Necm Sûresi 26-30. Ayet Tefsiri


26-30 / 62


Necm Sûresi Hakkında

Necm sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 62 âyettir. İsmini 1. âyette geçen ve “yıldız” mânasına gelen اَلنَّجْمُ (necm) kelimesinden alır. Mushaf tertîbine göre 53, iniş sırasına göre ise 23. sırada yer alır. İçinde secde ayeti bulunan sûrelerden biridir.

Necm Sûresi Konusu

Kur’ân-ı Kerîm, Allah Teâlâ tarafından Cebrâil (a.s.) vasıtasıyla Resûlullah (s.a.s.)’e inzal buyrulmuştur. Dolayısıyla Peygamberimiz (s.a.s.)’in tebliğ ettiği İslâm, onun kendi arzu ve istekleriyle ortaya attığı bir iddia değil, bütünüyle vahye ve kesin bilgiye dayanan en doğru dindir. O, hakîkatin ta kendisidir. Çünkü Peygamber (s.a.s.), bizzat kendi müşâhedelerine dayanan hakikatleri tebliğ etmiştir. O, kendisine vahiy getiren meleği kendi gözleriyle görmüş ve Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın büyük işaretlerini bizzat müşahede etmiştir. Müşriklerin tutundukları yol ise zanna dayanmaktadır. Taptıkları Lât, Menât, Uzza putlarının hiçbir gerçekliği yoktur. Meleklere Allah’ın kızları demeleri de, onların şefaatleriyle kurtulacaklarına inanmaları da bütünüyle zanna dayanan bir iddiadır. Sahip oldukları inançlarının ne naklî ne de aklî hiçbir delili yoktur. Onların kesin bilgiye dayanan İslâm’ı bırakıp sadece zanlarına tabi olmalarının altında yatan gerçek ise âhirete inanmayıp sırf dünyanın peşinden koşmalarıdır. Netice itibariyle Peygamber (s.a.s.)’in davetini kabul edenlerle etmeyenlerin karşılaşacakları sonuçlar farklı olacak; iman edip sâlih amel işleyenler mükafatlandırılırken, kötülük yapanlar da cezalandırılacaklardır. Bu sadece Hz. Muhammed (s.a.s.)’in verdiği bir haber değil, Hz. İbrâhim ve Hz. Mûsâ gibi önceki tüm peygamberlerin tebliğ ettiği kadim ve değişmez bir hakîkattir. Bu gerçeklere inanmayan Nûh, Âd, Semûd ve Lût kavimleri nasıl helak edildilerse, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e inanmayanlar da öyle helak edileceklerdir. O halde ölüm ve kıyâmet gelmeden önce intibâha gelip Allah’a kulluğa dönmek gerekir.

Necm Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada elli üçüncü, iniş sırasına göre yirmi üçüncü sûredir. İhlâs sûresinden sonra, Abese sûresinden önce Mekke’de nâzil olmuştur. Sadece 32. âyetinin Medine’de indiği rivayet edilmiştir, fakat bu âyetin öncesi ve sonrasıyla olan sıkı anlam bağı ve üslûp birliği bu rivayeti tereddüde açık bırakmaktadır (Derveze, I, 212, 228).

وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمٰوَاتِ لَا تُغْن۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَأْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْضٰى ﴿٢٦﴾
اِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ الْاُنْثٰى ﴿٢٧﴾
وَمَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّۚ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۚ ﴿٢٨﴾
فَاَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلّٰى عَنْ ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ اِلَّا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۜ ﴿٢٩﴾
ذٰلِكَ مَبْلَغُهُمْ مِنَ الْعِلْمِۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدٰى ﴿٣٠﴾
Karşılaştır 26: Göklerde nice melekler vardır ki; onların şefaatleri, Allah’ın şefaat edilmesini dilediği ve râzı olduğu kullarının hâricinde kimseye fayda sağlamaz.
Karşılaştır 27: Âhirete inanmayanlar meleklere dişi isimler takıyorlar.
Karşılaştır 28: Oysa onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece asılsız bir kuruntunun peşine düşmüş gidiyorlar. Halbuki kuruntu, gerçek karşısında hiçbir şey ifade etmez.
Karşılaştır 29: O halde Rasûlüm, bizim zikrimizden yüz çeviren ve dünya hayatını yegâne gâye edinenleri sen de bir tarafa bırak!
Karşılaştır 30: Onların ulaşabildikleri bilgi seviyesi ancak bu kadardır. Bu yüzden yaptıklarına aldırış etme! Şüphesiz Rabbin, kimin doğru yoldan saptığını ve kimin doğru yol üzere yürüdüğünü çok iyi bilir.

TEFSİR:

Araplar melekleri Allah’ın kızları saydıklarından onla­rı sembolize eden putlara da kadın isimleri verirlerdi. Kendileri için Allah katında şefaatçi olacaklarına inanarak onlara taparlardı. Bu da bir kuruntudan başka bir şey değildir. Çünkü meleklerin şefaati, ancak Allah Teâlâ’nın dilediği ve razı olduğu kullar için geçerlidir. Cenâb-ı Hak, şirk ve küfürden, dolayısıyla müşrik ve kâfirlerden râzı olmadığı için, meleklerin onlara şefaat etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla onları kendi kuruntu ve sapıklıkları ile baş başa bırakıp, onların uygunsuz söz ve davranışlarına fazla aldırış etmeden üzerinize terettüp eden vazifeleri yerine getirmeye çalışmanız gerekir. Bu bakımdan, Rabbinizin üzerinizde bulunan nimetlerinin farkında olarak bunları kulluk yolunda kullanmanın, özellikle de âhireti unutup dünyaya dalma tehlikesine karşı uyanık olmanın zarureti ortadadır. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s.), çoğu zaman şu duaları yapmadan bir meclisten kalkmazdı:

“Allahım! Bize, günahla aramıza engel olacak kadar korkudan hisse ver. Bizi, cennetine ulaştıracak kadar taatini nasip eyle. Dünya musibetlerini hafifletecek güçlü iman ver. Allahım! Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımız, gözlerimiz ve kuvvetimizden faydalandır; ölümümüze kadar da onları devamlı kıl. Bize zulmedenlerden öcümüzü sen al. Düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bizi dinimizde musibete uğratma. Dünyayı en büyük düşüncemiz ve gayemiz kılma. İlmimizi dünya ile sınırlandırma. Bize acımıyanları başımıza belâ etme.” (Tirmizî, Deavât 79)

Öyleyse, insan Efendimiz (s.a.s.)’in öğrettiği şekilde Allah’a sığınmalı, bu sözlü duaların pratik hayata uygulaması olan fiilî duaları da dikkatlice yerine getirmelidir. Zira Allah Teâlâ kimin ne yaptığını en ince ayrıntısına varıncaya kadar bilmekte olup, buna göre kullarına muamele edecektir:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-50-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 50. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 50. Ayetinin Arapçası:قَالُوا لَا ضَيْرَۘ اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ Şuarâ Suresi 50. Ayetinin Meali (Anlamı):Sihirbazlar: “Hi ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-49-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 49. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 49. Ayetinin Arapçası:قَالَ اٰمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْۚ اِنَّهُ لَكَب۪يرُكُمُ الَّذ۪ي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَۚ فَلَسَوْفَ تَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-48-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 48. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 48. Ayetinin Arapçası:رَبِّ مُوسٰى وَهٰرُونَ Şuarâ Suresi 48. Ayetinin Meali (Anlamı):“Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine!” dediler.Şuarâ Suresi 48 ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-47-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 47. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 47. Ayetinin Arapçası:قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ Şuarâ Suresi 47. Ayetinin Meali (Anlamı):“Şüphesiz biz Âlemlerin Rabbine i ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/suara-suresi-46-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Şuarâ Suresi 46. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Şuarâ Suresi 46. Ayetinin Arapçası:فَاُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِد۪ينَۙ Şuarâ Suresi 46. Ayetinin Meali (Anlamı):Gerçeği farkeden sihirbazlar derhal sec ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/06/mescid-i-haram-kuranda-geciyor-mu-180689.jpg
Mescid-i Haram Kur’an’da Geçiyor mu?

Kur’an-ı Kerim’de geçen Mescid-i Haram ile alâkalı bazı ayet-i kerîmeler... “Ya siz hacılara sakalığı ve Mescid-i Haram’ın îmârını Allah’a ve Âhiret ...