| Meal | Sure | Ayet | Karşılaştır |
|---|---|---|---|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 31 | “Onunla beni kuvvetlendir.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 32 | “Onu bu mühim işime ortak kıl.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 33 | “Tâ ki seni bol bol tesbih edelim.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 34 | “Seni çok çok zikredelim.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 35 | “Sen, zâten bizi her halimizle çok iyi görmekte ve bilmektesin.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 36 | Allah şöyle buyurdu: “İstediklerin sana verildi, ey Mûsâ!” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 37 | “Nitekim biz sana daha önce de lutufta bulunmuştuk.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 38 | “O vakit biz annene ilham edilmesi gerekenleri ilham edip kalbini şöyle yönlendirmiştik:” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 39 | “Oğlun Mûsâ’yı sandığa koyup nehre bırak! Nehir onu kıyıya atsın da, hem benim hem de onun düşmanı olan Firavun onu yanına alsın!” Ey Mûsâ: “Ayrıca bizzat benim gözetimimde yetişip eğitilmen için sana kendimden gönülleri cezbeden bir güzellik ve sevecenlik vermiştim.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 40 | “Hani, kız kardeşin seni takip ederek gitmiş ve saray halkına: «Ona iyi bakacak birini size buluvereyim mi?» demişti. Böylece seni tekrar annene kavuşturduk ki, gözü gönlü aydınlık olsun ve üzülmesin! Yine sen, birini yanlışlıkla öldürmüştün de seni o gamdan kurtarmıştık. Ardından seni her bakımdan kemâle ermen için türlü türlü ibtilâlardan geçirdik. Bu yüzden senelerce Medyen halkı arasında kaldın. Sonra da takdir ettiğimiz şekilde Medyen’den Tûr’a döndün ey Mûsâ!” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 41 | Allah devamla şöyle buyurdu: “Seni kendime peygamber seçip lutuflarımla yetiştirdim.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 42 | “Şimdi, sen ve kardeşin size verdiğim mûcizelerimle gidin; beni anmakta ve imana dâvet vazîfenizde sakın gevşeklik ve üşengeçlik göstermeyin.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 43 | “Firavun’a gidin; çünkü o, gerçekten çok azgınlaştı.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 44 | “Ona yumuşak ve gönül alıcı sözler söyleyin. Belki o, böylece aklını başına alır veya hiç değilse biraz korkar.” |
|
| Ömer Çelik | Tâ-Hâ / 45 | Mûsâ ve Hârûn: “Rabbimiz! Doğrusu onun bize fırsat vermeden saldırmasından veya büsbütün azgınlaşmasından endişe ediyoruz” dediler. |
|
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ZÂRİYÂT SURESİ 50. AYETİN MESAJI Zariyat Suresi 50. Ayet Arapça: فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَ ...
Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur: MÜTTAKÎLERİN MÜKÂFATI: CENNET PINARLARI Zariyat Suresi 15-16. Ayetler Arapça: اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ ...
Hayat, ölüm ve dönüş hakikati, âyet-i kerîmede şöyle bildirilir: YARATAN VE ÖLDÜREN ALLAH! Kâf Suresi 43. Ayet Arapça: اِنَّا نَحْنُ نُحْي۪ وَنُم۪ ...
Abdullah bin Amr, Abdullah bin Mesʻûd’dan bahsetti ve: KUR’ÂN ÖĞRENİMİNDE DOĞRU HOCAYI SEÇMEK “‒Ben onu daima seveceğim. Zira Nebî (s.a.v) Efendimiz ...
Allah’ın bize olan yakınlığı şöyle bildiriliyor: ALLAH ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKIN Kâf Suresi 16. Ayet Arapça: وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَع ...
Kureyş, Rasûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in, getirdiği bilgileri, Arap olmayan bazı insanlardan öğrendiğini iddia ettiler. NAHL SURESİ 103. AYETİN NÜZ ...