Hâkka Sûresi 30-37. Ayet Tefsiri


30-37 / 52


Hâkka Sûresi Hakkında

Hâkka sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 52 âyettir. İsmini, “kesin gerçek, meygana gelmesi kaçınılmaz olan kıyâmet” mânasındaki اَلْحَٓاقَّةُ  (hâkka) kelimesinden alır. Sûre ayrıca 12. âyette geçen “belleyici, uyanık” anlamındaki اَلْوَاعِيَةُ (Vâ‘iye) ve 32. âyette geçen “zincir” anlamındaki اَلسِّلْسِلَةُ (Silsile) isimleriyle de anılır. Mushaf tertîbine göre 69, iniş sırasına göre ise 78. sûredir.

Hâkka Sûresi Konusu

Helak edilmiş önceki kavimler örnek verilerek, Kur’an’a ve Peygamber’e inanmanın zarureti dikkatlere sunulur. Onlara imanın veya inkârın âhiretteki neticeleri calib-i dikkat manzaralar halinde gözler önünde canlandırılır. Kur’an’ın gerçekliğine dikkat çekilerek, müşriklerin iddialarına cevap verilir.

Hâkka Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada altmış dokuzuncu, iniş sırasına göre yetmiş sekizinci sûredir. Mülk sûresinden sonra, Meâric sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

خُذُوهُ فَغُلُّوهُۙ ﴿٣٠﴾
ثُمَّ الْجَح۪يمَ صَلُّوهُۙ ﴿٣١﴾
ثُمَّ ف۪ي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَاسْلُكُوهُۜ ﴿٣٢﴾
اِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ الْعَظ۪يمِۙ ﴿٣٣﴾
وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ ﴿٣٤﴾
فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هٰهُنَا حَم۪يمٌۙ ﴿٣٥﴾
وَلَا طَعَامٌ اِلَّا مِنْ غِسْل۪ينٍۙ ﴿٣٦﴾
لَا يَأْكُلُهُٓ اِلَّا الْخَاطِؤُ۫نَ۟ ﴿٣٧﴾
Karşılaştır 30: Zebânîlere denir ki: “Tutun onu, bağlayın, kelepçeleyin!”
Karşılaştır 31: “Sonra da onu, yanıp kavrulması için kızgın alevli cehenneme sallayın!”
Karşılaştır 32: “Ardından da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire vurun!”
Karşılaştır 33: Çünkü o, sonsuz büyüklük sahibi Allah’a inanmazdı.
Karşılaştır 34: Yoksulu doyurmaya önayak olmazdı.
Karşılaştır 35: Bugün burada onu koruyacak candan bir dostu yoktur.
Karşılaştır 36: Cehennemliklerin yaralarından akan irinden başka bir yiyeceği de.
Karşılaştır 37: Onu da ancak küfür ve şirk gibi en büyük günahları işleyenler yer.

TEFSİR:

Vazifeli melekler, Allah Teâlâ’nın tâlimatıyla onları kıskıvrak yakalar, ellerini ve ayaklarını demir halkalarla boyunlarına bağlar, yetmiş zira uzunluğundaki zincirlere vurarak cehenneme atarlar. Orada onlara yardım edecek, hal hatırlarını soracak, bir tatlı söz bir tebessüm gösterecek tek bir dost bile bulunmaz. Yiyecekleri de “ğislîn”dir. اَلْغِسْل۪ينُ (ğislîn), “cehennemde yananların yaralarından ve ferçlerinden akan irin”dir. “Cehennemliklerin yediği bir bitki, en kötü yiyecek” anlamı da vardır. O bedbahtları böyle feci bir âkıbete sürükleyen sebep ise:

  Sonsuz büyüklük sahibi Allah’a iman etmemek,

  Fakirleri, yoksulları, muhtaçları doyurmaya önayak olmamak, hiçbir teşvikte bulunmamaktadır.

Böyle hazin bir âkibete uğramaktan kurtulmanın tek yolu, en büyük rahmet tecellisi olarak lütfedilen Kur’ân-ı Kerîm’e inanmak ve buyruklarına sımsıkı sarılmaktır:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri