Sâd Sûresi 12-16. Ayet Tefsiri


12-16 / 88


Sâd Sûresi Hakkında

Sād sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 88 âyettir. İsmini 1. âyettekiصٓ  (Sād) harfinden alır. Hem Mushaf tertîbine göre hem de iniş sırasına göre 38. sûredir.

Sâd Sûresi Konusu

Kur’ân-ı Kerîm’in hak kitap, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in de gerçek peygamber olduğu ve bunların getirdiği tâlimatların Allah’ın buyrukları olduğu beyân edilir. Resûlullah (s.a.s.)’e karşı gelen müşrikler uyarılır. Ne yaparsa yapsınlar Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamber karşısında mutlaka hezimete uğrayacakları hatırlatılır. Geçmiş kavimlerin durumu kısa bir anlatımla buna misal verilir. Neticede kâfirler mağlup olacak, müslümanlar ise devlet ve saltanata erişeceklerdir. Bu sebeple Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman kıssalarıyla Peygamberimiz ve müslümanların, elde edecekleri maddi imkânları İslâm’ın bekâsı yolunda nasıl kullanacakları öğretilir. Hz. Eyyûb kıssasıyla, kulun Rabbine tevekkül edip O’ndan yardım dilerken, işin kendine düşen kısmını aksatmadan yerine getirmesi önerilir. Kıpırdamayacak derecede hasta haliyle: “Ayağını yere vur!” emrine muhatap olması bunu gösterir. Böylece “Gayret kuldan, tevfik Allah’tan” düstûruna işaret edilir. Peygamberlere iman ve itaat edenlerin güzel akıbetlerinden, onlara iman etmeyenlerin de feci sonlarından, sonradan gelenler için birer ibret tablosu arz edilir. İnsanlar, şeytanın düşmanlığına karşı ciddiyetle uyarıldıktan sonra, sûrenin başında olduğu gibi sonunda da Kur’an’ın önemine tekrar yer verilir.

Sâd Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada otuz sekizinci, iniş sırasına göre de otuz sekizinci sûredir. Kamer sûresinden sonra, A‘râf sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو الْاَوْتَادِۙ ﴿١٢﴾
وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الْاَحْزَابُ ﴿١٣﴾
اِنْ كُلٌّ اِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ۟ ﴿١٤﴾
وَمَا يَنْظُرُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ ﴿١٥﴾
وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ ﴿١٦﴾
Karşılaştır 12: Onlardan önce de Nûh kavmi, Âd ve güçlü saltanat sahibi Firavun da peygamberlerini yalanlamıştı.
Karşılaştır 13: Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da. İşte onlar, peygamberlerine karşı güç birliği yapmış topluluklardı.
Karşılaştır 14: Hepsi de peygamberleri kesinlikle yalanladı ve bu yüzden hak ettikleri şiddetli cezam, başlarına patlayıverdi.
Karşılaştır 15: Şunlar da şimdi, gelip çattığında bir an bile ertelenmesi mümkün olmayan korkunç bir çığlıktan başka ne bekliyorlar!
Karşılaştır 16: Bir de alaylı alaylı: “Rabbimiz! Hesap günü gelmeden önce bize azaptan düşen payımızı hemen veriver!” diyorlar.

TEFSİR:

Burada isimleri sayılan geçmiş kavimlerin, peygamberlerini yalanlama sebebiyle helak edilmeleri, müşriklerin de Resûlullah (s.a.s.)’e muhalefet ve düşmanlık etmelerinin neticesinin helak olacağının bir delilidir. Dolayısıyla bu âyetler, bir taraftan müşrikleri ikaz ederken, bir taraftan da Mekke döneminin o zor zamanlarında peygamberimiz (s.a.s.) ve mü’minleri teselli etmektedir. Bunları helak etmek Allah’a güç değil, gayet kolaydır. Bunların helaki de döndürülmesi ve engellenmesi mümkün olmayan korkunç bir çığlığa, patlamaya bakmaktadır.

Firavun için kullanılan ذُو الْاَوْتَادِ  (zü’l-evtâd) kelimesi zengin bir mâna ihtiva eder. “Evtâd”, “kazıklar” mânasına gelip, Firavun insanların ellerini ve ayaklarını kazıklarla tahtalara çiviletip işkence ettirdiği için ona bu lakap verilmiştir. Bu kelimenin “saray ve saltanat sahibi, yüksek binalar yani pramitler sahibi, ordular sahibi” gibi mânaları da vardır. Bu mânalar da Firavun için doğrudur. Böyle yüksek binaları, orduları, saray ve saltanatına rağmen Allah Teâlâ Firavun’u da helak etmiştir. O halde Mekke müşrikleri de kim oluyor? Buna rağmen onlar küstahça, üstelik alay ederek “Rabbimiz! Hesap günü gelmeden önce bize azaptan düşen payımızı hemen veriver!” (Sād 38/16) diyebiliyorlar. (bk. Enfâl 8/32; Ra‘d 13/6; Ankebût 29/53-54)

İslâm düşmanlarının her türlü muhalefet, küstahlık ve saldırılarına rağmen, doğru yol rehberimiz olan Kur’an’ın gösterdiği istikâmette yürümemiz hatırlatılarak buyruluyor ki:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/11/vakia-suresi-49-50-ayetler-ne-anlatiyor-203703-m.jpg
Vakıa Suresi 49-50. Ayetler Ne Anlatıyor?

Vâkıa Sûresi 49-50. ayetlerde mahşer günü şöyle haber verilir: İLÂHÎ ADALETİN TECELLÎ ETTİĞİ GÜN: MAHŞER MEYDANI Vâkıa Suresi 49-50. Ayetler Arapça: ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/10/zilzal-suresi-tefsiri-kiyamet-sarsintisi-ve-zerre-miktarinin-hesabi-203680-m.jpg
Zilzâl Sûresi Tefsiri: Kıyamet Sarsıntısı ve Zerre Miktarının Hesabı

Zilzâl sûresi Medine’de nâzil olmuştur. Ancak üslûp bakımından Mekkî sûrelere benzer. Zira bu sûrede de, diğer Mekkî sûreler gibi, kıyâmet günü meydan ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/10/rahman-suresi-77-78-ayetler-ne-anlatiyor-203679-m.jpg
Rahman Suresi 77-78. Ayetler Ne Anlatıyor?

Rahmân Sûresi 77-78. ayetlerde ilâhî kudret ve sayısız nimetler şöyle hatırlatılır: ALLAH’IN NİMETLERİNDEN HANGİSİNİ İNKÂR EDEBİLİRSİNİZ? Rahman Sur ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/10/biz-nasil-quotcanli-bir-kuranquot-olabiliriz-203659-m.jpg
Biz Nasıl "Canlı Bir Kur’ân" Olabiliriz?

İnsan için vaad olunan dünya ve âhiret saâdeti, ancak Kur’ân’a râm olabilmek mukâbilindedir. CANLI BİR KUR'ÂN OLABİLMEK: İLÂHÎ HİKMET VE SAÂDETİN SIR ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/10/rahman-suresi-46-ayet-ne-anlatiyor-203656-m.jpg
Rahman Suresi 46. Ayet Ne Anlatıyor?

Rahmân Sûresi 46. âyette şöyle buyrulur: İKİ CENNET SAHİPLERİ Rahman Suresi 46. Ayet Arapça: وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ جَنَّتَانِۚ Rahman S ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2023/01/hadid-suresinin-fazileti-190259-m.jpg
Hadid Suresinin Fazileti

Hadîd sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in elli yedinci sûresidir. Medine’de nazil olmuştur. 29 ayettir. Adını 25. âyette geçen ve “demir” anlamına gelen hadîd k ...