---
title: "Zuhruf Sûresi 46-50. Ayet Tefsiri"
sure: "Zuhruf"
sure_no: 43
ayet_no: 48
url: https://www.kuranvemeali.com/zuhruf-suresi/48-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Zuhruf Sûresi 48. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Zuhruf Sûresi (43. sûre), 48. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/zuhruf-suresi/48-ayeti-tefsiri)

### 46. Ayet

## Arapça

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَقَالَ اِنّ۪ي رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

## Okunuşu

Ve lekad erselnâ mûsâ bi-âyâtinâ ilâ fir’avne ve mele-ihi fekâle innî rasûlu rabbi-l’âlemîn(e)

### 47. Ayet

## Arapça

فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِاٰيَاتِنَٓا اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ

## Okunuşu

Felemmâ câehum bi-âyâtinâ iżâ hum minhâ yadhakûn(e)

### 48. Ayet

## Arapça

وَمَا نُر۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ اِلَّا هِيَ اَكْبَرُ مِنْ اُخْتِهَاۘ وَاَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

## Okunuşu

Vemâ nurîhim min âyetin illâ hiye ekberu min uḣtihâ(s) ve eḣażnâhum bil’ażâbi le’allehum yerci’ûn(e)

### 49. Ayet

## Arapça

وَقَالُوا يَٓا اَيُّهَ السَّاحِرُ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ اِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ

## Okunuşu

Ve kâlû yâ eyyuhâ-ssâhiru ud’u lenâ rabbeke bimâ ‘ahide ‘indeke innenâ lemuhtedûn(e)

### 50. Ayet

## Arapça

فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ

## Okunuşu

Felemmâ keşefnâ ‘anhumu-l’ażâbe iżâ hum yenkuśûn(e)

## Mealler

### 46. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Nitekim biz Mûsâ’yı mûcizelerimizle birlikte Firavun’a ve onun ileri gelen yetkililerine gönderdik. Mûsâ onlara: “Gerçekten ben âlemlerin Rabbinin peygamberiyim!” dedi.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Andolsun biz Musa'yı âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demişti.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** And olsun ki Biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve erkanına göndermiştik, "Şüphesiz ben, Alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Andolsun, biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Andolsun ki, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Musa: "Ben gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah'ın peygamberiyim." dedi.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Celâlim hakkı için Musâyı âyetlerimizle Fir'avne ve cem'ıyyetine gönderdik, vardı haberiniz olsun, dedi: ben bütün âlemlerin rabbının Resulüyüm
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Andolsun ki biz Musâyı da âyetlerimizle Fir'avne ve cemâatine peygamber olarak gönderdik de o, «Ben gerçek âlemlerin Rabbinin elçisiyim» dedi.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Celâlim hakkı için, Mûsâ'yı da mu'cizelerimizle Fir'avun'a ve ileri gelenlerine gönderdik de: “Gerçekten ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim!” dedi.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Gerçekten Mûsa'yı da mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna peygamber gönderdik. (Varıb da onlara) şöyle dedi: “- Doğrusu ben, bütün âlemlerin Rabbinin peygamberiyim.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Andolsun ki, Mûsa'yı âyetlerimizle Fir'avun'a ve onun cemaatine gönderdik. Binaenaleyh dedi ki: «Ben şüphe yok âlemlerin Rabbinin bir Resûlüyüm.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Biz Musa'yı da Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine âyetlerimizle gönderdik. O, “Ben Âlemlerin Rabbinin elçisiyim” dedi.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** We did send Moses aforetime, with Our Signs, to Pharaoh and his Chiefs: He said, "I am a messenger of the Lord of the Worlds."

### 47. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Fakat Mûsâ apaçık delillerimizle karşılarına çıkınca onlar, bu mûcizelerle alay edip gülmeye başladılar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Vaktâ ki onlara böyle âyetlerimizle vardı, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Fakat onlara âyetlerimiz gelince bir de ne görsünler, onlar bu (âyetlere) gülüyorlar!
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Fakat onlara mu'cizelerimizi getirdiğinde, o vakit onlar bunlara gülüverdiler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Fakat onlara böyle mucizelerimizle varınca, hemen onlar bunlara gülüverdiler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Vaktâ ki onlara Bizim âyetlerimizle geldi, onlar o zaman, bunlardan gülüşür oldular.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlara âyetlerimizi getirdiğinde, onlar buna güldüler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** But when he came to them with Our Signs, behold they ridiculed them.

### 48. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Oysa kendilerine gösterdiğimiz her bir mûcize, bir öncekinden daha büyük ve daha tesirli idi. Her defasında onları, belki azgınlıktan vazgeçip doğru yola dönerler diye azaba çarptırdık.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü; doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bizim onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Her ne âyet de gösteriyorsak onlara mutlak birbirinden büyüktü, tuttuk onları azâba da çektik ki rücu' edeler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Biz onlara her hangi bir âyeti göstermiyorduk ki bu, mutlakaa öbürlerinden daha büyükdü. Onları, belki (küfürden) dönenler diye, (bir zaman da) azâb ile tutduk.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Onlara göstermekte olduğumuz her mu'cize, mutlaka diğerinden daha büyüktü. Kendilerini (hayatlarını çekilmez kılan çeşitli) azâb(lar) ile yakaladık, tâ ki onlar(küfürlerinden) dönsünler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlara (Firavun ve kavmine) gösterdiğimiz her mucize, muhakkak diğerinden daha büyüktü. (İnkârlarından) dönerler diye, tuttuk onları azaba da çektik.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve onlara âyetten bir şey gösterir olmadık ki, illâ o, diğerlerinden daha büyük idi. Ve onları azab ile yakaladık, belki onlar geri dönerler (diye).
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlara gösterdiğimiz her âyet, diğerinden daha büyüktü. Belki inkârlarından dönerler diye, Biz onları azaba da uğrattık.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** We showed them Sign after Sign, each greater than its fellow, and We seized them with Punishment, in order that they might turn (to Us).

### 49. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlar da tepelerine çöken her belânın ardından Mûsâ’ya gelip: “Ey sihirbaz! Sana verdiği sözünün gereği olarak bizim için Rabbine dua et de, bizi bağışlasın. Söz veriyoruz biz artık kesinlikle doğru yola geleceğiz” diyorlardı.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Ey Sihirbaz! Sana verdiği ahde göre Rabbine bizim için yalvar da doğru yola erişelim" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onlar azâbı görünce: "Ey sihirbaz! Sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Biz gerçekten doğru yola gireceğiz." dediler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bu halde diyorlardı ki: gel ey sâhir! bizim için rabbına bir duâ et, sende olan ahdi hurmetine, çünkü biz artık yola geleceğiz
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Azâbı görünce) dediler ki: «Ey sihir yapan, bizim için Rabbine, sana olan va'di vech ile, düâ et. Muhakkak biz doğru yola kavuşdurulmuş olacağız».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Bunun üzerine dediler ki: “Ey sihirbaz! (Duânı kabûl edeceğine dâir) sende olan ahdi hürmetine, Rabbine bizim için duâ et; muhakkak ki biz, (o vakit) gerçekten doğru yola giren kimseler (olur)uz.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Azabı gördükleri zaman, Mûsa'ya şöyle) dediler: “- Ey büyücü! (Duanı kabul edeceğine dair) sana olan vaadi hürmetine, bizim için Rabbine dua et; çünkü biz, artık yola geleceğiz.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve dediler ki: «Ey sahir! Bizim için Rabbine bir dua et, sana olan ahdi hürmetine, şüphe yok ki, biz de elbette hidâyete ermişler oluruz.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlar ise “Ey büyücü,” diyorlardı. “Sana verdiği sözün hatırına bizim için Rabbine dua et; o zaman mutlaka doğru yola geleceğiz.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And they said, "O thou sorcerer! Invoke thy Lord for us according to His covenant with thee; for we shall truly accept guidance."

### 50. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Fakat biz o belâyı başlarından kaldırır kaldırmaz, hemen sözlerinden dönüveriyorlardı.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Ama, azabı üzerlerinden kaldırdığımızda hemen sözlerinden döndüler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Fakat azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman hemen sözlerinden dönüverdiler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bunun üzerine kendilerinden azâbı açtığımız vakıt da derhal cayıverdiler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Fakat biz onlardan azâbı giderince bir de ne bakarsın: Onlar verdikleri sözü bozuyorlar bile!
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Fakat kendilerinden azâbı açıver(ip kaldır)ınca, onlar sözlerinden hemen döndüler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bunun üzerine kendilerinden azabı kaldırdığımız vakit, (yola geleceğiz, iman edeceğiz sözlerinden) hemen caydılar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Vaktâ ki, onlardan o azabı açıverdik, o zaman onlar sözlerinden geri döner oldular.
- **Ümit Şimşek Meali:** Fakat azaplarını kaldırır kaldırmaz onlar yine sözlerinden dönüyorlardı.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** But when We removed the Penalty from them, behold, they broke their word.

## Tefsir (46-50. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Hz.
Mûsâ’nın Firavun ve kavmine gösterdiği mûcizelerin başında asâ ve yed-i beyzâ
gelir. (bk. A‘râf 7/107-108; Tâhâ
20/19-23) Onlara biri diğerinden küçük olmamak üzere gösterilen bu ikisi
dışındaki diğer mûcizeler ise şunlardır:



**›** 
Sihirbazlarla Hz. Mûsâ karşı karşıya geldiklerinde, sihirbazlar
yenilir ve müslüman olurlar.



**›** 
Hz. Mûsâ’nın önceden haber verdiği üzere Mısır’a kıtlık gelince,
Firavun, Hz. Mûsâ’dan dua etmesi için ricada bulunur. O da dua edince kıtlık
sona erer.



**›** 
Hz. Mûsâ’nın önceden haber verdiği üzere sel, dolu ve şimşek
dolayısıyla birçok yerleşim bölgesi ve tarla zarar görünce, Hz. Mûsâ,
Firavun’un ricası üzerine dua eder ve belâ def olur.



**›** 
Mısır üzerine bir bulut gibi yayılan çekirgeler, Hz. Mûsâ’nın dua
etmesi üzerine dağılırlar. Bu olayı da Hz. Mûsâ daha önceden haber verir.



**›** 
Tüm Mısır’ı bit ve pireler kaplayınca, insanlar ve hayvanlar büyük
bir eziyet içerisinde çaresiz kalır ve buğday ambarları mahvolur. Ancak bu afet
de, Hz. Mûsâ’nın dua etmesi ile birlikte sona erer.



**›** 
Hz. Mûsâ’nın daha önceden bildirdiği üzere, tüm kurbağalar karaya
hücum ederler, ancak yine Hz. Mûsâ’nın duasıyla yerlerine dönerler.



**›** 
Hz. Mûsâ’nın daha önceden bildirdiği üzere kan afeti, etrafı
sararak Mısır’daki bütün sular kana dönüşür ve nehirler, kuyular, havuz ve
çeşmeler kanla dolar, balıklar ölür. Sonuçta tüm Mısır halkı kan kokusu içinde,
susuz kalırlar. Ancak, Firavun Hz. Mûsâ’dan dua etmesi için ricada bulunur, o
da dua edince azab sona erer. (bk. A‘râf 7/133-136)



Daha
önce Bakara, A‘râf, Yûnus, Tâhâ, Şuarâ, Neml, Kasas gibi sûrelerde uzun veya
kısa anlatılan Hz. Mûsâ kıssasının burada tekrar dile getirilmesinin üç sebebi
olabilir:



Birincisi;
Allah bir topluma peygamber gönderdiğinde, o topluma bir fırsat vermiş olur.
Şayet o toplum bu fırsatı değerlendiremezse, âkıbeti Firavun’un âkıbetine
benzer. Başka bir ifadeyle Firavun’un sonu insanlık için bir ibrettir.



İkincisi;
Firavun da, tıpkı Kureyşlilerin Hz. Muhammed (s.a.s.)’i hakir gördüğü gibi Hz.
Mûsâ’yı hakir görmüştü. Ancak, Allah’ın takdiri farklı olduğundan, Firavun’u
helak ederek, onlara kimin hakir olduğunu göstermişti.



Üçüncüsü;
Allah’ın ayetlerine karşı büyüklenerek alay edenlerin, daha önce nasıl bir
sonla karşılaştıklarını görerek ders almaz ve tavrınızı değiştirmezseniz, sizin
de sonunuz aynı olacaktır.



Firavun, Hz. Mûsâ’nın tebliği karşısında
hükümranlığının sarsılmakta olduğunu fark etti, paniğe kapıldı:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/zuhruf-suresi/48-ayeti-tefsiri)
- [48. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/zuhruf-suresi/48-ayeti-meali.md)
- [46-50. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/zuhruf-suresi/46-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (47)](https://www.kuranvemeali.com/zuhruf-suresi/47-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (51)](https://www.kuranvemeali.com/zuhruf-suresi/51-ayeti-tefsiri.md)
- [Zuhruf Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/zuhruf-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
