Necm Sûresi 2. Ayet Tefsiri


2 / 62


Necm Sûresi Hakkında

Necm sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 62 âyettir. İsmini 1. âyette geçen ve “yıldız” mânasına gelen اَلنَّجْمُ (necm) kelimesinden alır. Mushaf tertîbine göre 53, iniş sırasına göre ise 23. sırada yer alır. İçinde secde ayeti bulunan sûrelerden biridir.

Necm Sûresi Konusu

Kur’ân-ı Kerîm, Allah Teâlâ tarafından Cebrâil (a.s.) vasıtasıyla Resûlullah (s.a.s.)’e inzal buyrulmuştur. Dolayısıyla Peygamberimiz (s.a.s.)’in tebliğ ettiği İslâm, onun kendi arzu ve istekleriyle ortaya attığı bir iddia değil, bütünüyle vahye ve kesin bilgiye dayanan en doğru dindir. O, hakîkatin ta kendisidir. Çünkü Peygamber (s.a.s.), bizzat kendi müşâhedelerine dayanan hakikatleri tebliğ etmiştir. O, kendisine vahiy getiren meleği kendi gözleriyle görmüş ve Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın büyük işaretlerini bizzat müşahede etmiştir. Müşriklerin tutundukları yol ise zanna dayanmaktadır. Taptıkları Lât, Menât, Uzza putlarının hiçbir gerçekliği yoktur. Meleklere Allah’ın kızları demeleri de, onların şefaatleriyle kurtulacaklarına inanmaları da bütünüyle zanna dayanan bir iddiadır. Sahip oldukları inançlarının ne naklî ne de aklî hiçbir delili yoktur. Onların kesin bilgiye dayanan İslâm’ı bırakıp sadece zanlarına tabi olmalarının altında yatan gerçek ise âhirete inanmayıp sırf dünyanın peşinden koşmalarıdır. Netice itibariyle Peygamber (s.a.s.)’in davetini kabul edenlerle etmeyenlerin karşılaşacakları sonuçlar farklı olacak; iman edip sâlih amel işleyenler mükafatlandırılırken, kötülük yapanlar da cezalandırılacaklardır. Bu sadece Hz. Muhammed (s.a.s.)’in verdiği bir haber değil, Hz. İbrâhim ve Hz. Mûsâ gibi önceki tüm peygamberlerin tebliğ ettiği kadim ve değişmez bir hakîkattir. Bu gerçeklere inanmayan Nûh, Âd, Semûd ve Lût kavimleri nasıl helak edildilerse, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e inanmayanlar da öyle helak edileceklerdir. O halde ölüm ve kıyâmet gelmeden önce intibâha gelip Allah’a kulluğa dönmek gerekir.

Necm Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada elli üçüncü, iniş sırasına göre yirmi üçüncü sûredir. İhlâs sûresinden sonra, Abese sûresinden önce Mekke’de nâzil olmuştur. Sadece 32. âyetinin Medine’de indiği rivayet edilmiştir, fakat bu âyetin öncesi ve sonrasıyla olan sıkı anlam bağı ve üslûp birliği bu rivayeti tereddüde açık bırakmaktadır (Derveze, I, 212, 228).

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ ﴿٢﴾
Karşılaştır 2: Arkadaşınız Muhammed, doğru yoldan sapmadı, bâtıla da inanmadı.

TEFSİR:

 اَلنَّجْمُ (necm) kelimesi yıldız, tüm yıldızlar, Süreyyâ yıldızı ve Kur’an’ın nâzil olan her bir parçası gibi mânalara gelir. Fiil olarak kullanılan هَوٰى (hevâ) kelimesi ise batmak, inmek, kaymak, düşmek ve çıkmak mânalarında kullanılır. Bu mânaların her biri dikkate alınarak âyeti tefsir etmek mümkündür. Biz bunlar içinden iki önemli mâna üzerinde durmak istiyoruz:

Birincisi; yıldızların battığı ve güneşin doğup etrafı tamâmen aydınlattığı sabah vaktine yemin edilerek uzun zaman Mekke’li Araplarla birlikte yaşamış olan, doğruluğu, güvenilirliği, üstün ahlâkı, dostluk ve iyilik severliği herkes tarafından bilinen Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğru yoldan sapmadığı, yanlış bir yola düşmediği, bâtıl bir inanca saplanmadığı beyân edilmektedir. Güneş aydınlığında her şey ne kadar açık ve net görülüyorsa, bu hakikat de o kadar açık ve nettir. Burada müşriklere hitap edilerek “sahibiniz” tabirinin kullanılmasının hususi bir anlamı vardır. Zira اَلصَّاحِبُ (sâhib), daima sohbette bulunan, arkadaşlık edip koruyan, hâmî mânalarına gelmektedir. Böylece şimdiye kadar sohbetinde bulunup çok iyi tanıdıkları, aklına ve doğruluğuna güvendikleri, onlara nasihat edip hak yolunu göstermek isteyen arkadaşları Hz. Muhammed’in yolunu şaşırmadığını, aklını kaybetmediğini, aldanmadığını ve aldatılmadığını; sihirbaz, kâhin ve mecnun olmadığını bildirmektedir.

İkincisi; Kur’ân-ı Kerîm’in o zamana kadar nâzil olan her bir bölümüne yemin edilmekte; inen bu âyetlerin mûcizevî nazmı, üslûbu ve mânasının, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğru yol üzere yürüyen gerçek bir peygamber olduğunu gösterdiği beyân edilmektedir.

Öyle bir Peygamber ki:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/11/necm-suresi-32-ayet-ne-anlatiyor-174680.jpg
Necm Sûresi 32. Ayet Ne Anlatıyor?

Cenab-ı Hak Buyuruyor: "Kendinizi (övüp övüp) temize çıkarmayın. Allah, kimin takvâ sahibi olduğunu çok iyi bilir." (Necm sûresi, 32) Allah her şeyi ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/03/temizlik-ile-ilgili-ayet-ve-hadisler-171729.jpg
Temizlik İle İlgili Ayet ve Hadisler

Melekler de temizlikten hoşlanır, kirlilikten rahatsız olurlar. İnsanın rûhu da ancak temizlikte huzur bulur. O hâlde bir Müslüman için temizlik, vazg ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/11/amelleri-bosa-cikaran-davranis-174631.jpg
Amelleri Boşa Çıkaran Davranış

Yaptığı iyiliği başa kakmak ile ilgili ayetler. "Ey iman edenler! Başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız iyilikleri boşa çıkarmayın!" (Bakara s ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/11/din-kardesine-giyabinda-dua-etmenin-fazileti-174624.jpg
Din Kardeşine Gıyabında Dua Etmenin Fazileti

Müminin mümine gıyabında dua etmesi ile ilgili ayetler. “Bunlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kar ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2017/09/hasta_dua2-702x336.jpg
Şifa Ayetleri

Şifa; deva demektir. Şifa; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına gelir. Peki hastalara ne şifa olur? KUR’AN’DA G ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2020/11/haset-ile-ilgili-ayet-ve-hadis-174571.jpg
Haset ile İlgili Ayet ve Hadis

İster din ister dünya nimeti olsun bir kimsenin sahip olduğu nimetin elinden çıkmasını istemek anlamındaki hasedin haram kılınmıştır. HASET İLE İLGİL ...