Şûrâ Sûresi 52-53. Ayet Tefsiri


52-53 / 53


Şûrâ Sûresi Hakkında

Şûrâ sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 53 âyettir. İsmini 38. ayette geçen,  “müşavere etmek, danışmak” mânalarına gelen, yapılacak işlere karar vermede ve devlet yönetiminde çok önemli bir yeri olan اَلشُّورٰي (şûrâ) kelimesinden alır. Resmî tertibe göre 42, iniş sırasına göre 62. sûredir.

Şûrâ Sûresi Konusu

Vahiy, Hz. Muhammed (s.a.s.) ile başlayan bir hâdise değildir. Allah Teâlâ ilk insandan başlayarak Resûlullah (s.a.s.)’e kadar pek çok peygambere vayhetmiştir. Peygamberlere vahyedilen dinin temel esasları aynıdır. O da tek olan Allah’a kulluk etmek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak, âhirette yeniden dirilip hayatın hesabının verileceğini unutmamak, emrolunduğu gibi dosdoğru olup nefsânî arzulara uymamak, dinde ayrılığa düşmemektir. Aynı şekilde Kur’an’ın iniş gâyesi de başta indiği toplum olan Mekke halkını, sonra da peyderpey bütün dünyayı kuşatacak şekilde etraftaki toplumları uyarmaktır. Resûlullah (s.a.s.), yirmi üç senelik tebliğ hayatında, yakından başlayıp dalga dalga yayılan bir tebliğ siyâsetiyle, bunu gerçekleştirmiş ve âyette ifadesini bulduğu şekilde Kur’an’ın mesajının cihanşumûl olduğunu göstermiştir. Önceden olduğu gibi bugün ve yarın, dünya durdukça ilâhî vahye tâbi olanlar ebedî mükâfat yurdu olan cennete girecekleri gibi, ona yüz çevirenler, dünyada kısa bir müddet geçinip gitseler de öte dünyada kaybedenlerden olacak, cehennemi dolduracaklardır. Kâinatta sergilenen ilâhî kudret delilleri Allah Teâlâ’nın bunu yapmaya kadir olduğunu göstermektedir. Sûrede Kur’an’ın yetiştirmeği hedeflediği fert ve toplumun temel husûsiyetleri beyân edilerek, onların haramlar ve haksızlıklar karşısındaki sert ve kararlı duruşları, Allah’a kulluk noktasındaki ciddiyet ve coşku halleri, şahıslarına yapılan kusurları affetmedeki sınırsız müsamaha ve bağışlama meziyetleri ve devlet yönetiminde müşâvere esasına ağırlık vermeleri örnek birer davranış olarak sunulur. Kullar arasında maddî rızıkları ve en mühim dünya nimetlerinden olan çocuk nimetini dilediği gibi taksim eden Cenab-ı Hak, vahiy ve peygamberlik nimetini de öyle taksim etmiş, nübüvveti için seçtiği kullarla üç yolla konuşmuş ve en son Hz. Muhammed (s.a.s.)’i seçerek, daha önce hiç bilmediği “kitab”ın ve “iman”ın ne olduğunu ona öğretmiş ve onun vasıtasıyla da âhir zaman ümmetini irşad etmiştir.

Şûrâ Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada kırk ikinci, iniş sırasına göre altmış ikinci sûredir. Mekke döneminde, Zuhruf sûresinden önce ve Fussılet sûresinden sonra nâzil olmuştur. 23-24, 23-26, 27 ve 39-41. âyetlerinin Medine’de indiğine dair rivayetler de bulunmaktadır (İbn Atıyye, V, 25; İbn Âşûr, XXV, 23-24). Fakat üslûp ve içerikleri bu âyetlerin de Mekke döneminde indiği izlenimini vermektedir (bu konuda ve ilgili rivayetlerin taşıdığı zaaflar hakkında bk. Derveze, V, 159, 175-178, 182-183, 187-189).

وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ رُوحًا مِنْ اَمْرِنَاۜ مَا كُنْتَ تَدْر۪ي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْا۪يمَانُ وَلٰكِنْ جَعَلْنَاهُ نُورًا نَهْد۪ي بِه۪ مَنْ نَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِنَاۜ وَاِنَّكَ لَتَهْد۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۙ ﴿٥٢﴾
صِرَاطِ اللّٰهِ الَّذ۪ي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ اَلَٓا اِلَى اللّٰهِ تَص۪يرُ الْاُمُورُ ﴿٥٣﴾
Karşılaştır 52: İşte biz böylece sana emrimizle ölü kalplere hayat bahşeden bu Kur’an’ı vahyettik. Yoksa daha önce sen kitap nedir, iman nedir, bilmezdin. Biz Kur’an’ı bir nûr kıldık ki, onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola ulaştıralım. Sen de hiç şüphesiz insanlığı dosdoğru bir yola çağırmaktasın.
Karşılaştır 53: O Allah’ın yoluna ki, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nundur. İyi bilin ki, neticede bütün işler Allah’a döner ve nihâî hükmü O verir.

TEFSİR:

Kur’ân-ı Kerîm’in bir ismi “ruh”tur.  Bedenler ruh ile dirilip hayata kavuştuğu gibi, insanlar da dini hayatlarını Kur’ân ile diriltirler. Ölü kalpler ancak onunla hayat bulur. O, ruhların hayat vesilesidir. Gerçekten de Kur’ân, insanları küfür, şirk ve cehalet ölümünden kurtarıp iman, hidâyet ve ilim ile hakiki bir hayata ulaştıran en büyük vesiledir.

Bunun izahı şöyle yapılabilir:

Beden kesif ve karanlık bir yapıya sahiptir. Ona ruh girdiğinde canlanır, latîf ve nûrânî olur. Böylece o nûrun tesiri beş duyuda da görülür. Aslında ruh da karanlık ve cehâletle malüldür. Kendisine akıl verildiğinde aydınlanır ve nurlanır. Aynı şekilde akıl da tam nûrânî, arınmış, saf ve aydın değildir. O, Allah’ın zatını, sıfatlarını, fiillerini, ruhlar ve maddeler âlemini, dünya ve âhiret âlemini tanıdığı nispette mükemmelleşir. Bu ilâhî bilgiler ise vahiy ile, özellikle Kur’ân nûru ile mükemmelleşmiş ve saflaşmıştır. Bu izah, mârifetullah ve Rabbânî keşiflerin ancak Kur’ân nûru ile kemâle erdiğini gösterir. İşte bu noktada, hakiki ruhun vahiy ve Kur’ân olduğu ortaya çıkar. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, XIX, 175)

Kur’ân-ı Kerîm’in bir ismi de “nûr”dur. O, aynen ışık gibi insanların yollarını aydınlatmakta, iman ve hidâyete erişmelerine vesile olmaktadır. Resûlullah (s.a.s.) de Kur’an’ı tebliğ ederek insanlığa dosdoğru yol olan Allah’ın yolunu göstermekle vazifelendirilmiştir. Ancak Kur’an’ın ve Peygamberimiz (s.a.s.)’in hidâyeti, sadece doğru yolu göstermek ve onu beyân etmektir. İnsanı, onun şahsi irade ve tercihini de dikkate alarak, o yola eriştirecek olan ise şüphesiz ki Cenâb-ı Hak’tır. Çünkü Allah Teâlâ Peygamberimiz (s.a.s.)’e hitâben: “Rasûlüm! Sen sevdiğini doğru yola erdiremezsin, lâkin Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Çünkü, doğru yola girecek olanları en iyi O bilir” (Kasas 28/56) buyurmaktadır.

Kur’an’ın kalplere hayat veren rûh ve karanlıkları aydınlatan nûr olduğunu beyân ederek sona eren Şûrâ sûresinin peşinden gelen Zuhruf sûresi aynı konuyu takip ederek başlayacaktır:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2015/03/kuran-ı-kerim-702x336.jpg
Kur’ân-ı Kerîm’de Sahâbileri Öven Âyetler

Haklarında ittifâk edilen ve sahâbe-yi kirâm hazerâtını en belirgin özellikleriyle ortaya koyan âyetler... SAHABİLERİ ÖVEN AYETLER İslâm ile Felâha ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/araf-suresinin-12-ayeti-ne-anlatiyor-195500-m.jpg
Araf Suresinin 12. Ayeti Ne Anlatıyor?

Kur’an’da buyrulur: قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/araf-suresinin-3-ayeti-ne-anlatiyor-195471-m.jpg
Araf Suresinin 3. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: اِتَّبِعُوا مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۜ قَل۪يلًا مَا تَذَكَّرُون ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/enam-suresinin-160-ayeti-ne-anlatiyor-195438-m.jpg
Enam Suresinin 160. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/comertlikle-ilgili-ayetler-195425-m.jpg
Cömertlikle İlgili Ayetler

“Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir.” (Sebe’ sûresi (34), 39) Bir anlamda el açıklığı diye ifade edilebilecek olan ker ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/05/enam-suresinin-152-ayeti-ne-anlatiyor-195417-m.jpg
Enam Suresinin 152. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَت۪يمِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُۚ وَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يز ...