Şûrâ Sûresi 49-50. Ayet Tefsiri


49-50 / 53


Şûrâ Sûresi Hakkında

Şûrâ sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 53 âyettir. İsmini 38. ayette geçen,  “müşavere etmek, danışmak” mânalarına gelen, yapılacak işlere karar vermede ve devlet yönetiminde çok önemli bir yeri olan اَلشُّورٰي (şûrâ) kelimesinden alır. Resmî tertibe göre 42, iniş sırasına göre 62. sûredir.

Şûrâ Sûresi Konusu

Vahiy, Hz. Muhammed (s.a.s.) ile başlayan bir hâdise değildir. Allah Teâlâ ilk insandan başlayarak Resûlullah (s.a.s.)’e kadar pek çok peygambere vayhetmiştir. Peygamberlere vahyedilen dinin temel esasları aynıdır. O da tek olan Allah’a kulluk etmek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak, âhirette yeniden dirilip hayatın hesabının verileceğini unutmamak, emrolunduğu gibi dosdoğru olup nefsânî arzulara uymamak, dinde ayrılığa düşmemektir. Aynı şekilde Kur’an’ın iniş gâyesi de başta indiği toplum olan Mekke halkını, sonra da peyderpey bütün dünyayı kuşatacak şekilde etraftaki toplumları uyarmaktır. Resûlullah (s.a.s.), yirmi üç senelik tebliğ hayatında, yakından başlayıp dalga dalga yayılan bir tebliğ siyâsetiyle, bunu gerçekleştirmiş ve âyette ifadesini bulduğu şekilde Kur’an’ın mesajının cihanşumûl olduğunu göstermiştir. Önceden olduğu gibi bugün ve yarın, dünya durdukça ilâhî vahye tâbi olanlar ebedî mükâfat yurdu olan cennete girecekleri gibi, ona yüz çevirenler, dünyada kısa bir müddet geçinip gitseler de öte dünyada kaybedenlerden olacak, cehennemi dolduracaklardır. Kâinatta sergilenen ilâhî kudret delilleri Allah Teâlâ’nın bunu yapmaya kadir olduğunu göstermektedir. Sûrede Kur’an’ın yetiştirmeği hedeflediği fert ve toplumun temel husûsiyetleri beyân edilerek, onların haramlar ve haksızlıklar karşısındaki sert ve kararlı duruşları, Allah’a kulluk noktasındaki ciddiyet ve coşku halleri, şahıslarına yapılan kusurları affetmedeki sınırsız müsamaha ve bağışlama meziyetleri ve devlet yönetiminde müşâvere esasına ağırlık vermeleri örnek birer davranış olarak sunulur. Kullar arasında maddî rızıkları ve en mühim dünya nimetlerinden olan çocuk nimetini dilediği gibi taksim eden Cenab-ı Hak, vahiy ve peygamberlik nimetini de öyle taksim etmiş, nübüvveti için seçtiği kullarla üç yolla konuşmuş ve en son Hz. Muhammed (s.a.s.)’i seçerek, daha önce hiç bilmediği “kitab”ın ve “iman”ın ne olduğunu ona öğretmiş ve onun vasıtasıyla da âhir zaman ümmetini irşad etmiştir.

Şûrâ Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada kırk ikinci, iniş sırasına göre altmış ikinci sûredir. Mekke döneminde, Zuhruf sûresinden önce ve Fussılet sûresinden sonra nâzil olmuştur. 23-24, 23-26, 27 ve 39-41. âyetlerinin Medine’de indiğine dair rivayetler de bulunmaktadır (İbn Atıyye, V, 25; İbn Âşûr, XXV, 23-24). Fakat üslûp ve içerikleri bu âyetlerin de Mekke döneminde indiği izlenimini vermektedir (bu konuda ve ilgili rivayetlerin taşıdığı zaaflar hakkında bk. Derveze, V, 159, 175-178, 182-183, 187-189).

لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ يَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ اِنَاثًا وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ الذُّكُورَۙ ﴿٤٩﴾
اَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَانًا وَاِنَاثًاۚ وَيَجْعَلُ مَنْ يَشَٓاءُ عَق۪يمًاۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ قَد۪يرٌ ﴿٥٠﴾
Karşılaştır 49: Göklerin ve yerin mutlak mülkiyeti ve hâkimiyeti Allah’ındır. Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocuklar bağışlar, dilediğine erkek çocuklar bahşeder.
Karşılaştır 50: Yahut erkekli, kızlı, ikisinden de verir. Dilediğini de kısır bırakır. Şüphesiz O, her şeyi hakkiyle bilen, her şeye gücü yetendir.

TEFSİR:

İnsanların kendilerine göre bir takım arzuları olabilir. Kimi erkek çocuk, kimi kız çocuk isteyebilir. Müşrikler de olduğu gibi kız çocuklarını istemeyen, hatta onları doğumundan önce veya sonra imha etmek isteyenler çıkabilir. Fakat Cenab-ı Hakk’ın emri ve iradesi bunların fevkindedir. Göklerin ve yerin mutlak hâkimiyetini elinde bulunduran Allah, bu konuda da herkesten bağımsız olarak istediği gibi tasarrufta bulunur. Âyetlerin de sarahatle beyân buyurduğu gibi:

        O dilediğini yaratır.

        Dilediğine sadece kız çocukları verir.

        Dilediğine sadece erkek çocukları verir.

        Dilediğine hem erkek hem kız çocukları birlikte verir.

        Dilediğini de kısır yapar.

Dolayısıyla insanların çocuk meselesini, şahsi bir durum olarak telakki etmeleri ve değişik durumlar itibariyle övünmeleri ya da üzülmeleri doğru bir davranış değildir. Çocuğu olmayanlar da, tıbben meşrû yollara tevessül ettikleri halde netice alamıyorlarsa, Allah’ın takdirine razı olmalıdırlar. Çünkü hem dünya hem de âhireti dikkate aldığımızda bizim için neyin hayırlı, neyin şer olduğunu bilmemiz mümkün değildir. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

Hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir. Hoşlandığınız bir şey de sizin için kötü olabilir. Gerçeği Allah bilir, siz bilemezsiniz. (Bakara 2/216)

O halde kula düşen, Allah’ın takdirine boyun eğmek, verdiklerine şükretmek, vermediklerine itiraz etmemek ve kendine terettüp eden kulluk vazifelerini yerine getirmeye çalışmaktır. İşte Allah’ın peygamberlere vahyedip onlara kitaplar göndermesinin esas hedefi, insanlara yapacakları kulluğu öğretmek, böylece dünyada mutluluğun, âhirette de ebedi kurtuluşun yolunu göstermektir:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2023/01/batil-ile-ilgili-ayetler-190354-m.jpg
Batıl ile İlgili Ayetler

Batıl kelimesi sözlükte, “doğru ve sahih olmayan, gerçekle ilgisi bulunmayan (şey)” demektir. Batıl kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok ayette “hak”kı ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2023/01/hicr-suresinin-fazileti-190340-m.jpg
Hicr Suresinin Fazileti

Hicr sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 99 âyettir. İsmini 80. âyette geçen اَلْحِجْرُ (hicr) kelimesinden alır. Hicr, Sâlih aleyhisselam’ın peygamber ol ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2023/01/kabir-azabi-var-mi-190348-m.jpg
Kabir Azabı Var mı?

"Neticede Allah onu, Firavun ve yönetiminin kurdukları tuzakların şerrinden korudu. Buna karşılık Firavun ehlini o korkunç azap kuşatıverdi." "Ateş ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2023/01/baskaldirmak-ile-ilgili-ayetler-190335.jpg
Başkaldırmak ile İlgili Ayetler

Başkaldırmak kelimesi sözlükte, “ayaklanmak, isyan etmek” demektir. Kur’an-ı Kerim’de başkaldırmak hakkında pek çok ayet vardır. BAŞKALDIRMAK HAKKIND ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2019/08/namaz-surelerinin-sirasi-ile-okunusu-69938-m.jpg
Namaz Surelerinin Sırası ile Okunuşu

Sırasıyla namazda okunan sureler. Namaz sureleri sırasıyla şunlardır: Fatiha Suresi Ayet-el Kürsi Fil Suresi Kureyş Suresi Maun Suresi Kevse ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2023/01/kuran-i-kerime-yapilan-asagilik-saldirilar-uzerine-osman-nuri-topbas-hocaefendiden-aciklama-190326-m.jpg
Kurʼân-ı Kerîmʼe Yapılan Aşağılık Saldırılar Üzerine Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'den Açıklama

Hak ile bâtılın mücâdelesi, kıyâmete kadar devam edecektir. Çünkü tarih; tekrar tekrar sahnelenen bir tiyatro oyunu gibidir. Rol alanlar değişse ...