İsrâ Sûresi 43. Ayet Tefsiri


43 / 111


İsrâ Sûresi Hakkında

İsrâ sûresi Mekke’de inmiştir. 111 âyettir. Sûre ismini, birinci âyette geçen ve “gece yürütmek” mânasına gelen اَلإسْرَاءُ (isrâ) kelimesinden alır. Bu kelime, Resûlullah (s.a.s.)’in Mirâç gecesi Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya geceleyin götürülmesini beyân eder. Sûrenin bundan başka Allah’ı bütün noksan sıfatlardan tenzîh ederek başlaması sebebiyle سُبْحَانَ (Sübhân) ve İsrâiloğulları’nın iki defa sürgün edilmelerinden bahsetmesi sebebiyle de بَن۪يۤ اِسْرَاۤء۪يلَ  (Benî İsrâîl) gibi isimleri vardır. Mushaf tertîbine göre 17, nüzûl sırasına göre 50. sûredir.

İsrâ Sûresi Konusu

İsrâ sûresi ağırlıklı olarak Resûlullah (s.a.s.)’in İsrâ mûcizesinden ve Miraç gecesi Efendimize verilmiş olup İslâm’ın esasını teşkil eden bir kısım dinî ve ahlâkî tâlimatlardan bahseder. Bununla birlikte İsrâiloğulları’nın fıtratı ve isyan edip fitne çıkarmaları sebebiyle iki defa sürgüne gönderilmeleri; Yüce Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine dair deliller; Peygamber Efendimizin risâleti, Kur’ân-ı Kerîm’in mûcize oluşu ve bir kısım hususiyetleri üzerinde durulur. Sûrenin muhtevâsına uygun bir tarzda Hz. Âdem ile İblîs ve Hz. Mûsâ ile Firavun kıssalarından kısa kısa kesitler sunulur. Ayrıca mü’minlerin ve kâfirlerin âhiretteki durumları beyân edilir. Son olarak da tekrar Kur’ân-ı Kerîm’in, ona tâzimin, namazın, dua ve hamdin ehemmiyeti dikkatlere arz edilir.

İsrâ Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada on yedinci, iniş sırasına göre ellinci sûredir. Kasas sûresinden sonra, Yûnus sûresinden önce Mekke döneminde inmiştir. 26, 32-33, 60, 73-74, 80, 107-111. âyetlerle diğer bazılarının Medine’de indiği yolunda değişik rivayetler varsa da, büyük ihtimalle tamamı Mekke’de nâzil olmuştur. İbn Âşûr, bu rivayetlerin, söz konusu âyetlerin içerdiği hükümlerin Medine dönemindekilerin muhtevasını hatırlatmasından ileri gelmiş olabileceğini, fakat bunun sağlam bir gerekçe olmadığını ifade eder (XV, 6).

İsrâ Sûresi Fazileti

Hz. Aişe’nin bildirdiğine göre, Resûl-i Ekrem  (s.a.s.)’in her gece İsrâ sûresiyle Zümer sûresini okur, bunları okumadan uyumazdı. (Tirmizî, Deavât 22)

 Abdullah b. Mesud (r.a.) İsrâ, Kehf ve Meryem sûreleri hakkında şöyle derdi: “Bu sûreler ilk inen sûrelerdendir ve bunlar benim ilk öğrendiğim sûreler arasında yer alır.” (Buhârî, Tefsir 17)

TEFSİR:

Allah tek ilâhtır. O’nunla beraber ikinci veya daha fazla ilâhların olması mümkün değildir. Eğer -farz-ı muhâl- O’nunla beraber başka ilâhlar olsaydı mecbûren şu ihtimaller devreye girerdi:

›  Her biri o bütün mülkün ve saltanatın sahibi olan, kâinatta her şeyi kudret eliyle idâre eden Allah Teâlâ’ya gâlip gelme çaresini arardı. Çünkü gâlip gelmeden gerçek mânada ilâh olamazdı. Nitekim bu mânaya işaret etmek üzere: “Eğer göklerde ve yerde Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, ikisinin de dengesi ve düzeni kesinlikle bozulur giderdi. arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdığı her türlü çirkin vasıflardan uzaktır, yücedir!” (Enbiyâ 17/22) buyrulur.

›  Her biri Allah Teâlâ’nın tek olan zâtından kuvvet ve kudret elde etmeksizin bir şey yapamayacaklarını bildiklerinden hepsi ona yaklaşmak için bir yol arardı. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “İlah diye taptıkları o varlıklar, “Ne yapsam da O’na yakın olabilsem!” diye Rablerine yaklaşmak için vesile ararlar. Allah’ın rahmetini umar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı, gerçekten sakınılması gereken korkunç bir azaptır.” (İsrâ 17/57) Bu şekilde ise hiçbiri gerçek mânada ilâh olamaz, Allah’ın tek ilâh olduğunu kabul etmek durumunda kalırdı.

Dolayısıyla Allah Teâlâ, müşriklerin iddia ettikleri her türlü şirk unsurundan, şüphe ve şaibesinden gerçekten çok yüce, ve son derece ulu ve yüksektir.

Anlatıldığına göre Malik b. Dînâr namazda “Rabbimiz! Sadece sana kulluk eder ve sadece senden yardım isteriz” (Fâtiha 1/4) âyetini okuduğunda baygınlık geçirirdi. Ona bunun sebebi sorulunca: “Yalnız sana ibâdet ederiz” diyoruz, fakat nefislerimize, hevâmıza ibâdet ediyoruz. “Yalnız senden yardım dileriz” diyoruz, fakat Allah’tan başkalarının kapılarına mürâcaat ediyoruz” derdi. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, V, 192)

Dolayısıyla Allah’a tam anlamıyla kulluk için mârifetullahta mesafe almak ve O’nu tüm varlıkta tecelli eden isim ve sıfatlarıyla birlikte kalpte tanımak önemlidir:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/11/vakia-suresi-49-50-ayetler-ne-anlatiyor-203703-m.jpg
Vakıa Suresi 49-50. Ayetler Ne Anlatıyor?

Vâkıa Sûresi 49-50. ayetlerde mahşer günü şöyle haber verilir: İLÂHÎ ADALETİN TECELLÎ ETTİĞİ GÜN: MAHŞER MEYDANI Vâkıa Suresi 49-50. Ayetler Arapça: ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/10/zilzal-suresi-tefsiri-kiyamet-sarsintisi-ve-zerre-miktarinin-hesabi-203680-m.jpg
Zilzâl Sûresi Tefsiri: Kıyamet Sarsıntısı ve Zerre Miktarının Hesabı

Zilzâl sûresi Medine’de nâzil olmuştur. Ancak üslûp bakımından Mekkî sûrelere benzer. Zira bu sûrede de, diğer Mekkî sûreler gibi, kıyâmet günü meydan ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/10/rahman-suresi-77-78-ayetler-ne-anlatiyor-203679-m.jpg
Rahman Suresi 77-78. Ayetler Ne Anlatıyor?

Rahmân Sûresi 77-78. ayetlerde ilâhî kudret ve sayısız nimetler şöyle hatırlatılır: ALLAH’IN NİMETLERİNDEN HANGİSİNİ İNKÂR EDEBİLİRSİNİZ? Rahman Sur ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/10/biz-nasil-quotcanli-bir-kuranquot-olabiliriz-203659-m.jpg
Biz Nasıl "Canlı Bir Kur’ân" Olabiliriz?

İnsan için vaad olunan dünya ve âhiret saâdeti, ancak Kur’ân’a râm olabilmek mukâbilindedir. CANLI BİR KUR'ÂN OLABİLMEK: İLÂHÎ HİKMET VE SAÂDETİN SIR ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/10/rahman-suresi-46-ayet-ne-anlatiyor-203656-m.jpg
Rahman Suresi 46. Ayet Ne Anlatıyor?

Rahmân Sûresi 46. âyette şöyle buyrulur: İKİ CENNET SAHİPLERİ Rahman Suresi 46. Ayet Arapça: وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ جَنَّتَانِۚ Rahman S ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2023/01/hadid-suresinin-fazileti-190259-m.jpg
Hadid Suresinin Fazileti

Hadîd sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in elli yedinci sûresidir. Medine’de nazil olmuştur. 29 ayettir. Adını 25. âyette geçen ve “demir” anlamına gelen hadîd k ...