---
title: "Yâsin Sûresi 7-9. Ayet Tefsiri"
sure: "Yâsin"
sure_no: 36
ayet_no: 8
url: https://www.kuranvemeali.com/yasin-suresi/8-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Yâsin Sûresi 8. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Yâsin Sûresi (36. sûre), 8. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/yasin-suresi/8-ayeti-tefsiri)

### 7. Ayet

## Arapça

لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

## Okunuşu

Lekad hakka-lkavlu ‘alâ ekśerihim fehum lâ yu/minûn(e)

### 8. Ayet

## Arapça

اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالًا فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ

## Okunuşu

İnnâ ce’alnâ fî a’nâkihim aġlâlen fehiye ilâ-l-eżkâni fehum mukmehûn(e)

### 9. Ayet

## Arapça

وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

## Okunuşu

Vece’alnâ min beyni eydîhim sedden vemin ḣalfihim sedden feaġşeynâhum fehum lâ yubsirûn(e)

## Mealler

### 7. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** İnsanların çoğu üzerine Allah’ın azap sözü kesinleşmiştir; çünkü onlar iman etmeyecekler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Andolsun ki onların çoğu cezayı hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Celâlim hakkı için daha çoklarına karşı söz hakkolmuştur da onlar iymana gelmezler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Andolsun ki bunların çoğunun üzerine o söz hak olmuşdur. Artık bunlar îman etmezler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Celâlim hakkı için, onların çoğunun üzerine (azab husûsundaki) söz hak olmuştur; artık onlar (küfürlerindeki inadları sebebiyle) îmân etmezler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Doğrusu çoğunun üzerine azap gerçekleşmiştir. (Çünkü imanı istemiyecekleri, Allah tarafından biliniyor) artık onlar iman etmezler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Andolsun ki, onların birçokları üzerine o söz (o azap emri) hak olmuştur. Artık onlar imân etmezler.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onların çoğu için Allah'ın sözü bir hak olmuştur; artık iman etmezler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** The Word is proved true against the greater part of them: for they do not believe.

### 8. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Biz onların boyunlarına demir halkalar geçirdik. O halkalar tâ çenelerine kadar dayanmıştır da bu yüzden başları yukarı doğru çivilenmiş gibidir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Çünkü biz onların boyunlarına kelepçekler geçirmişiz, onlar çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı gözleri aşağı somurtmaktadırlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Hakıykat, biz onların boyunlarına öyle lâleler geçirdik ki bunlar çenelerine kadar (dayandı). Şimdi onlar, kafaları ve burunları yukarı kaldırılmış haldedirler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Muhakkak ki biz onların boyunlarına halkalar geçirdik; öyle ki o (demir halkalar)çenelerine kadar (dayanmış)tır; bu yüzden onlar başları yukarı kalkık kimselerdir.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Çünkü biz, o kâfirlerin boyunlarına bağlar geçirmişiz ki, bunlar çenelerine dayanmıştır da başları yukarı kalkık bulunuyorlar. (Artık hak tarafına başlarını çeviripte boyun eğmezler.)
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Şüphe yok ki, Biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişizdir, tâ ki onların çenelerine kadar dayanmıştır. Artık onlar başları yukarı kaldırılmış, gözleri aşağıya çevrilmiş kimselerdir, bir şey görüp anlayamazlar.
- **Ümit Şimşek Meali:** Biz onların boyunlarına öyle boyunduruklar geçirdik ki, çenelerine dayanır da başları havaya dikili kalır.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** We have put yokes round their necks right up to their chins, so that their heads are forced up (and they cannot see).

### 9. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onların önlerine bir set, arkalarına bir set yaptık; böylece onları öylesine perdeleyip kuşattık ki artık hiçbir şey göremezler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Hem önlerinden bir sedd ve arkalarından bir sedd çekmişiz, kendilerini sarmışızdır da baksalar da görmezler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (İsyanlarındaki ısrarları yüzünden) önlerinden bir sed, arkalarından da bir sed çektik de onları(n gözlerini) perdeledik; artık onlar görmezler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Biz onların önlerine (ahiret işlerine) bir engel, arkalarına (dünya işlerine) bir engel çekip kendilerini sarmışız da artık onlar (hakkı) göndermezler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve Biz onların önlerinde bir sed ve arkalarında bir sed vücuda getirdik, öylece onları sarıverdik. Artık onlar göremezler.
- **Ümit Şimşek Meali:** Önlerine bir sed, arkalarına bir sed çekip onları öyle bir kuşattık ki, birşey görecek halleri yoktur.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And We have put a bar in front of them and a bar behind them, and further, We have covered them up; so that they cannot see.

## Tefsir (7-9. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Hz.
Muhammed (s.a.s.) son ve en şerefli
peygamber, Kur’ân-ı Kerîm de en yüce ilâhî kitap olmakla birlikte, insanların
çoğu onlara iman etmeyecek, ebedî azaba uğrayacaklardır. Bunlar hakkında
kesinleşen söz, **“İnsanların ve cinlerin azgınlarıyla cehennemi kesinlikle
ağzına kadar dolduracağım”**(Secde 32/13) şeklinde vârid olan “azap”
sözüdür. Anlaşılan o ki, Allah Teâlâ, Kur’an ve sünnet-i seniyye ile beyân
ettiği İslâm dininin dışına çıkanları cezalandıracaktır. “İmansız” diye
nitelendirilen bu kimselerin 8 ve 9. âyetlerde dünyadaki hâlet-i rûhiyeleri
canlı bir tablo halinde şöyle tasvir edilir:



Allah
Teâlâ onların boyunlarına demir halkalar geçirmiştir. Bu halkalar boğazlarını
tümüyle kapatıp çenelerine kadar dayanmıştır. Öyle ki kafaları iyice yukarı
kalkmış ve gözleri kapanmıştır. Ayrıca önlerinden bir set, arkalarından bir set
çekilip üzerleri bütünüyle kapatılmıştır. Dolayısıyla herhangi bir şeyi bakıp
görecek halleri kalmamıştır. Zâten âyette kullanılan اَلإقْمَاحُ
(ikmâh) kelimesi de “başı kaldırıp gözü yummak” mânasına gelir. Kâfirler,
yapılan her daveti red için başını arkaya doğru kaldıran kibirli kimselerdir.
İşte red için başlarını kaldıra kaldıra âdetâ inkârları, boyunlarının altına
kalın bir kelepçe gibi geçirilmiş, çeneleri kalkmış, başları arkaya doğru ve
gözleri yumuk vaziyette kalmıştır. Yine inkârları önlerine ve arkalarına birer
set oluşturmuş, üstlerini de kapatmıştır. Buna ferdin yaratılış kabiliyetlerini
yanlış hedeflere sevk eden toplum baskısını, imandan uzaklaştırıp küfür ve
günahlara yönlendiren temâyüllerini, yaygın hâle gelen bâtıl inançlar ve çirkin
alışkanlıkları da ilâve edebiliriz. Bahsedilen bu ferdî ve içtimâî kötü şartlar
insanı, alıştıra alıştıra menfi yönde değişmez bir yapıya ulaştırmaktadır.
Böyle insanlar artık ne başlarını hareket ettirebilirler, ne de bir tarafı
görebilirler. İnkârlarının ve cehâletlerinin içinde bocalayıp dururlar. Ancak
şuna dikkat etmek gerekir ki bu, tamâmen kendi tercih ve istekleri
doğrultusunda ortaya çıkmış bir neticedir. Kendi inkârları, inat ve
câhillikleri yine kendilerini böylece engellemekte, basîretlerini kapatıp
karanlıklar içinde bırakmakta ve gerçeği göremez duruma getirmektedir. Nitekim
Peygamberimiz (s.a.s.)’in davetine karşı: **“Bizi çağırdığın şeye karşı
kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda ağırlık, seninle aramızda da perde
vardır. Artık ne yapacaksan yap; biz de bildiğimizi yapacağız”** (Fussilet
41/5) sözleri, onların izaha çalıştığımız manevî durumlarını daha net ortaya
koymaktadır. Fakat bütün bunlar, Allah’ın insan varlığına yerleştirdiği
psikolojik kanunları çerçevesinde meydana geldiği için burada Cenâb-ı Hakk’a
izafe edilir.



Bununla birlikte İslâm’ı tebliğ ederken muhatap
kitlenin birbirinden farklı psikolojik ve sosyolojik durumlarını dikkate
almanın gerekliliği hususunda şöyle buyruluyor:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/yasin-suresi/8-ayeti-tefsiri)
- [8. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/yasin-suresi/8-ayeti-meali.md)
- [7-9. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/yasin-suresi/7-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (7)](https://www.kuranvemeali.com/yasin-suresi/7-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (10)](https://www.kuranvemeali.com/yasin-suresi/10-ayeti-tefsiri.md)
- [Yâsin Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/yasin-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
