Tebbet Sûresi 1-3. Ayet Tefsiri


1-3 / 5


Tebbet Sûresi Hakkında

Tebbet sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 5 âyettir. İsmini, birinci âyetteki “kurudu/kurusun” mânasındaki تَبَّتْ (tebbet) kelimesinden alır. Ayrıca اَلْمَسَدُ (Mesed), لَهَبٌ (Leheb), اَبُو لَهَبٍ (Ebû Leheb) isimleriyle de anılır. Mushaf tertîbine göre 111, iniş sırasına göre ise 6. sûredir.

Tebbet Sûresi Konusu

Sûre, öncelikle Resûlullah (s.a.s.)’e karşı amansız bir düşmanlık sergileyen amcası Ebû Leheb ve karısının, bunların şahsında da tüm din düşmanlarının fecî âkıbetini gözler önüne serer.

İniş Sebebi

Peygamberimiz (s.a.s.), “Sen, önce yakın akrabanı uyar!” (Şuarâ 26/214) emri gelince, bütün Kureyşi Safâ tepesine çağırdı. Yüksek bir kayanın üzerinden onlara şöyle hitâb etti:

“–Ey Kureyş cemaati! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vâdide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasbedecek desem, bana inanır mısınız?”

Kureyşliler hiç düşünmeden:

“–Evet inanırız! Çünkü şimdiye kadar seni hep doğru söylediğini gördük. Senin yalan söylediğini hiç duymadık!” dediler.

Karşısındaki insanlardan bu tasdîki alan Resûlullah (s.a.s.), onlara şu ilâhî hakîkati bildirdi:

“–O hâlde ben şimdi size, önünüzde şiddetli bir azap günü bulunduğunu, Allah’a inanmayanların, o çetin azâba uğrayacaklarını haber veriyorum. Ben sizi o çetin azaptan sakındırmak için gönderildim.

Ey Kureyşliler! Size karşı benim hâlim, düşmanı gören ve âilesine zarar vereceğin­den korkarak hemen haber vermeye koşan bir adamın hâli gibidir.

Ey Kureyş cemaati! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz. Uykudan uyanır gibi de diri­leceksiniz. Kabirden kalkıp Allah’ın huzûruna varmanız, dünyadaki her hareketinizin he­sâbını vermeniz muhakkaktır. Neticede hayır ve ibâdetlerinizin mükâfâtını, kötü işlerinizin de ceza ve şiddetli azâbını göreceksiniz! Mükâfat ebedî bir cennet; ceza da ebedî bir cehennemdir.” (Bk. Buhârî, Tefsir 26; Müslim, Îman 348-355; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 281-307; İbn Sa‘d, et-Tabakât, I, 74, 200)

Allah Resûlü (s.a.s.)’in bu hitâbesine, orada bulunanlardan umûmî bir îtiraz gelmedi. Yalnız amcası Ebû Leheb:

“–Hay eli kuruyası! Bizi buraya bunun için mi çağırdın?” diyerek münâsebetsiz ve ya­kışıksız sözler sarf etti. Hakâretleriyle Peygamber Efendimiz’in aziz kalbini incitti. Ebû Leheb’in bu tavrı üzerine, onu ve karısını kötüleyen ve cehennemlik olduklarını îlân eden “Tebbet Sûresi” nâzil oldu. (Buhârî, Tefsir 26/2, 34/2, 111/1-2; Müslim, Îman 355)

Tebbet Sûresi Nuzül Sebebi

Mushaftaki sıralamada yüz on birinci, iniş sırasına göre altıncı sûredir. Mekke döneminde Fâtiha sûresinden sonra, Tekvîr sûresinden önce inmiştir. Rivayete göre Allah Teâlâ kendisine yakınlarını uyarıp İslâm’a çağırmasını emredince (bk. Şuarâ 26/214) Hz. Peygamber Safâ tepesine çıkmış, orada bulunan Kureyş kabilesi mensuplarını yanına çağırarak onlara İslâm’ı tebliğ etmiş; ancak Resûlullah’ın amcası Ebû Leheb bu olaya kızarak, “Kuruyup yok olasıca! Bizi bunun için mi çağırdın?” demesi üzerine bu sûre inmiştir (bk. Buhârî, “Tefsîr”, 111; Taberî, XXX, 217-218).

تَبَّتْ يَدَٓا اَب۪ي لَهَبٍ وَتَبَّۜ ﴿١﴾
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ ﴿٢﴾
سَيَصْلٰى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍۚ ﴿٣﴾
Karşılaştır 1: Ebû Leheb’in iki eli kurusun! Zâten kurudu ve kendisi helâk olup gitti.
Karşılaştır 2: Ne malı bir fayda verdi ona, ne de kazandıkları.
Karşılaştır 3: Yakında o, yanıp kavrulmak üzere alevli bir ateşe girecek.

TEFSİR:

Ebu Leheb, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in amcasıdır. Buna rağmen Efendimiz’e inanmadığı gibi, karısıyla birlikte ona çok büyük düşmanlıklar yapmıştır. Şu rivayetler, bu düşmanlığın şiddetini ve ulaştığı korkunç seviyeyi göstermeye yeter.

Târık b. Abdullâh el-Muhâribî, bir müşâhedesini şöyle anlatır:

Resûlullah (s.a.s.)’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:

“–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallah deyin de kurtulun!” diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip ediyor ve:

“–Ey insanlar! Sakın ona inanmayın, itaat etmeyin. Çünkü o yalancıdır!” diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini kanatmıştı. Oradakilere:

“–Kimdir bu zât?” diye sordum.

“–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir” dediler.

“–Ya onun ardına düşüp taş atan kimdir?” diye sordum.

“–O da amcası Ebû Leheb’dir” dediler. (Darekutnî, Sünen, III, 44-45)

Mekke’de Resûlullah (s.a.s.)’in evi, iki ebediyet fukarâsı Ebû Leheb ile Ukbe b. Ebî Muayt’ın evleri arasında idi. Bunlar, her türlü pisliği getirip Efendimiz (s.a.s.)’in kapısının önüne atarlardı. Fahr-i Kâinat Efendimiz’in rakîk ve temiz gönlü, komşularının bu çirkin muamelesinden incinir:

“−Ey Abdi Menaf oğulları! Bu nasıl komşuluk?!” diye sitem eder, pislikleri kapısının önünden yayı ile uzaklaştırırdı. (İbn Sa‘d, et-Tabakât, I, 201)

Ebû Leheb, birgün yine aynı menfur hareketini yapmak üzereyken Hz. Hamza onu gördü. Pisliği elinden alıp başının üzerine döktü. Ebû Leheb, bir taraftan pislikleri temizlerken, diğer taraftan da Hz. Hamza’ya hakâret ediyordu. (bk. İbn Esîr, el-Kâmil, II, 70)

Ebû Leheb’in karısı Ümmü Cemîl de Allah Resûlü’ne ezâ ve cefâ etmekte kocasından geri kalmaz, her gece dikenli ağaç dallarını büyük bir demet yapar, boynuna bağlar, geceleyin ayağına batması için Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’in geçeceği yollara atardı. Resûlullah (s.a.s.) ise, ipek üzerine basar gibi onların üzerine basar geçerdi. (bk. İbn Hişâm, es-Sîre, I, 376; Kurtubî, el-Câmi‘, XX, 240)

İşte onların bu ve benzeri zulümleri sebebiyle haklarında Tebbet sûresi nâzil olmuştu. Ümmü Cemîl bunu duyunca, eline büyükçe bir taş alarak Peygamber Efendimiz’i aramaya çıktı. Allah Resûlü, o esnâda Hz. Ebubekir ile birlikte Kâbe’de bulunuyordu. Ebubekir (r.a.) onun geldiğini görünce Varlık Nûru’na:

“−Yâ Rasûlallah! Bu Ümmü Cemîl’dir. Çirkef bir kadındır. Sizi görüp eziyet etmesinden korkuyorum. Keşke bu kadın sana bir zarar vermeden kalkıp gitmiş olsaydın!” dedi. Fahr-i Kâinat Efendimiz:

“−O beni göremez!” buyurdu.

Hakîkaten de Ümmü Cemîl yanlarına geldiği hâlde Allah Resûlü’nü göremedi. Ebûbekir (r.a.)’ın yanında bâzı hezeyanlar savurduktan sonra çekip gitti. (Bk. İbn Hişâm, es-Sîre, I, 378-379; Kurtubî, el-Câmi‘, XX, 234)

Ebû Leheb çok kötü bir şekilde ölmüş, malı, kazandıkları ve bunlara dâhil olan çocukları ona hiçbir fayda sağlayamamıştır. Şöyle ki:

Ebu Leheb Resûlullah (s.a.s.)’i yenebilmek için varını yoğunu ortaya dökmüştü. Bu sûrenin nüzûlünden sonra 7-8 sene geçmeden Bedir savaşı vuku bulmuştu. Çiçek hastalığına tutulduğu için o azılı kâfir savaşa katılamamıştı. Savaş olup Kureyşin pek çok ileri gelen reisinin öldürüldüğü haberi Mekke’ye ulaştığında Ebu Leheb o kadar üzüldü ki ancak 7 gün yaşayabildi. Ölümü de çok ibret vericidir. Ebu Leheb, çiçek hastalığına benzer bir hastalığa yakalandı. Evdeki yakınları bile, bulaşmasından korkarak ona dokunmuyorlardı. Ölümünden sonra üç gün boyunca kimse ona yanaşmadı. Cesedi çürüyerek kokmaya yüz tuttu. Bunun üzerine herkes oğullarını kınamaya başladı. Bir rivayete göre oğulları bazı zencilere ücret vererek cesedini kaldırtmış ve yine ücretle defnettirmişlerdi. Diğer bir rivayete göre, bir hendek kazdırtmışlar ve babalarının cesedini içine sopayla iterek toprakla kapatmışlardı. Böylece ne malından ne de evlatlarından bir fayda görmüştü. Oğulları, cenazesini bile şerefle defnetmeye fırsat bulamamışlardır. Böylece Kur’ân-ı Kerîm’in Ebu Leheb’le ilgili olarak verdiği mûcizevî haberin birkaç sene içinde nasıl gerçekleştiğini herkes görmüştür.

Ebu Leheb’in hanımı Ümmü Cemîl de düşmanlıkta kocasından geri kalmadığı için o da aynı fecî akıbete uğramıştır:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Tebbet Sûresi Ayetler:

1 - 3 4 - 5

https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/kuran-i-kerim-maddi-ve-manevi-hastaliklara-sifadir-189710.jpg
Kur’ân-ı Kerîm Maddi ve Manevi Hastalıklara Şifadır

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v), “Devanın en hayırlısı, Kur’ân’dır” buyurmuşlardır.[1] Hz. Âişe (r.a) şöyle anlatır: “Rasûlullah (s.a.v) yatağına girdiğ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/vucutlari-yatak-yuzu-gormez-ayeti-189705-m.jpg
“Vücutları Yatak Yüzü Görmez” Ayeti

Kur’an’da geceleri kalkıp ibadet eden kimseler hakkında şöyle buyrulur: “Vücutları yatak yüzü görmez.” (Secde sûresi, 16) Vücutlarının yatak yüzü gö ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/amenerrasulu-bakara-suresi-285-286-ayetlerini-ezberle-10-tekrar---amenerrasulu-bakara-suresi-285-286-ayetleri-tekrarli-189700.jpg
Amenerrasulü (Bakara Suresi 285-286) Ayetlerini Ezberle 10 Tekrar - Amenerrasulü (Bakara Suresi 285-286) Ayetleri Tekrarlı

AMENERRASULÜ TÜRKÇE YAZILIŞI OKUNUŞU* (*Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/allah-ile-sohbette-bulunmanin-en-feyizli-yolu-189688-m.jpg
Allah İle Sohbette Bulunmanın En Feyizli Yolu

Kur’ân-ı Kerîm, beşeriyet için Rahmânî sadâları işitmek, ilâhî nefhayı rûhunda hissetmek ve daha bu dünyada iken Allah ile sohbette bulunmanın en feyi ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/kuranin-ilmi-kesiflere-isik-tutmaktadir-189674.jpeg
Kuran İlmi Keşiflere Işık Tutmaktadır

Âyette şöyle buyrulur: “Andolsun Biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe hâline getirdik. ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/biz-gokleri-yeri-ve-ikisinin-arasindakileri-oyun-olsun-diye-yaratmadik-ayetinde-verilmek-istenen-mesaj-189681-m.jpg
“Biz Gökleri, Yeri ve İkisinin Arasındakileri Oyun Olsun Diye Yaratmadık” Ayetinde Verilmek İstenen Mesaj

Bu dünya, ilâhî sırlarla dolu büyük bir mekteptir. Ârif kimseler orada nice ibret ve hikmet dersleri okuyarak mârifetullah’ta zirveleşirler. Gâfiller ...