Nâziât Sûresi 46. Ayet Tefsiri


46 / 46


Nâziât Sûresi Hakkında

Nâziât sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 46 âyettir. İsmini, birinci âyette geçip “kökünden söküp çıkaran” mânasına gelen اَلنَّازِعَاتُ (nâziât) kelimesinden alır. Sûre اَلسَّاهِرَةُ (Sâhire) ve اَلطَّامَّةُ (Tâmme) isimleriyle de anılır. Mushaf tertîbine göre 79, iniş sırasına göre ise 81. sûredir.

Nâziât Sûresi Konusu

Bir takım kuvvetlere yemin edilerek kıyâmetin dehşeti gözler önüne serilir. Allah’ın kudret nişânelerine yer verilerek kıyâmetin mutlaka kopacağı ve iyi yada kötü herkesin dünyada yaptığına göre bir karşılık göreceği beyân edilir. Bu gerçeklere inanmayan kâfirlere, azgınlaşıp Rablik iddiasında bulunan Firavun’un fecî âkıbeti bir ibret levhası halinde hatırlatılır.

Nâziât Sûresi Nuzül Sebebi

  Mushaftaki sıralamada yetmiş dokuzuncu, iniş sırasına göre seksen birinci sûredir. Nebe’ sûresinden sonra, İnfitâr sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا ﴿٤٦﴾
Karşılaştır 46: Onlar onu gördükleri gün sanırlar ki, dünyada sadece ya bir akşam vakti kalmışlar, ya da bir kuşluk vakti.

TEFSİR:

Gafletin tesiriyle bitmeyeceği zannedilen dünya ömrü, bahar bulutu yaz yağmuru gibi çarçabuk geçer. Hayatını İslâm dininin ölümsüz esaslarına göre tanzim edenler, kısacık dünya hayatı bitince, tüm korkularından kurtulur, ebedi bir emniyete kavuşurlar. Fakat günahlardan sakınmayıp keyiflerine bakanlar, ömürlerini bir gün gibi geçirir, neticede kıyâmet denen o sonsuz belâya düşerler. O zaman ebedî olan âhirete göre dünya hayatının bir akşam vakti veya bir kuşluk vakti gibi ne kadar kısa olduğunu anlarlar. Şâir ne güzel söyler:

“Bu gül devrinde ömrünü geçirme zâyi’ ey gâfil

Ki gül devri bigî tezcek geçer bu ömr devrânı.” (Dehhânî)

“Gül mevsimine benzeyen şu gençliğini boş yere harcama. Zira insanoğlunun ömrü hakîkaten gül zamanı kadar kısadır; hızla gelip geçer, farkında bile olmazsın.”

O halde “Kıyamet ne zaman?” diye alaylı alaylı sorup duracak yerde o dehşetli güne hazırlık yapmak gerekmez mi?

Nâziât sûresinin sonunda yer alan uyarı ve nasihatin kimlere fayda vereceği örnekleriyle açıklanmak üzere gelen Abese sûresinde, uyarıcının öncelikle kendi nefsinden başlaması lazım geldiğine tenbih yapılarak buyruluyor ki:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/10/zariyat-suresi-56-ayet-ne-anlatiyor-203409-m.jpg
Zariyat Suresi 56. Ayet Ne Anlatıyor?

Mahlûkatın yaratılış gayesini Cenâb-ı Hak şöyle bildiriyor: ZÂRİYÂT SURESİ 56. AYET: MAHLÛKATIN YARATILIŞ GAYESİ Zariyat Suresi 56. Ayet Arapça: و ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/zariyat-suresi-50-ayet-ne-anlatiyor-203374-m.jpg
Zariyat Suresi 50. Ayet Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: ZÂRİYÂT SURESİ 50. AYETİN MESAJI Zariyat Suresi 50. Ayet Arapça: فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/zariyat-suresi-15-16-ayetler-ne-anlatiyor-203347-m.jpg
Zariyat Suresi 15-16. Ayetler Ne Anlatıyor?

Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur: MÜTTAKÎLERİN MÜKÂFATI: CENNET PINARLARI Zariyat Suresi 15-16. Ayetler Arapça: اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/kaf-suresi-43-ayet-ne-anlatiyor-203331-m.jpg
Kâf Suresi 43. Ayet Ne Anlatıyor?

Hayat, ölüm ve dönüş hakikati, âyet-i kerîmede şöyle bildirilir: YARATAN VE ÖLDÜREN ALLAH! Kâf Suresi 43. Ayet Arapça: اِنَّا نَحْنُ نُحْي۪ وَنُم۪ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2021/08/peygamberimizin-kuran-ogrenme-ve-ezberleme-ile-ilgili-tavsiyesi-182187-m.jpg
Peygamber Efendimiz’in Kur’ân Öğrenme ve Ezberleme Tavsiyesi

Abdullah bin Amr, Abdullah bin Mesʻûd’dan bahsetti ve: KUR’ÂN ÖĞRENİMİNDE DOĞRU HOCAYI SEÇMEK “‒Ben onu daima seveceğim. Zira Nebî (s.a.v) Efendimiz ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2026/09/kaf-suresi-16-ayet-ne-anlatiyor-203310-m.jpg
Kâf Suresi 16. Ayet Ne Anlatıyor?

Allah’ın bize olan yakınlığı şöyle bildiriliyor: ALLAH ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKIN Kâf Suresi 16. Ayet Arapça: وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَع ...