İnşirâh Sûresi 1-4. Ayet Tefsiri


1-4 / 8


İnşirâh Sûresi Hakkında

İnşirâh sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 8 âyettir. Birinci âyetinde Resûlullah (s.a.s.)’in sadrının açılıp genişletilmesinden bahsedilmesi sebebiyle اَلإنْشِرَاحُ (İnşirâh) olarak isimlendirilmiştir. اَلشَّرْحُ (Şerh) ve اَلَمْ نَشْرَحْ (Elem neşrah) isimleriyle de anılır. Mushaf tertîbine göre 94, iniş sırasına göre 12. sûredir.

İnşirâh Sûresi Konusu

Konu itibariyle bu sûrenin Duhâ sûresiyle çok benzerliği ve yakın bir alakası vardır. Bu sûrede de yine Efendimiz (s.a.s.)’e ihsan edilen hususi nimetler sayılır. Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık olduğu hatırlatılarak, müşriklerin baskısı altında zor günler yaşayan müslümanlar teselli edilir. Buna mukâbil şükür, gayret ve zikrin artırılması talep edilir.

İnşirâh Sûresi Nuzül Sebebi

Mushaftaki sıralamada doksan dördüncü, iniş sırasına göre on ikinci sûredir. Duhâ sûresinden sonra, Asr sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ﴿١﴾
وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ﴿٢﴾
اَلَّذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ﴿٣﴾
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ ﴿٤﴾
Karşılaştır 1: Rasûlüm! Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Karşılaştır 2: Üzerinden kaldırıp atmadık mı o çok ağır yükünü:
Karşılaştır 3: Belini çatır çatır çatırdatan o ağır yükünü!
Karşılaştır 4: Senin ismini ve şânını yüceltmedik mi?

TEFSİR:

Yüce Allah, Habîb-i Ekrem’ine olan lutuflarını sayarak, onun bir taraftan risâletin ağır yükü, diğer taraftan da müşriklerden gelen aşırı baskılar altında daralan gönlünü teselli ediyor, ferahlatıyor, huzura kavuşturuyor.

Burada Efendimiz (s.a.s.)’e ihsan edilen üç büyük ilâhî nimet hatırlatılır:

Cenâb-ı Hak onu şerh-i sadra nâil kılmıştır.

اَلشَّرْحُ (şerh), açma, genişletme; اَلصَّدْرُ (sadr) göğüs anlamındadır. “Şerh-i sadr” ise, göğsü açıp genişletmek demektir. Allah tarafından bahşedilecek gönül rahatlığı, ilâhî bir nûr ve ruh ile onu geniş hale getirmektir. Şerh-i sadr’dan asıl maksad, neticesi mârifet ve itaat olan manevî bir genişlemedir. Bu yolla kalpten Allah rızâsından başka bütün tasa ve düşünceler çıkar. Böylece kalp, ne dünyalık bir şey umar, ne de dünya ile alakalı bir şeyden korkar. Bilindiği üzere kalbin dünyaya arzu duyması onun, aileye, çoluk çocuğa, onların faydasına olan şeyleri elde edip zararına olanları defetmeğe bağlanıp kalmasıdır. Korkusu ise, düşmanlarından korkmasıdır. Allah kulun kalbini genişletince onun gözünde dünyalık her şey değerini yitirir; bunların sivrisinek kadar kıymeti kalmaz. Böylece ne onlara rağbet eder, ne de onlardan korkar. Allah’ın dışında her şey, onun gözünde adeta yok hükmünde olarak kalbi bütünüyle Allah’ın rızâsını kazanmaya yönelir. Şu hadis-i şerif bu hakikati anlatır:

Bir gün ashâb-ı kirâm  Efendimiz (s.a.s.)’e:

“− Ey Allah’ın Rasûlü! Göğüs açılır mı?” diye sordular. Peygamberimiz (s.a.s.):

“− Evet” buyurdu. Onlar:

“− Alameti nedir?” diye sorduklarında ise Efendimiz:

“− Aldanma yurdundan uzaklaşmak, ebediyet yurduna yönelmek ve gelmeden önce ölüm için hazırlık yapmaktır” şeklinde cevap verdi. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, VIII, 37)

 Buna göre “şerh-i sadır”dan maksat, Peygamberimiz (s.a.s.)’in göğsünün mânevî bir inşiraha kavuşmasıdır. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), peygamberliğin ilk sıralarında karşılaştığı şiddetli düşmanlıklar ve engellemeler yüzünden göğsü daralmış, insanlar ve cinlerle uğraşmak önce ona zor ve ağır gelmişti. Fakat Allah Teâlâ ona yardım ve inâyetini gönderdi. Göğsünü genişletti. Böylece o, bütün zorlukları aşma gücü ve imkânı buldu. Yüklenmiş olduğu her meşakkat gözünde küçüldü. Kalbinden bütün keder ve düşünceler çıktı. Orada tek düşünce olarak yalnız Rabbini razı etme düşüncesi kaldı. Şu halde “göğsün genişletilmesi”, Efendimiz’in, dünyanın değersizliğini ve esas hayatın âhiret hayatı olduğunu tam olarak bilmesidir. “Allah, kimi doğru yola erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar…” (En‘âm 6/125) ayeti de bu mânadadır. Bu sebepledir ki, İbn Abbas (r.a.) “Elem neşrah...” ayetini, “Allah onun göğsünü İslâm’a açtı” şeklinde tefsir eder. (bk. Buhâri, Tefsir 94)

Belini çatırdatan yükü kaldırmıştır.

Burada kullanılan اَلْوِزْرُ (vizr) kelimesinin hem “günah”, hem de “ağır yük” mânası vardır. Efendimiz (s.a.s.)’in hâline uygun olanı “ağır yük” olarak anlaşılmasıdır. Çünkü Resûlullah (s.a.s.)’in peygamberlik öncesi hayatı da çok nezih geçmiştir. Asla putlara tapmamış, İslâm’ın günah saydığı hiçbir iş yapmamıştır. Nübüvvetten sonra, Kur’ân-ı Kerîm’de de zaman zaman işaret edildiği üzere bazı ictihat hataları olmuşsa da, bunlar günah değil, ecir ve sevap vesilesidir. Dolayısıyla burada Efendimiz (s.a.s.)’in sırtından kaldırılan yük, arasında yaşadığı toplumun inanç ve ahlâk yö­nünden içine düştüğü fecî durumdan dolayı duyduğu ıstıraptır. Cenâb-ı Hak, ona gönderdiği vahiyle bu yükü onun sırtından kaldırmış, ona ne yapacağını öğretmiştir. Ayrıca Peygamberimiz İslâm’ı tebliğ ederken düşmanların çok şiddetli tepkileriyle karşılaşıyordu. Bâtıla karşı verdiği bu çetin mücadelede birçok ilâhî yardım ve inayete mazhar kılınarak, belini çatırdatan o ağır yük hafifletilmiştir.

Şan ve şerefini yüceltmiştir.

Allah Resûlü (s.a.s.), peygamberlikten önce toplum içinde yaşayan diğer fertlerden bir fertti. Tanınmış, meşhur biri değildi. Allah Teâlâ ona nübüvvet ve risâlet vererek şânını yüceltti. Kısa zamanda ünü arttı. müslümanların sayısı arttıkça onun ünü de arttı. Henüz hayattayken tüm Arabistan halkının gönlünde onun muhabbeti çarpmaya başladı. Vefâtından sonra da şanı şöhreti tüm dünyaya yayıldı. Gün geçtikçe ona inananlar artmakta ve onun emsalsiz şahsiyeti daha iyi anlaşılmaktadır. Dünyada iki milyara yakın müslüman her namazda ona salavat okumakta, namaz dışında da ona milyonlarca salât ve selâm göndermektedir. Günde beş vakit dünyanın her bir yerinde aralıksız okunan ezanlarda Allah Teâlâ’nın ismiyle beraber onun ismi de ufuklarda çınlamaktadır. Kelime-i şehâdette Rabbimizin zikriyle onun zikri de büyük bir iman, saygı ve edeple tekrarlanıp durmaktadır. Kur’an ona itaati Allah’a itaat saymıştır. (bk. Nisâ 4/80) Onun âlemlere rahmet olarak gönderildiğini ilan etmiştir. (bk. Enbiyâ’ 21/107) Gökyüzün­de melekler, yeryüzünde müminler tarafından hürmetle anılmaktadır. (bk. Ahzâb 33/56) İşte ona nasip edilen bu cihanşumûl şeref, tâzim ve muhabbet, Allah’ın ona büyük bir lütfu ve rahmeti, “onun zikrini yüceltmesi”nin pek hayırlı bir neticesidir.

Öyleyse şunu hatırdan çıkarmamak gerekir ki:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

İnşirâh Sûresi Ayetler:

1 - 4 5 6 7 - 8

https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/kuran-i-kerim-maddi-ve-manevi-hastaliklara-sifadir-189710.jpg
Kur’ân-ı Kerîm Maddi ve Manevi Hastalıklara Şifadır

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v), “Devanın en hayırlısı, Kur’ân’dır” buyurmuşlardır.[1] Hz. Âişe (r.a) şöyle anlatır: “Rasûlullah (s.a.v) yatağına girdiğ ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/vucutlari-yatak-yuzu-gormez-ayeti-189705-m.jpg
“Vücutları Yatak Yüzü Görmez” Ayeti

Kur’an’da geceleri kalkıp ibadet eden kimseler hakkında şöyle buyrulur: “Vücutları yatak yüzü görmez.” (Secde sûresi, 16) Vücutlarının yatak yüzü gö ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/amenerrasulu-bakara-suresi-285-286-ayetlerini-ezberle-10-tekrar---amenerrasulu-bakara-suresi-285-286-ayetleri-tekrarli-189700.jpg
Amenerrasulü (Bakara Suresi 285-286) Ayetlerini Ezberle 10 Tekrar - Amenerrasulü (Bakara Suresi 285-286) Ayetleri Tekrarlı

AMENERRASULÜ TÜRKÇE YAZILIŞI OKUNUŞU* (*Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/allah-ile-sohbette-bulunmanin-en-feyizli-yolu-189688-m.jpg
Allah İle Sohbette Bulunmanın En Feyizli Yolu

Kur’ân-ı Kerîm, beşeriyet için Rahmânî sadâları işitmek, ilâhî nefhayı rûhunda hissetmek ve daha bu dünyada iken Allah ile sohbette bulunmanın en feyi ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/kuranin-ilmi-kesiflere-isik-tutmaktadir-189674.jpeg
Kuran İlmi Keşiflere Işık Tutmaktadır

Âyette şöyle buyrulur: “Andolsun Biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe hâline getirdik. ...


https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2022/11/biz-gokleri-yeri-ve-ikisinin-arasindakileri-oyun-olsun-diye-yaratmadik-ayetinde-verilmek-istenen-mesaj-189681-m.jpg
“Biz Gökleri, Yeri ve İkisinin Arasındakileri Oyun Olsun Diye Yaratmadık” Ayetinde Verilmek İstenen Mesaj

Bu dünya, ilâhî sırlarla dolu büyük bir mekteptir. Ârif kimseler orada nice ibret ve hikmet dersleri okuyarak mârifetullah’ta zirveleşirler. Gâfiller ...