---
title: "Yusuf Sûresi 84-87. Ayet Tefsiri"
sure: "Yusuf"
sure_no: 12
ayet_no: 87
url: https://www.kuranvemeali.com/yusuf-suresi/87-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Yusuf Sûresi 87. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Yusuf Sûresi (12. sûre), 87. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/yusuf-suresi/87-ayeti-tefsiri)

### 84. Ayet

## Arapça

وَتَوَلّٰى عَنْهُمْ وَقَالَ يَٓا اَسَفٰى عَلٰى يُوسُفَ وَابْيَضَّتْ عَيْنَاهُ مِنَ الْحُزْنِ فَهُوَ كَظ۪يمٌ

## Okunuşu

Vetevellâ ‘anhum vekâle yâ esefâ ‘alâ yûsufe vebyaddat ‘aynâhu mine-lhuzni fehuve kazîm(un)

### 85. Ayet

## Arapça

قَالُوا تَاللّٰهِ تَفْتَؤُ۬ا تَذْكُرُ يُوسُفَ حَتّٰى تَكُونَ حَرَضًا اَوْ تَكُونَ مِنَ الْهَالِك۪ينَ

## Okunuşu

Kâlû ta(A)llâhi tefteu teżkuru yûsufe hattâ tekûne haradan ev tekûne mine-lhâlikîn(e)

### 86. Ayet

## Arapça

قَالَ اِنَّمَٓا اَشْكُوا بَثّ۪ي وَحُزْن۪ٓي اِلَى اللّٰهِ وَاَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

## Okunuşu

Kâle innemâ eşkû beśśî vehuznî ila(A)llâhi vea’lemu mina(A)llâhi mâ lâ ta’lemûn(e)

### 87. Ayet

## Arapça

يَا بَنِيَّ اذْهَبُوا فَتَحَسَّسُوا مِنْ يُوسُفَ وَاَخ۪يهِ وَلَا تَا۬يْـَٔسُوا مِنْ رَوْحِ اللّٰهِۜ اِنَّهُ لَا يَا۬يْـَٔسُ مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ

## Okunuşu

Yâ beniyye-żhebû fetehassesû min yûsufe veeḣîhi velâ tey-esû min ravhi(A)llâh(i)(s) innehu lâ yey-esu min ravhi(A)llâhi illâ-lkavmu-lkâfirûn(e)

## Mealler

### 84. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlardan yüzünü çevirmiş, “Âh Yûsufum! Neredesin Yûsuf?” diye ağlıyor, sızlanıyordu. Hüzün ve kederinden iki gözüne ak düştü, görmez oldu. Buna rağmen o, oğullarına duyduğu kızgınlığı belli etmiyor, bir diken yutar gibi acısını içine gömüyordu.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlardan yüz çevirdi, «Ah Yusuf'um ah!» diye sızlandı ve kederini içine gömmesi yüzünden gözlerine boz geldi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlara sırt çevirdi, "Vah, Yusuf'a yazık oldu!" dedi ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içinde saklıyordu.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlardan yüz çevirdi ve, “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ve onlardan yüz çevirdi de: "Ey Yusuf'un ateşi, yetti artık, yetti!" dedi. Ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık yutkunuyor da yutkunuyordu.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve onlardan yüzünü çevirdi de, «ya esefâ alâ Yusüf» dedi ve huzünden gözlerine ak düştü artık yutkunuyor yutkunuyordu
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Ya'kub) onlardan yüz çevirdi: «Ey Yuusufun üstünde (titreyen) tasam, (gel, şimdi tam senin gelmen zamanıdır)» dedi ve huzn-ü kederinden iki gözüne ak düşdü. (Bununla beraber) o, artık gamını tamamen yutmakda idi.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Artık onlardan yüzçevirdi ve: “Ah Yûsuf'(um)a ah!” dedi. Tâ kederden iki gözüne ak düştü. Öyle ki (kederini içinde tutup) yutkunan bir kimse oldu.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Yakup, oğullarından yüzünü çevirdi de: “- Ey Yûsuf'un ayrılığı ile bana gelen hüzün!” dedi ve kederinden gözlerine ak düştü; artık derdini gizleyip duruyordu.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve onlardan yüz çevirdi. Ve, «Ey Yusuf'a teessüf!» dedi ve gözleri hüzünden dolayı bembeyaz kesildi. Artık teessürünü içine atıyordu.
- **Ümit Şimşek Meali:** “Vah Yusuf'um!” diyerek onlardan yüzünü çevirdi. Üzüntüden gözlerine ak düşmüştü; derdini içine atıp duruyordu.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And he turned away from them, and said: "How great is my grief for Joseph!" And his eyes became white with sorrow, and he fell into silent melancholy.

### 85. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Oğulları: “Aradan bunca zaman geçti, hâlâ Yûsuf’u dilinden düşürmüyorsun. Vallahi bu gidişle ya kederinden hastalanıp eriyecek veya helâk olup gideceksin” dediler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Oğulları:) «Allah'a andolsun ki sen hâla Yusuf'u anıyorsun. Sonunda ya hasta olacaksın ya da büsbütün helâk olacaksın!» dediler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Allah'a yemin ederiz ki, Yusuf'u anıp durman seni bitkin düşürecek veya helak olacaksın" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Oğulları, “Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Dediler ki: "Hâlâ Yusuf'u sayıklayıp duruyorsun. Allah'a yemin ederiz ki, sonunda eriyip gideceksin, tükenip helak olacaksın. Hayret doğrusu!"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Tellahi dediler, halâ Yusüfün anıb duruyorsun, nihayet gamdan eriyeceksin veya helâk olanlara karışacaksın
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Dediler ki: «Haalâ Yuusufu anıb duruyorsun. Andolsun ki sonunda ya kederinden hastalanıb eriyeceksin, yahud helake uğrayanlardan olacaksın».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Evlâdları:) “Allah'a yemîn olsun ki (sen) dermansız bir hastalığa tutuluncaya veya helâke uğrayan kimselerden oluncaya kadar Yûsuf'u anıp durmaktan geri kalmayacaksın!” dediler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Babalarına dediler ki: “Hâlâ Yûsuf'u anıp duruyorsun. Allah'a yemin ederiz ki, sonunda kederinden eriyeceksin veya helâke düşenlerden olacaksın.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dediler ki: «Vallahi sen helâke yüz tutuncaya kadar veya helâk olmuşlardan oluncaya değin Yusuf'u anıp durmaktan geri kalmayacaksın.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Vallahi,” dediler, “hâlâ Yusuf'u anmaktan vazgeçmiyorsun. Böyle giderse yataklara düşecek veya helâk olup gideceksin.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** They said: "By Allah. (never) wilt thou cease to remember Joseph until thou reach the last extremity of illness, or until thou die!"

### 86. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Yâkub şöyle cevap verdi: “Ben bütün dertlerimi, keder ve hüznümü Allah’a arz ediyorum ve ben, Allah’tan gelen vahiyle sizin bilmediğiniz nice şeyleri biliyorum.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Ya'kub:) Ben gam ve kederimi sadece Allah'a arzediyorum. Ve ben sizin bilemiyeceğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) biliyorum, dedi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Yakup: "Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a açarım. Allah katından, sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Yakub, “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Dedi ki: "Ben hüznümü, kederimi ancak Allah'a şikayet ederim ve Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ben, dedi, dolgunluğumu, huznümü ancak Allaha şikayet ederim ve Allahdan sizin bilemeyeceğiniz şeyler bilirim
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Ya'kub da): «Ben (taşan) kederimi, mahzunluğumu yalınız Allaha şikâyet ediyorum. Ben Allah tarafından sizin bilmeyeceğiniz (nice) şeyleri de biliyorum» dedi.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Ya'kub) dedi ki: “(Ben) gam ve kederimi ancak Allah'a şikâyet ediyorum.Çünki Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri biliyorum.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** O (Yâkup A.S.) dedi ki: “- Ben, büyük kederimi ve hüznümü ancak Allah'a şikâyet ediyorum ve Allah katından (vahy ile), sizin bilemiyeceğiniz şeyleri de biliyorum.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dedi ki: «Ben derdimi ve hüznümü ancak Allah Teâlâ'ya arzederim, ve ben Allah Teâlâ'dan sizin bilmeyeceğiniz şeyi bilirim.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Yakub “Ben derdimi ve üzüntümü Allah'a şikâyet ediyorum,” dedi. “Ve, Allah'ın lütfuyla, sizin bilmediğinizi biliyorum.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** He said: "I only complain of my distraction and anguish to Allah, and I know from Allah that which ye know not...

### 87. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Evlatlarım! Haydi gidin! Yûsuf ve kardeşini arayıp bulmaya çalışın. Sakın Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez” dedi.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ey oğullarım! Gidin de Yusuf'u ve kardeşini iyice araştırın, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf'u ve kardeşini arayın. Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; doğrusu kafirlerden başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Ey oğullarım, gidin, Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira kâfir kavimden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ey oğullarım haydi gidiniz de Yusüfle kardeşinden bir tahassüste bulununuz ve Allahın revhınden ye'se düşmeyiniz, çünkü Allâhın revhınden ye'se düşen Ancak kâfirler güruhudur
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Oğullarım, gidin, Yuusufla kardeşinden (bütün duygularınızla) bir haber arayın. Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Zîrâ hakıykat şudur ki kâfirler güruhundan başkası Allahın rahmetinden ümidini kesmez».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Ey oğullarım! (Haydi) gidin de, Yûsuf'la kardeşinden bir haber araştırın; hem Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin! Çünki kâfirler topluluğundan başkası, Allah'ın rahmetinden ümîd(ini) kesmez.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ey oğullarım! Haydi gidin de Yûsuf'la kardeşinden araştırarak haber edininiz. Allah'ın lütfundan ümidinizi kesmeyiniz; çünkü Allah'ın lütfundan, ancak kâfirler topluluğu ümidini keser.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Oğullarım! Gidiniz de Yusuf'tan ve kardeşinden bir haber arayıp sorunuz. Ve Allah'ın rahmetinden ye'se düşmeyiniz. Çünkü Allah'ın rahmetinden, kâfirler olan kavimden başkası ümidini kesmez.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Oğullarım, gidin Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Sakın Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; zira kâfirler güruhundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "O my sons! go ye and enquire about Joseph and his brother, and never give up hope of Allah's Soothing Mercy: truly no one despairs of Allah's Soothing Mercy, except those who have no faith."

## Tefsir (84-87. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Bünyamin’in
de kaybıyla kederi doruk noktasına çıkan Yakup (a.s.)’ın, birden Yûsuf’a olan
hasreti depreşti. “Âh, Yûsufum, âh” demeye başladı. “Yûsuf’a olan hasretim
neredesin, gel, şimdi tam gelme vaktindir” diye sızlandı. İçini saran hüzünden
gözlerine ak düştü; görmez oldu. Fakat çocuklarına kızmıyor, kimseyi
suçlamıyor; öfkesini, kederini ve hüznünü kalbine gömüyordu. Acısını
yutkundukça yutkunuyordu. Çocukları onun bu haline çok üzüldüler. Onu teselli
etmeye çalıştılar. Böyle giderse çok ıstırap çekeceğini, kederinden hastalanıp
eriyeceğini, hatta ölüp gideceğini söylediler. Bu sözler onu teselli etmeye
yetmedi. Kederini ve hüznünü Allah’a arzetti. Bunun Allah Teâlâ’dan böyle bir
iptila ve imtihan olduğunun farkındaydı. Belalara sabrın büyük mükafatlara
vesile olacağını çok iyi biliyordu. Bu
açıdan bakıldığında üç çeşit bela olduğu görülür:

**›** 
Kula verilecek cezayı hemen acele olarak vermektir. Bu, Yûsuf’un
hanımlar tarafından vâki olan arzu ve istek yüzünden hapse atılması ve
hapishane arkadaşına **“Efendinin yanında benden söz et!”** (Yûsuf 12/42)
demesi yü­zünden zindanda bir süre daha kalması hadisesinde görülür. Hz.
Yakub’un başına gelenler de bu belâ çeşidine misaldir.

**›** 
Rabbinin katında sahip olduğu de­rece herkes tarafından
anlaşılsın, içinde olanlar ortaya çıksın diye mih­nete ve sıkıntıya tabi
tutulmaktır. Eyyûb (a.s.)’ın başına gelenler, bu kısma misaldir. Allah Teâlâ
buyurur ki: **“Gerçekten biz onu sıkıntılara karşı sabırlı bulduk. O ne güzel
bir kuldu. Doğrusu o, tam bir teslimiyet ve samimiyetle sürekli Allah’a yönelir
dururdu.”** (Sād 38/44)****

**›** 
Allah katındaki yakınlık ve şerefi daha da artsın diye ihsân
edilen belâlardır. Buna misal de Hz. Yahyâ’nın başına gelenlerdir. Bu yüce
peygamber hiçbir hata işlememiş ve işlemeğe de tevessül etmemiş olduğu halde,
kuzu gibi boğazlanmıştı. Bütün bu belâ çeşitlerinin karşılığında sabredip
ıstırabını belli etmeyenlere büyük ecir ve sevaplar verilecektir.

Ebu’l-Kasım
el-Kuşeyrî (k.s.) der ki: Ebû Ali ed-Dekkak (r.h.)’in hastalığının iyice
arttığı âhir ömründe şöyle dediğini duymuştum: “Hakkınızda verilen ve
uygulandığında nefsinizin hoşuna gitmeyecek hüküm va­kitlerinde tevhidi
koruyabilmek ilâhî yardım ve desteğe nâil olduğunuzu gösteren alametlerdendir.”
Sonra da içinde bulunduğu hâli ve böyle durumlarda kendi­sinin nasıl hareket
ettiğini açıklıyormuşçasına şöyle dedi: “Bu ise, hükümlerin yürürlüğe konulduğu
zamanlarda kudret makaslarıyla lime lime doğranmanız, fakat bu sırada ölü gibi
sessiz ve sâkin durabilmeniz demektir.” (Bursevî, *Rûhu’l-Beyân*, IV, 391)

Rivayete
göre Resûlullah (s.a.s.) Cebrâil (a.s.)’a: *“Yâkub’un Yûsuf'a duyduğu ayrılık
acısı ne dereceye varmıştı?”* diye sormuş, Cebrâil de: *“Evladını kaybeden
yetmiş ananın toplam acısına”* demiştir. *“O halde onun sevabı ne
kadardır?”* diye sual edince de: *“Yüz şehîd sevabıdır. Çünkü o, Allah’a
bir an bile kötü zanda bulunmadı”* buyurmuştur. (*ed-Dürrü’l-Mensûr*,
IV, 570)

Şu
beyt Hz. Yâkub’un gönlünü kavuran hasret ateşini ne güzel dile getirir:

*“Enîsim
hemm, celîsim ğam, işim subh u mesâ mâtem,*

*Gözüm
pür-nem, dilim pür-âh-ı âteşbârdır sensiz.”* (Nevres)

“Ey
sevgili! Sensiz yoldaşım üzüntü, arkadaşım gam ve keder, işim sabah ve akşam
mâtemdir. Gözüm yaş dolu, dilim de durmadan âh edip ateş saçmaktadır.”

Peygamberler
de, bir yönleriyle bizim gibi insan olmaları hasebiyle kederlenip üzülürler.
Bunda bir sakınca yoktur. Nitekim Nebiyy-i Ekrem (s.a.s.) oğlu İbrâhim’in
ölümüne ağlayınca, bunu hayretle karşılayanlara göz yaşlarının rahmet ve şefkat
eseri olduğunu hatırlatarak şöyle buyurmuştur: *“Göz yaşarır, kalp hüzünlenir.
Biz ancak Rabbimizin râzı olacağı sözleri söyleriz.”* (Buhârî, Cenâiz 43;
Müslim, Fezâil 62)

Bütün
bunlara rağmen Yâkub (a.s.): **“Ben, Allah’tan gelen vahiyle sizin
bilmediğiniz nice şeyleri biliyorum”** (Yûsuf 12/86) diyerek de, hadisenin
perde arkasındaki bir kısım hikmetlerinden haberdar olduğuna işaret etti. Yûsuf
ve Bünyamin’i araştırıp bulma ümidiyle evlatlarını tekrar Mısır’a doğru yola
uğurlarken, mü’minin Allah’ın rahmetinden asla ümit kesmemesi gerektiği, ancak
kâfir olanların O’ndan ümit keseceği gerçeğini hatırlattı.


























Yakub’un
oğulları, babalarının verdiği hikmet dolu nasihatleri ve dile getirdiği
talebinin ardından hem kardeşlerinin durumunu araştırma, hem de erzak temin
etme maksadıyla tekrar Mısır’a geldiler:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/yusuf-suresi/87-ayeti-tefsiri)
- [87. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/yusuf-suresi/87-ayeti-meali.md)
- [84-87. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/yusuf-suresi/84-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (86)](https://www.kuranvemeali.com/yusuf-suresi/86-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (88)](https://www.kuranvemeali.com/yusuf-suresi/88-ayeti-tefsiri.md)
- [Yusuf Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/yusuf-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
