Fussilet Sûresi 41-43. Ayet Tefsiri


41-43 / 54


Fussilet Sûresi Hakkında

Fussılet sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 54 âyettir. İsmini 3. ayette geçen ve “bir şeyi açıklamak, iki şeyi birbirinden ayırmak, iyice detaylandırmak” mânalarına gelen فُصِّلَتْ (fussilet) kelimesinden alır. Burada kelime Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerinin iyice açıklandığını beyân etmek üzere kullanılır. Sûrenin ayrıca اَلسَّجْدَةُ “Secde”, “Hâ. Mîm” ve اَلْمَصَاب۪يحُ “Mesâbih” gibi isimleri de vardır. Resmî tertîbe göre 41, iniş sırasına göre ise 61. suredir.

Fussilet Sûresi Konusu

Sûrede Kur’ân-ı Kerîm’in Allah kelâmı olduğu bildirilerek söze başlanır. Gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunan varlıkları altı günde yaratan, Âd ve Semûd gibi azgın kavimleri dehşetli azaplarla helak eden Allah Teâlâ öldükten sonra insanları diriltmeye ve insanın kulak, göz ve deri gibi azalarını konuşturup şâhit kılmaya muktedirdir. Ayrıca geceyle gündüz, güneşle ay, kurumuş toprağın Allah’ın indirdiği yağmurla dirilmesi, yine hem Allah’ın kudretine, hem de ölüleri dirilteceğine dair açık delillerdir. Bunun sonucu olarak inkârcılar mahşerde devâsız horluk, rezillik ve pişmanlık manzaraları oluştururken, iman ve istikâmet üzere hayat süren bahtiyarlar, hem ölürken hem de dirilirken meleklerin selamlamaları ve müjdelemeleri arasında gönül hoşluğu içinde cennete girerler. Bu hayırlı sonuca ulaşmanın şartı, itikat, ibâdet ve ahlâkî güzellikleriyle İslâm’ı bilen, yaşayan ve tebliğ eden, “ben müslümanım” diyerek İslâm’ı hayatının her alanına aksettiren kâmil bir mü’min olabilmektir. Esasen İslâm da, ancak böyle ahlâkî kemâl sahibi mü’minler vesilesiyle yayılma, neşv ü nemâ bulma imkânına sahip olacaktır. Netice itibariyle Kur’ân-ı Kerîm, bâtılın hiçbir taraftan kendine yanaşamadığı gerçek bir Allah kelâmıdır. Dünya ihtiyarladıkça Kur’an gençleşmektedir. Gerek dış âlem gerek insanın iç âlemiyle alakalı meydana gelen ilmî gelişmeler, Kur’an’ın ilâhî bir gerçek olduğunu gün be gün, an be ân ortaya koymaktadır.

Fussilet Sûresi Nuzül Sebebi

         Mushaftaki sıralamada kırk birinci, iniş sırasına göre altmış birinci sûredir. Mü’min (Gâfir) sûresinden sonra, Şûrâ sûresinden önce Mekke’de inmiştir. “Hâ-mîm” harfleriyle başlayan ve arka arkaya gelen yedi sûrenin ikincisidir.

Fussilet Sûresi Fazileti

         İbn Âşûr’un Beyhak’den naklettiğine göre (XXIV, 227) Hz. Peygamber’in Tebâreke (Mülk) ve Hâ-mîm es-secde (Fussılet) sûrelerini okumadan uykuya yatmadığı rivayet edilmiştir.

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّهُ لَكِتَابٌ عَز۪يزٌۙ ﴿٤١﴾
لَا يَأْت۪يهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِه۪ۜ تَنْز۪يلٌ مِنْ حَك۪يمٍ حَم۪يدٍ ﴿٤٢﴾
مَا يُقَالُ لَكَ اِلَّا مَا قَدْ ق۪يلَ لِلرُّسُلِ مِنْ قَبْلِكَۜ اِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ اَل۪يمٍ ﴿٤٣﴾
Karşılaştır 41: Gerçek şu ki, kendilerine tebliğ edilen bu Kur’an’ı inkâr edenler, dünyada da âhirette de zillet ve perişanlıktan kurtulamayacaklar! Çünkü o, gerçekten çok şerefli, çok değerli, mağlup edilemez bir kitaptır.
Karşılaştır 42: Kur’an’a ne önünden ne de arkasından, hiçbir yönden bir noksanlık, bir yanlışlık asla sızamaz. O, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olan, her türlü övgüye lâyık olan Allah tarafından indirilmiştir.
Karşılaştır 43: Rasûlüm! Sana kâfirler tarafından söylenen bu incitici sözlerin aynısı, senden önceki peygamberlere de söylenmişti. Öyleyse onların sabrettiği gibi sen de eziyetlere sabret! Şüphe yok ki Rabbinin hem bağışlaması bol, hem de cezası pek acıdır.

TEFSİR:

Kur’ân-ı Kerîm, “azîz”dir; asla mağlup edilemeyecek, devamlı üstün gelecek, çok değerli ve şerefli büyük bir kitaptır. İhtiva ettiği faydalar pek çoktur. Gerek Peygamber (s.a.s.)’e indiği sıralarda, gerekse nâzil olup bütün hükümleri yerleştikten sonra, hükümlerini, emir ve yasaklarını ihlal edecek; kıymet ve şerefini alçaltmak ve hükümlerini değiştirmek gibi şanına noksanlık getirecek hiçbir şey ona yaklaşamaz. Hiçbir bâtıl inanç ve yanlış bir düşünce ona sızamaz. Çünkü Kur’ân, her işi hikmete dayalı ve her türlü övgüye lâyık Allah Te’âlâ tarafından indirilmiştir.

“Bâtıl”; hakkın, doğrunun ve gerçeğin zıddı olup, incelemeye tabi tutulduğunda sebatı olmadığı ortaya çıkan şeydir. Kur’an, gerçeğin ta kendisi olduğu için herhangi bir yönden bâtılın ona yaklaşması ve onu iptal etmesi mümkün değildir. Önceki ilâhî kitaplar onu yalanlamadığı gibi, ondan sonra da onu yalanlayacak, iptal edip neshedecek bir kitap gelmeyecektir. Kur’ân’ın doğru dediği şey daima doğrudur, bunun bâtıl olma ihtimali yoktur. Bâtıl olduğunu açıkladığı şey de daima bâtıldır, bunun gerçek olma ihtimali yoktur. Kur’an hem noksanlıktan, hem de kendisine bir şey ilâve olunmaktan korunmuştur. “…onu muhafaza edecek olan da elbette biziz” (Hicr 15/9) âyeti bunu haber verir.

Gerçekten de Kur’ân-ı Kerîm geleli on beş asrı bulduğu halde bir âyeti şöyle dursun bir kelimesini bile değiştirecek bir hâdise meydana gelmemiş olması buna şâhittir. Kıyâmete kadar da böyle bir şey zuhur etmeyecektir. Bunun gibi Kur’an’ın hükümleri de koruma altına alınmıştır. Bazı hükümlerine, nefsânî arzularına uyan cahiller tarafından itiraz vuku bulursa da, o hükümleri değiştirmek şöyle dursun, belki onun itirazı akıl, hikmet ve insaf ehli nazarında o hükümlerin kıymetinin büyümesine vesile olur. Bunlar üzerinde düşündükçe Kur’an’ın getirdiği ebedî hükümlerin büyüklük, yücelik ve öneminin artmasına sebep olur. Hâsılı Kur’ân’ın şerefini alçaltmak için çalışanların bu çalışmaları, aksine onun şerefinin yükselmesine hizmet ettiği ve bu uğurda çalışanların kendilerinin de her defasında hakir ve zelil oldukları sürekli görülen bir durumdur.

Ayrıca bu âyetler, Resûlullah (s.a.s.)’i önceki peygamberlerin halleriyle teselli ederek, düşmanların gizli ve açık hiçbir hilesinin işlerine yaramayacağı ve onların tüm düşmanlığına rağmen İslâm’ın yayılmaya devam edeceği müjdesini de içerir.

Kur’ân-ı Kerîm’in Arapça olarak indiirlmesinin hikmetine gelince:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/02/maide-suresinin-19-ayeti-ne-anlatiyor-194544-m.jpg
Maide Suresinin 19. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: ِ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلٰى فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ اَنْ تَقُولُوا مَا جَٓاء ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/02/hirsizlik-ile-ilgili-ayetler-194551.jpg
Hırsızlık ile İlgili Ayetler

Hırsızlık, “Başkasına âit olan bir şeyi çalma işi, sirkat” demektir. Kur’an-ı Kerim’de hırsızlığa değinilen ayetler... HIRSIZLIK HAKKINDA AYETLER Hı ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/02/hizir-as-ile-ilgili-ayetler-194530-m.jpg
Hızır (a.s.) ile İlgili Ayetler

Hızır (a.s.), Hz. Mûsâ (a.s.) döneminde yaşayan, kendisine ilâhî bilgi ve hikmet öğretilen kişidir. Kur’an’da Hızır aleyhisselam hakkında geçen ayetle ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/02/gasiye-suresi-dinle----hafiz-osman-onal-tilaveti-194539-m.jpg
Gaşiye Suresi Dinle - Hafız Osman Önal Tilaveti

Ğâşiye sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 26 âyettir. İsmini, birinci âyette geçen ve “dehşeti her şeyi saran, her tarafı kuşatan kıyâmet” mânasına gel ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/02/hristiyanlar-ile-ilgili-ayetler-194490-m.jpg
Hristiyanlar ile İlgili Ayetler

Hristiyanlık, Hz. Îsâ’nın (a.s.) peygamberi olduğu ilâhî dindir. Hristiyan sözlükte, “Hz. Îsâ’nın (a.s.) dînine bağlı olan (kimse), Îsevî, nasrânî” d ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2024/02/maide-suresinin-16-ayeti-ne-anlatiyor-194528-m.jpg
Maide Suresinin 16. Ayeti Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede buyrulur: ِ يَهْد۪ي بِهِ اللّٰهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلَامِ وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِ ...