Fâtır Sûresi 25. Ayet Tefsiri


25 / 45


Fâtır Sûresi Hakkında

Fâtır sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 45 âyettir. İsmini 1. âyette geçen Cenâb-ı Hakk’ın اَلْفَاطِرُ (Fâtır) sıfatından alır. Buna “Melâike” sûresi de denilir. Resmî tertîbe göre 35, iniş sırasına göre 43. sûredir.

Fâtır Sûresi Konusu

Sûre ağırlıklı olarak Allah’ın varlığı, birliği ve kudretinin kâinatta tecelli eden pek çok delillerinden söz ederek, O’nun kulluğa lâyık tek ilâh olduğu fikrini işler. Yaratan O’dur, rızık veren O’dur, izzet ve şeref veren O’dur. O zengin ve müstağnî, insanlar ise O’na sonsuz derecede muhtaçtır. Bütün izzet ve şeref yalnızca O’na mahsus olduğundan, izzet ve şeref isteyenler için O’na inanmak, O’na teslim olmak, yalnızca O’na kul köle olmak zarûrîdir. Acı ve tatlı deniz, gece ile gündüz, âmâ ile gören, karanlıkla aydınlık, ölü ile diri gibi âlemde birbirinin zıddı olarak tecelli eden varlık ve olaylar, iman ile küfrün hakikatini anlamak için birer misaldir. İman güzelliklerin, küfür ise kötülüklerin temsilcisidir. Bu sebeple sûrede iman ehlinin nâil olacağı ebedi mutlulukla, küfür ehlinin feci halleri canlı birer tablo halinde arz edilir. İnsanların zulmü ve nankörlüğüne rağmen Cenâb-ı Hakk’ın onlara mühlet verdiği, dolayısıyla bu mühletin iyi değerlendirilmesi gereği üzerinde durulur.

Fâtır Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada otuz beşinci, iniş sırasına göre kırk üçüncü sûredir. Furkan sûresinden sonra, Meryem sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

TEFSİR:

Peygamberin vazifesi sadece tebliğ etmek, Allah’ın azabıyla uyarıp korkutmaktır. Onun bilfiil doğru yola erdirmek gibi bir salahiyeti yoktur. Doğru yola iletmek ancak Cenâb-ı Hakk’ın elindedir. Bu sebeple Peygamberimiz (s.a.s.), önceki peygamberlerin yaptığı gibi, Rabbinden gelen gerçek vasıtasıyla mü’minleri cennet ile müjdeler, inkârcıları da cehennem ile korkutur. Her ümmete bir uyarıcı göndermek de Allah’ın bir kanunudur. Aralarından uyarıcı bir peygamberi olmayan hiçbir toplum yoktur. Ancak ekseriyetle önceki kavimler peygamberlerini yalanladıklarından Allah’ın azabına uğramışlardır. Bu yüzden Cenâb-ı Hak, müşriklerin yalanlamalarına karşı Rasûlü’nü, onun şahsında da İslâm’ın derdiyle dertlenen mü’min gönülleri teselli etmekte; Kur’an’ın öğrettiği şekilde gerçekleri tüm insanlığa duyurmalarını istemektedir:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/ahkaf-suresi-17-ayet-ne-anlatiyor-202985-m.jpg
Ahkaf Suresi 17. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ANNE BABAYA “YETER BE!” DİYEN EVLADI KUR’ÂN UYARIYOR! Ahkaf Suresi 17. Ayet Arapça: وَالَّذ۪ي قَالَ لِوَالِدَيْهِ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2018/06/sabir_ayet_hadis-1-702x336.jpg
Sabır İle İlgili Ayetler ve Hadisler

Sabr-ı cemîl, başa gelen belâ ve musîbetleri hiçbir şekilde başkasına şikâyet etmeden, onlara tahammül göstermektir. Çekilen çileler ve ibtilâlar insa ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/ahkaf-suresi-13-14-ayetler-ne-anlatiyor-202970-m.jpg
Ahkaf Suresi 13-14. Ayetler Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “RABBİMİZ ALLAH’TIR” DİYENLERİN İSTİKAMETİ Ahkaf Suresi 13-14. Ayetler Arapça: اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا ال ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/casiye-suresi-37-ayet-ne-anlatiyor-202961-m.jpg
Casiye Suresi 37. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: BÜYÜKLÜK ALLAH’A AİTTİR Casiye Suresi 37. Ayet Arapça: وَلَهُ الْكِبْرِيَٓاءُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۖ وَهُوَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/casiye-suresi-26-ayet-ne-anlatiyor-202945-m.jpg
Casiye Suresi 26. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ÖLÜMDEN SONRA DİRİLİŞ VE HESAP GÜNÜ Casiye Suresi 26. Ayet Arapça: قُلِ اللّٰهُ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمّ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/08/casiye-suresi-15-ayet-ne-anlatiyor-202929-m.jpg
Casiye Suresi 15. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: İYİLİK VE KÖTÜLÜK KİMİN İÇİNDİR? Casiye Suresi 15. Ayet Arapça: مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَسَٓاءَ ...