Ra'd Sûresi 1. Ayet Tefsiri


1 / 43


Ra'd Sûresi Hakkında

Ra‘d sûresi Mekke’de inmiştir. Medine’de indiğini söyleyenler de olmuştur. 43 âyettir. İsmini, 13. âyetindeki ve “gök gürültüsü” mânasına gelen اَلرَّعْدُ (ra‘d) kelimesinden almıştır. Mushaf tertîbine göre 13, nüzûl sırasına göre 87. sûredir.

Ra'd Sûresi Konusu

Sûre, Peygamberimiz (s.a.s.)’e inzâl buyrulan Kur’ân-ı Kerîm’in Allah tarafından gönderilmiş kesin, gerçek, doğru bir kitap olduğu esası etrafında döner durur. Kur’an’ın getirdiği temel esaslar olan tevhid, âhiret ve nübüvvet konularına tekrar tekrar temas eder. Bu esasları ispat sadedinde aklî ve mantıkî deliller serdeder. Bunlara samimiyetle iman edenlerin elde edecekleri mükâfatları, bunlara sırtını dönenlerin ise uğrayacakları hazin ve feci neticeleri haber verir. İslâm düşmanlarının ileri sürdükleri bir kısım itirazları üstü kapalı olarak ele alıp, iknâ edici bir şekilde cevaplandırır. Böylece oluşabilecek şüpheleri izale etmiş olur. Hususiyle İslâm’ı yaşama ve tebliğ etme yolunda gayret gösteren, bu uğurda çilelere sabredip Allah’ın yardımını bekleyen mü’min gönülleri teselli eder; onlara parlak bir gelecek için ümit ve cesaret aşılar.

Ra'd Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada on üçüncü, iniş sırasına göre doksan altıncı sûredir. Muhammed sûresinden sonra, Rahmân sûresinden önce nâzil olmuştur; Mekke’de mi Medine’de mi indiği hakkında farklı rivayet ve tesbitler vardır. Mushaftaki tertibe göre sûrenin Mekke’de inmiş olan ve hurûf-i mukattaa ile başlayan sûrelerin arasına yerleştirilmiş olması, üslûbunun Mekkî sûrelere benzemesi, muhtevasında tevhid ilkeleri, müşriklerin kınanması ve yerilmesi gibi konuların yer alması sebebiyle Mekke’de inmiş olduğu rivayeti tercih edilmiştir; 31-32. âyetlerinin Mekke’de, diğerlerinin ise Medine’de indiğini, ayrıca tamamının Medine döneminde geldiğini söyleyenler de vardır.

الٓمٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِۜ وَالَّذ۪ٓي اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿١﴾
Karşılaştır 1: Elif. Lâm. Mîm. Râ. İşte bunlar, kitabın âyetleridir. Rabbinden sana indirilen bu kitap gerçeğin ta kendisidir; fakat insanların çoğu ona iman etmez.

TEFSİR:

Allah Teâlâ, atomları birleştirerek muazzam kâinatı, hücreleri bir araya getirerek en güzel kıvam, şekil ve renklerde insanları, hayvanları ve bitkileri yarattığı gibi; الۤمۤرٰ  (Elif, Lâm, Mîm, Râ) gibi harflerle de kelime ve âyetlerini telif ederek mûcize kelâm Kur’an’ı indirmiştir. Teker teker ele alındıkları zaman hiçbir mânası yok zannedilen o harfler, o sesler, Allah tarafından kendilerine verilen terkip, tertip ve düzenle mâna yüklü kelimeler meydana getirerek, ilâhî kelâmın mâna ve muhtevasına delalet eden, gizliyi açığa çıkaran açık deliller, âşikâr alâmetler ve kesin belgeler hâline gelmektedir. İşte Kur’ân-ı Kerîm, Allah tarafından gönderilmiş bu âyetleri ihtivâ eden doğru ve gerçek bir sözdür. Fakat insanların çoğu ona imandan mahrum kalmaktadırlar.

Bu âyette, Allah’ın Kur’an’daki sözlü âyetlerine dikkat çekildikten sonra, devam eden âyetlerde gözler, O’nun kâinatta tecellî eden fiilî âyetlerine çevrilmekte; akıllar, Allah’ın birliğini, kudret ve azametini haykıran bu nevi kevnî hâdiseler üzerinde düşünmeye davet edilmektedir:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri