Ra'd Sûresi 25. Ayet Tefsiri


25 / 43


Ra'd Sûresi Hakkında

Ra‘d sûresi Mekke’de inmiştir. Medine’de indiğini söyleyenler de olmuştur. 43 âyettir. İsmini, 13. âyetindeki ve “gök gürültüsü” mânasına gelen اَلرَّعْدُ (ra‘d) kelimesinden almıştır. Mushaf tertîbine göre 13, nüzûl sırasına göre 87. sûredir.

Ra'd Sûresi Konusu

Sûre, Peygamberimiz (s.a.s.)’e inzâl buyrulan Kur’ân-ı Kerîm’in Allah tarafından gönderilmiş kesin, gerçek, doğru bir kitap olduğu esası etrafında döner durur. Kur’an’ın getirdiği temel esaslar olan tevhid, âhiret ve nübüvvet konularına tekrar tekrar temas eder. Bu esasları ispat sadedinde aklî ve mantıkî deliller serdeder. Bunlara samimiyetle iman edenlerin elde edecekleri mükâfatları, bunlara sırtını dönenlerin ise uğrayacakları hazin ve feci neticeleri haber verir. İslâm düşmanlarının ileri sürdükleri bir kısım itirazları üstü kapalı olarak ele alıp, iknâ edici bir şekilde cevaplandırır. Böylece oluşabilecek şüpheleri izale etmiş olur. Hususiyle İslâm’ı yaşama ve tebliğ etme yolunda gayret gösteren, bu uğurda çilelere sabredip Allah’ın yardımını bekleyen mü’min gönülleri teselli eder; onlara parlak bir gelecek için ümit ve cesaret aşılar.

Ra'd Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada on üçüncü, iniş sırasına göre doksan altıncı sûredir. Muhammed sûresinden sonra, Rahmân sûresinden önce nâzil olmuştur; Mekke’de mi Medine’de mi indiği hakkında farklı rivayet ve tesbitler vardır. Mushaftaki tertibe göre sûrenin Mekke’de inmiş olan ve hurûf-i mukattaa ile başlayan sûrelerin arasına yerleştirilmiş olması, üslûbunun Mekkî sûrelere benzemesi, muhtevasında tevhid ilkeleri, müşriklerin kınanması ve yerilmesi gibi konuların yer alması sebebiyle Mekke’de inmiş olduğu rivayeti tercih edilmiştir; 31-32. âyetlerinin Mekke’de, diğerlerinin ise Medine’de indiğini, ayrıca tamamının Medine döneminde geldiğini söyleyenler de vardır.

وَالَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۙ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ ﴿٢٥﴾
Karşılaştır 25: Allah’a kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönenler, Al­lah’ın korunup gözetilmesini emrettiği hususları koparıp atanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara gelince, işte lânet de bunlar içindir, varılacak en kötü yer olan cehennem de bunlar içindir.

TEFSİR:

Cennete varacak mü’minlerin mukâbilinde, lânete uğrayacak ve cehenneme gidecek bedbahtların üç kötü vasfına dikkat çekilir:

    Allah’a verdikleri kulluk sözünü bozarlar, bunun gereğini yerine getirmezler. Sözlerinde durmazlar. Allah adına yaptıkları diğer anlaşmalara da ehemmiyet vermez, menfaatlerine ters düştüğü zaman hemen vazgeçerler. Onlar, Allah’ın değil, sadece nefislerinin istekleri istikametinde hareket eden dönek ve emniyetsiz kimselerdir.

    Hakka ve hukuka riâyet ezmezler. Allah’ın, peygamberin, âlimlerin, akrabaların, komşuların, mü’minlerin ve derecesine göre bütün insanların, hatta hayvan, bitki ve cansız varlıkların haklarını gözetmez, bunlara karşı sorumlu oldukları hakları yerine getirmez, bütün bağları koparıp atarlar.

    Yeryüzünde fesat çıkarır, bozgunculuk yaparlar. Allah’tan başkasına kulluk edip insanları da buna çağırarak, zulümler yaparak, savaş ve fitneler çıkararak kurulmuş nizamı ihlal etmeye çalışırlar.

Bu gibilerin bütün dertleri yiyip içmek, mal biriktirmek ve dünya zevklerine dalmaktır. En büyük değer ölçüleri sadece maddedir. Halbuki:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri