Enfâl Sûresi 43-44. Ayet Tefsiri


43-44 / 75


Enfâl Sûresi Hakkında

Enfâl sûresi, Medine’de hicretin ikinci senesinde nâzil olmuştur. 30-36. âyetlerin Mekke’de indiği de söylenmiştir. 75 âyettir. Mushaf tertibine göre 8, iniş sırasına göre tahmînen 88. sûredir. İsmini, birinci âyette geçen ve “ganimetler” mânasına gelen اَلأنْفَالُ (Enfâl) kelimesinden almıştır.

Enfâl Sûresi Konusu

Sûrede ağırlıklı olarak Bedir savaşından bahsedilmektedir. Buna bağlı olarak savaşın hedefi, barış, savaşta elde edilen esirler ve ganimetle alakalı hükümler açıklanmaktadır. Bununla birlikte özetle şu hususlara da yer verilmiştir:

›  Allah katında makbul bir mü’minin sahip olması gereken itikat, ahlâk ve ibâdetle ilgili temel vasıflar,

›  Allah yolunda her türlü imkânlarını seferber ederek savaşanlara gelen ilâhî yardımlar, bunun sebep ve sonuçları,

›  Allah’a ve Resûlüne kayıtsız şartsız itaatin gerekliliği ve itaatsizliğin hazin neticeleri,

›  Allah’ın emniyet, mal, evlat gibi nimetlerine şükretmenin ve hakkı bâtıldan en ince ayrıntılarına kadar ayırarak yüksek bir takvâ hayatı yaşamanın tavsiye edilmesi,

›  Küfrün psikolojisi ve ondan kurtulmanın çareleri,

›  Şeytanın desiseleri ve ona aldananların dünyada, ölüm esnasında ve âhirette karşılaşacakları korkunç manzaralar,

›  Allah’ın lutuf, nimet ve cezasının, kulların kendilerini değiştirme ve iyi­leştirme çabalarıyla irtibatı,

›  Maddî ve manevî değerleri koruyabilmek ve meşrû savunmayı gerçekleş­tirebilmek için gerekli olan bütün savaş hazırlıklarının yapılması,

›  Gerçek imanın müslümana kazandıracağı izzet ve kuvvet, bununla beraber müminler arasındaki birlik, beraberlik ve dayanışmanın oluşması, kuvvetlenmesi ve devam etmesi için gereken şartlar ve bunların hakkiyle îfa edilmesi.

Enfâl Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada sekizinci, iniş sırasına göre seksen sekizinci sûredir. Bakara sûresinden sonra, Âl-i İmrân’dan önce inmiştir. Sûrenin 30-36. âyetleri dışında kalan kısmının Medine’de indiğinde ittifak vardır. Bu yedi âyet ise bazı müfessirlere göre Mekke’de nâzil olmuştur. Sûre Medine’de, Bakara’dan sonra ikinci sırada gelmeye başlamış, fakat araya başka sûrelerin bazı âyetlerinin nüzûlü de girmiştir. Hicretin üzerinden bir buçuk yıl geçip ramazan ayı gelince müslümanlar Medine yakınlarındaki Bedir mevkiinde, Mekkeli müşriklerle ilk önemli savaşlarını yapmışlardı. Savaş müslümanların zaferiyle sonuçlanmış, düşmandan ganimet de elde edilmişti. Ganimetlerin paylaşımı konusunda daha önceden uygulanarak sabit olmuş İslâmî bir kural bulunmadığı için, doğrudan çarpışmaya katılanlarla cephe gerisinde hizmet verenler, gençlerle yaşlılar, teşvik vb. maksatlarla kendilerine ödül vaad edilmiş kimselerle buna razı olmayanlar arasında ihtilâf çıkmıştı. Ayrıca bu savaşta kardeşini şehid vermiş olan Sa‘d b. Ebû Vakkås da müşriklerden Saîd b. Âsî’yi katletmiş, maktulün kılıcını alarak Resûlullah’a gelmiş, bunun kendisine verilmesini istemişti. İşte bu olaylar ve talepler üzerine daha Bedir’den ayrılmadan ve ganimetler paylaştırılmadan sûrenin ilk âyeti nâzil olmuştur. Bazı müfessirlere göre Hz. Peygamber’i ve müminleri savaşa teşvik eden, iman cephesinin bire karşı on kişiyle savaşsalar bile galip geleceklerini bildiren 64-65. âyetler savaştan önce gelmiştir. Şu halde sûrenin Medine’de, Bedir Savaşı sırasında gelmeye başladığı kesinlik kazanmakta, tamamlanmasının ise daha sonraki zamanlarda olduğu anlaşılmaktadır (İbn Kesîr, III, 545; İbn Âşûr, IX, 245-246).

اِذْ يُر۪يكَهُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَنَامِكَ قَل۪يلًاۜ وَلَوْ اَرٰيكَهُمْ كَث۪يرًا لَفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الْاَمْرِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ سَلَّمَۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿٤٣﴾
وَاِذْ يُر۪يكُمُوهُمْ اِذِ الْتَقَيْتُمْ ف۪ٓي اَعْيُنِكُمْ قَل۪يلًا وَيُقَلِّلُكُمْ ف۪ٓي اَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِيَ اللّٰهُ اَمْرًا كَانَ مَفْعُولًاۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟ ﴿٤٤﴾
Karşılaştır 43: Rasûlüm! Hani Allah, savaştan önce müşrik ordusunu sana rüyânda olduklarından çok daha az gösteriyordu. Eğer onları sana çok gösterseydi mutlaka korkup çekinecek ve savaşıp şavaşmama konusunda aranızda anlaşmazlığa düşecektiniz. Fakat Allah sizi böyle bir duruma düşmekten korudu ve esenliğe çıkardı. Şüphesiz O, sînelerde saklı tutulan bütün sırları hakkıyla bilir.
Karşılaştır 44: Düşmanla karşılaştığınız zaman da onları sizin gözünüze az gösteriyor, sizi de onların gözüne az gösteriyordu; ta ki Allah, olmasını istediği şeyi gerçekleştirsin! Zâten sonunda bütün işler Allah’a dönecektir.

TEFSİR:

Yüce Rabbimiz, Peygamber Efendimiz’e savaştan önce bir rüya gösterdi. O rüyada Habibi’nin gözüne düşmanları olduklarından çok daha az olarak gösterdi. Efendimiz de bunu ashâb-ı kirâma haber verip onları savaşa cesaretlendirdi. Fakat bu bir aldanma ve aldatma değildi; büyük bir hikmete binaendi. Eğer Allah Teâlâ, onları oldukları gibi çok gösterseydi, müslümanlar mutlaka korkup çekinecek, yılgınlık gösterecek, savaşıp savaşmama konusunda aralarında anlaşmazlığa düşecek ve bir türlü anlaşamayacaklardı. Fakat Cenâb-ı Hak, düşmanın zahiri kuvvetinden ziyade iç yüzlerindeki zaafiyeti göstermek suretiyle onları sükûnet ve selâmete erdirdi.

Bu mûcizenin uzantısı savaş esnâsında da devam etti. Fakat bu kez iki yönlü bir az gösterme vuku buldu. Cenâb-ı Hak, korkmasınlar, gözleri yılmasın, moralleri bozulmasın diye müslümanların gözüne kâfirleri az gösteriyordu. Hatta İbn Mesud (r.a.) yanındakine: “Düşmanlar yetmiş kişi varlar mı?” diye sorunca o kişi “yüz kişi kadar varlar” demişti. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, X, 19)

Kâfir cephesine gelince Rabbimiz onlar için iki türlü bir plan tatbik etti. Savaşa başlamadan önce, müslümanları ciddiye almasınlar, gurur ve saygısızlık içinde düzensiz bir halde savaşa girsinler diye müslümanları onların gözüne az gösterdi. Öyle ki Ebu Cehil, “Muhammed ve ashâbı, bir deve yiyimi, bir lokmacık” demişti. Savaşa başladıktan sonra ise gözlerinde mü’minleri birden bire büyütüp çoğaltıverdi. Âyetin beyânıyla: “O kâfirler, karşılarındaki mü’minleri baş gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı..” (Âl-i İmran 3/13) Yani 313 kişi olan müslümanları tam 2000 kişi olarak görüyor, kalplerini korku sarıyor ve ödleri kopuyordu. Bu da yine Allah Teâlâ’nın müslümanların lehine takdir buyurduğu zaferin gerçekleşmesi için tatbik ettiği hususi bir tecelli idi.

Şimdi de Yüce Rabbimiz, müslümanların savaşta başarılı olmaları için mutlaka tutmaları gereken çok önemli kaideleri öğretmektedir:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/zariyat-suresi-50-ayet-ne-anlatiyor-203374-m.jpg
Zariyat Suresi 50. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ZÂRİYÂT SURESİ 50. AYETİN MESAJI Zariyat Suresi 50. Ayet Arapça: فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/zariyat-suresi-15-16-ayetler-ne-anlatiyor-203347-m.jpg
Zariyat Suresi 15-16. Ayetler Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur: MÜTTAKÎLERİN MÜKÂFATI: CENNET PINARLARI Zariyat Suresi 15-16. Ayetler Arapça: اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/kaf-suresi-43-ayet-ne-anlatiyor-203331-m.jpg
Kâf Suresi 43. Ayet Ne Anlatıyor?

Hayat, ölüm ve dönüş hakikati, âyet-i kerîmede şöyle bildirilir: YARATAN VE ÖLDÜREN ALLAH! Kâf Suresi 43. Ayet Arapça: اِنَّا نَحْنُ نُحْي۪ وَنُم۪ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/peygamberimizin-kuran-ogrenme-ve-ezberleme-ile-ilgili-tavsiyesi-182187-m.jpg
Peygamber Efendimiz’in Kur’ân Öğrenme ve Ezberleme Tavsiyesi

Abdullah bin Amr, Abdullah bin Mesʻûd’dan bahsetti ve: KUR’ÂN ÖĞRENİMİNDE DOĞRU HOCAYI SEÇMEK “‒Ben onu daima seveceğim. Zira Nebî (s.a.v) Efendimiz ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/kaf-suresi-16-ayet-ne-anlatiyor-203310-m.jpg
Kâf Suresi 16. Ayet Ne Anlatıyor?

Allah’ın bize olan yakınlığı şöyle bildiriliyor: ALLAH ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKIN Kâf Suresi 16. Ayet Arapça: وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَع ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/nahl-suresi-103-ayet-nasil-nazil-oldu-182308-m.jpg
Nahl Suresi 103. Ayet Nasıl Nazil Oldu?

Kureyş, Rasûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in, getirdiği bilgileri, Arap olmayan bazı insanlardan öğrendiğini iddia ettiler. NAHL SURESİ 103. AYETİN NÜZ ...