Hûd Sûresi 77-80. Ayet Tefsiri


77-80 / 123


Hûd Sûresi Hakkında

Hûd sûresi Mekke’de inmiştir. 123 âyettir. İsmini, 50-60. âyetler arasında kıssası anlatılan Hûd (a.s.)’dan almıştır. Mushaf tertîbine göre 11, nüzûl sırasına göre 52. sûredir.

Hûd Sûresi Konusu

Hûd sûresinde itikat konuları, özellikle Allah’ın varlığı, birliği, peygamberlik gerçeği ve bunun önceki toplumlardaki tezâhürü ele alınmaktadır. Bunu misallendirmek üzere Hz.Nûh, Hz. Hûd, Hz. Sâlih, Hz. İbrâhim, Hz. Lût, Hz. Şuayb ve Hz. Mûsâ gibi peygam­berlerin kıssaları, Yûnus sûresine göre daha geniş bir çerçevede anlatılmaktadır. Bu misallerden hareketle Kur’an’ın mûcize oluşu, öldükten sonra diriliş, hesap ve âhiret hayatıyla alakalı mevzulara dikkat çekilmektedir.

Hûd Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada on birinci, iniş sırasına göre elli ikinci sûredir. Yûnus sûresinden sonra, Yûsuf sûresinden önce Mekke döneminin son bir yılı içinde nâzil olmuştur. 12, 17 ve 114. âyetlerinin Medine’de indiği yolundaki görüş müfessirlerin çoğunluğunca kabul edilmemiştir (İbn Âşûr, XI, 311; Reşîd Rızâ, XII, 2; Ateş, IV, 291).

Hûd Sûresi Fazileti

Allah Resûlü (s.a.s.), Hûd sûresinin fazileti hakkında şöyle buyurur:

“Cuma günü Hûd sûresini okuyun.” (Dârimî, Fezailü’l-Kur’an 17)

Yine Efendimiz (s.a.s.):

“Hûd sûresi ve Vâkıa, Hâkka, Mürselât, Nebe’ ve Tekvîr gibi kardeşleri beni ihtiyar­lattı” (Tirmizî, Tefsir 57/3297) beyânıyla da sûrenin muhtevasının önemine ve bildirdiği sorumlulukların ağırlığına dikkat çeker. Çünkü bu sûrelerde fevkalade tesirli bir üslûp­la önceki peygamberlerin tevhid mücadelesinden kesitler sunulmakta, kalpleri derinden sarsan kıyamet sahneleri tasvir edilmektedir.

وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا س۪ٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هٰذَا يَوْمٌ عَص۪يبٌ ﴿٧٧﴾
وَجَٓاءَهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ اِلَيْهِ وَمِنْ قَبْلُ كَانُوا يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۜ قَالَ يَا قَوْمِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ي هُنَّ اَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ ف۪ي ضَيْف۪يۜ اَلَيْسَ مِنْكُمْ رَجُلٌ رَش۪يدٌ ﴿٧٨﴾
قَالُوا لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا ف۪ي بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّۚ وَاِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُر۪يدُ ﴿٧٩﴾
قَالَ لَوْ اَنَّ ل۪ي بِكُمْ قُوَّةً اَوْ اٰو۪ٓي اِلٰى رُكْنٍ شَد۪يدٍ ﴿٨٠﴾
Karşılaştır 77: Elçilerimiz Lût’a gelince, onlara sapık kavminin musallat olabileceğinden dolayı endişeye kapıldı, bu yüzden göğsü daraldı ve: “Bugün, gerçekten pek çetin bir gün olacak!” dedi.
Karşılaştır 78: Daha önceden de o çirkin işleri yapmaya alışık olan kavmi koşarak, itişe kakışa Lût’un yanına geldiler. Lût onlara: “Ey kavmim! İşte şunlar benim kızlarım; sizin için en temiz olanı onlarla evlenmenizdir. Allah’tan korkun ve misafirlerime karşı beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında bir adam yok mu!” dedi.
Karşılaştır 79: Dediler ki: “Sen de gâyet iyi biliyorsun ki, bizim senin kızlarında gözümüz yok. Sen, aslında bizim ne istediğimizi de pekâlâ biliyorsun.”
Karşılaştır 80: Lût da: “Keşke size karşı koyabileceğim bir kuvvetim olsaydı yahut sağlam bir kaleye sığınabilseydim!” dedi.

TEFSİR:

Melekler, Hz. İbrâhim’den ayrıldıktan sonra yine genç delikanlılar kılığında Hz. Lût’a geldiler. Lût (a.s.) bunları insan sandığı için endişeye kapıldı, oğlanlara düşkün olan kavminin bu genç misafirlere Musallat olacağından korktu, içi iyice daraldı. Korktuğu gibi de oldu. Lût’un evine genç, güzel delikanlıların geldiğini haber alan kavim, hemen itişe kakışa koşarak Hz. Lût’a geldiler, delikanlıları kendilerine teslim etmesini istediler. Çünkü onlar daha önce böyle kötülükleri yapmaya alışmışlar; iffet ve haya duygularını tamamen yitirmişlerdi. Hz. Lût, misâfirlerini korumak için onlara kendi kızlarıyla veya peygamber olması hasebiyle kızları mevkiinde sayılan kavminin diğer kadınlarıyla meşrû yollarla evlenmelerini teklif etti. Misafirlerine karşı kendini mahcup etmemelerini, utandırmamalarını âdeta yalvarırcasına istedi: “İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” serzenişinde bulundu. Fakat kavmi taleplerinde direndiler. Bu durum karşısında Hz. Lût, o kadar daraldı ki: “Keşke size karşı koyabileceğim bir kuvvetim olsaydı yahut sağlam bir kaleye sığınabilseydim!” (Hûd 11/80) demek mecburiyetinde kaldı. Derken:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-22-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 22. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 22. Ayetinin Arapçası:اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪ۜ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-21-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 21. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 21. Ayetinin Arapçası:اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَسَلَكَهُ يَنَاب۪يعَ فِي الْاَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِه۪ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-20-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 20. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 20. Ayetinin Arapçası:لٰكِنِ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِنْ فَوْقِهَا غُرَفٌ مَبْنِيَّةٌۙ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَن ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-19-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 19. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 19. Ayetinin Arapçası:اَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ الْعَذَابِۜ اَفَاَنْتَ تُنْقِذُ مَنْ فِي النَّارِۚ Zümer Suresi 19. Ayetinin Meali ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-18-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 18. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 18. Ayetinin Arapçası:اَلَّذ۪ينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ هَدٰيهُمُ اللّٰهُ وَاُو۬لٰٓئِكَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/zumer-suresi-17-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.jpg
Zümer Suresi 17. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Zümer Suresi 17. Ayetinin Arapçası:وَالَّذ۪ينَ اجْتَنَبُوا الطَّاغُوتَ اَنْ يَعْبُدُوهَا وَاَنَابُٓوا اِلَى اللّٰهِ لَهُمُ الْبُشْرٰىۚ فَبَشِّرْ عِبَا ...