢١﴾
Karşılaştır 21: Allah Rasûlü’nde sizin için; Allah’a ve âhirete kavuşmayı uman ve Allah’ı çok çok zikreden kimseler için her bakımdan uyulması gereken mükemmel bir örnek vardır.

TEFSİR:

Resûlullah (s.a.s.), hayatın her sahasında ve her seviyeden insan için en mükemmel bir örnek, en büyük fazilet numûnesidir. O, hem dini hükümleri nazarî olarak tebliğ etmiş, hem de bunları kendi yaşayışıyla tatbik, izah ve tarif etmiştir. Resûl-i Ekrem (s.a.s.) itikatta, amelde, muâmelâtta, ahlâk ve âdâbta örnektir. Savaşta-barışta, zorlukta-kolaylıkta, darlıkta-genişlikte nasıl davranılacağı hususunda da örnektir.  O (s.a.s.) manevî sahada bir mürşid, bir âlim ve muallim, en mükemmel bir ahlâk modeli, bir terbiyeci, bir devlet başkanı, bir kumandan, bir diplomat, bir eş, bir baba, bir arkadaş, bir komşu ve insanlar içinde onlardan bir fert olarak her sahada örnek olmuştur. Dolayısıyla müslümanlar, hayatlarının her yönünde Allah Resûlü’nü örnek bir şahsiyet kabul etmeli, onun söz, fiil ve davranışlarını fiilî kıstas olarak alıp, şahsiyet ve karakterlerini ona göre şekillendirmelidirler.

Ancak burada Resûlullah (s.a.s.)’i örnek alacak, buna kendini mecbûr hissedecek kimselerin mümeyyiz vasıfları haber verilir. Bunlar:

    Allah’a iman etmek; O’nun huzuruna varıp hayatın hesabını vereceği korkusunu taşımak. Allah’a imanı, Allah sevgisi ve korkusu olmayan onu örnek alamaz.

    Âhirete iman etmek; yaptıklarının hassas terazilerde tartılıp ona göre iyi ya da kötü karşılık göreceğini kesinlikle bilmek. Buna göre Allah’tan ümidi kesen, kıyametin kopacağına inanmayan, bütün himmeti dünya hayatı ve zevkine yönelmiş olan kimseler Efendimiz’i örnek almazlar, alamazlar.

    Allah’ı çok çok zikretmek. Dolayısıyla Allah’tan gâfil olan kimseler Efendimiz’i örnek alamazlar.

Hak dostlarından Hâtem-i Esam (k.s.) şöyle der:

“Üç şey var ki, ona üç şey eklenmeden bir şey beklemek boşuna bekleyiştir. Bekleyip bir şey bulacağını iddia eden de yalancıdır. Şöyle ki:

  Allah’tan korktuğunu söyleyen kimse, haramlar şöyle dursun şüpheli şeylerden sakınmıyorsa, Allah’tan korkma işinde yalancıdır.

  Cenneti arzulayan kimse Allah yolunda malını harcamıyorsa yalancıdır.

  Resûlullah (s.a.s.) için kalbinde sevgi taşıdığını iddia eden kimse fakr hâlini sevmiyorsa o da yine yalancıdır.” (Velîler Ansiklopedisi, I, 263-264)

Demek ki, Allah’a inanan, Allah’ın rahmet ve lütfuna ereceği umudunu taşıyan, bununla birlikte hakkında verilecek nihâî kararın, dünyadaki söz, fiil ve davranışlarının; itikat, ibâdet, muamelât, ahlâk ve adabının; şahsiyet ve karakterinin, Resûlullah (s.a.s.)’in hayatında sergilediği en güzel numûnelere ne derece benzediği hükmüne bağlı olacağı bir “Hüküm Günü”nün geleceğinden şüphesi bulunmayan ve böyle bir korku ve ümit içinde hiçbir zaman Allah’ı dilinden, kalbinden düşürmeyen kimseler, O Üsve-i Hasene (s.a.s.)’i örnek almak için bütün güçlerini sarf ederler. Ebedî kurtuluşlarını onda ararlar.

Şimdi, kendilerine Peygamber (s.a.s.)’i  örnek alan mü’minlerin zor zamanda sergiledikleri güzel hallerinden bir kesit sunularak buyruluyor ki:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/araf-suresinin-3-ayeti-ne-anlatiyor-195471-m.jpg
Araf Suresinin 3. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: اِتَّبِعُوا مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۜ قَل۪يلًا مَا تَذَكَّرُون ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/enam-suresinin-160-ayeti-ne-anlatiyor-195438-m.jpg
Enam Suresinin 160. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/comertlikle-ilgili-ayetler-195425-m.jpg
Cömertlikle İlgili Ayetler

“Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir.” (Sebe’ sûresi (34), 39) Bir anlamda el açıklığı diye ifade edilebilecek olan ker ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/enam-suresinin-152-ayeti-ne-anlatiyor-195417-m.jpg
Enam Suresinin 152. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَت۪يمِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُۚ وَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يز ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/hafiz-osman-onal---bakara-suresi-183-186-ayetler-asir-dinle-195410-m.jpg
Hafız Osman Önal - Bakara Sûresi 183-186. Ayetler (Aşır Dinle)

Bakara sûresi 286 ayettir. Medine’de on senelik bir müddet içinde peyderpey nâzil olmuştur. Mushaf tertîbine göre 2, nüzûl sırasına göre 87. sûredir ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/quotherkes-kendi-mizac-ve-mesrebine-gore-is-yaparquot-ayeti-isra-suresi-84-195412-m.jpg
"Herkes, Kendi Mizaç ve Meşrebine Göre İş Yapar" Ayeti (İsrâ Sûresi 84)

De ki: “Herkes fıtrat ve mizacına göre amel eder. Fakat kimin daha doğru bir yolda olduğunu en iyi Rabbiniz bilir.” (İsra 84)  اَلشَّاكِلَةُ (şâki ...