İnfitâr Sûresi Ömer Nasuhi Bilmen Meali


SÛRE

MEAL LiSTESi


Karşılaştır İnfitâr Sûresi 1: Göğün yarıldığı vakit.
اِذَا السَّمَٓاءُ انْفَطَرَتْۙ ﴿١﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 2: Ve dökülüp dağıldığı vakit.
وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْۙ ﴿٢﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 3: Ve denizlerin kaynayıp aktığı vakit.
وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْۙ ﴿٣﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 4: Ve mezarların alt üst olduğu vakit.
وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْۙ ﴿٤﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 5: Herkes, neyi ileri sürmüş ve neyi geriye bırakmış olduğunu bilir.
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَاَخَّرَتْۜ ﴿٥﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 6: Ey insan! Seni o kerîm Rabbine karşı ne şey aldattı?
يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَر۪يمِۙ ﴿٦﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 7: O Rabbin ki, seni yarattı, sonra seni düzeltti de mütedil bir halde kıldı.
اَلَّذ۪ي خَلَقَكَ فَسَوّٰيكَ فَعَدَلَكَۙ ﴿٧﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 8: Dilediği bir sürette seni terkip etti.
ف۪ٓي اَيِّ صُورَةٍ مَا شَٓاءَ رَكَّبَكَۜ ﴿٨﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 9: Hayır hayır..Siz belki dini yalanlıyorsunuz.
كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدّ۪ينِۙ ﴿٩﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 10: Ve şüphe yok ki, sizin üzerinizde bekçiler vardır.
وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظ۪ينَۙ ﴿١٠﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 11: Çok mükerrem yazıcılar vardır.
كِرَامًا كَاتِب۪ينَۙ ﴿١١﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 12: Ne yapar olduklarınızı bilirler.
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ ﴿١٢﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 13: Şüphe yok ki, muttakî zâtlar, hoş nîmetler içindedirler.
اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۚ ﴿١٣﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 14: Ve muhakkak ki, facirler de yakıcı ateş içindedirler.
وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَف۪ي جَح۪يمٍۚ ﴿١٤﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 15: Ceza günü oraya yaslanacaklardır.
يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدّ۪ينِ ﴿١٥﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 16: Ve onlar, ondan gaip olanlar değildirler.
وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَٓائِب۪ينَۜ ﴿١٦﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 17: Ceza gününün ne olduğunu sana ne şey bildirdi?
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۙ ﴿١٧﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 18: Sonra ceza gününün ne olduğunu sana ne şey öğretmiş oldu?
ثُمَّ مَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۜ ﴿١٨﴾
Karşılaştır İnfitâr Sûresi 19: O günde hiç bir şahıs, bir şahıs için bir şeye malik olamaz. O günde emir, ancak Allah'a mahsustur.
يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْـًٔاۜ وَالْاَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ ﴿١٩﴾

https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/hucurat-suresi-13-ayet-ne-anlatiyor-203266-m.jpg
Hucurat Suresi 13. Ayet Ne Anlatıyor?

Allah katında gerçek üstünlüğün ölçüsü şöyle bildirilir: ÜSTÜNLÜĞÜN ÖLÇÜSÜ: TAKVÂ Hucurat Suresi 13. Ayet Arapça: يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/hucurat-suresi-6-ayet-ne-anlatiyor-203240-m.jpg
Hucurat Suresi 6. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: HABERLERİ ARAŞTIRMADAN İNANMANIN TEHLİKESİ  Hucurat Suresi 6. Ayet Arapça: يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/fetih-suresi-29-ayette-ne-anlatilmak-isteniyor-203216-m.jpg
Fetih Suresi 29. Ayette Ne Anlatılmak İsteniyor?

Sahâbenin örnekliği, âyet-i kerîmede şöyle bildirilir: SECDE İZLERİYLE ÖRNEK BİR NESİL Fetih Suresi 29. Ayet Arapça: س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/12/fetih-suresinin-fazileti-189903-m.jpg
Fetih Suresinin Fazileti

Fetih sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in kırk sekizinci sûresidir. İsmini ilk âyette geçen “feth” kelimesinden alır. 29 âyettir. FETİH SÛRESİ’NİN NÜZÛLÜ VE FA ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/fetih-suresi-28-ayet-ne-anlatiyor-203188-m.jpg
Fetih Suresi 28. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: ALLAH İSLÂM’I DİĞER DİNLERE NASIL ÜSTÜN KILDI? Fetih Suresi 28. Ayet Arapça: هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/fetih-suresi-17-ayet-ne-anlatiyor-203173-m.jpg
Fetih Suresi 17. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: SAVAŞA KATILMAMA MAZERETLERİ Fetih Suresi 17. Ayet Arapça: لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ ...