---
title: "Vâkıa Sûresi 15. Ayet Meali"
sure: "Vâkıa"
sure_no: 56
ayet_no: 15
url: https://www.kuranvemeali.com/vakia-suresi/15-ayeti-meali
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Vâkıa Sûresi 15. Ayet Meali

> Kur'an-ı Kerim, Vâkıa Sûresi (56. sûre), 15. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/vakia-suresi/15-ayeti-meali)

## Arapça

عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍۙ

## Okunuşu

‘Alâ sururin mevdûne(tin)

## Mealler

- **Ömer Çelik Meali:** Mücevherlerle işlenip süslenmiş ve yan yana dizilmiş tahtlar üzerine kurulurlar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** 15, 16. Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedir, karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 15,16. Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** 15,16. Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** (Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Murassa' tahtlar üstünde
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Onlar) cevherlerle örülmüş tahtlar üzerindedirler,
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 15,16. (Mücevherlerle) işlenmiş tahtlar üzerinde karşı karşıya (kurulup) yaslanmış kimselerdir.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Mücevheratla işlemeli tahtlar üstünde,
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Altundan örülmüş tahtlar üzerindedirler.
- **Ümit Şimşek Meali:** Mücevheratla süslü tahtlar üzerindedirler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** (They will be) on Thrones encrusted (with gold and precious stones),

## Tefsir (11-26. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

İmân-ı
kâmil, sâlih ameller ve hayırlı işlerle Allah’a iyice yakınlaşmış bulanan
“sâbikûn” zümresine “mukarrebûn” ünvanı verilir. Bunların çoğu daha önce gelip
geçmiş ümmetlerden, az bir kısmı da sonraki ümmetlerden olacaktır. Çünkü önce
gelip geçen peygamberlerin ve onlarla beraber hakkın mücâdelesini veren seçkin
mü’minlerin bu zümreden olacağında şüphe yoktur. Aynı şekilde Resûlullah
(s.a.s.)’in ve İslâm’ın yaşanıp tüm dünyaya yayılmasında çok büyük
fedakârlıklar gösteren ashâb-ı kirâmın bu zümrenin içinde oldukları
şüphesizdir. Nitekim âyet-i kerîmede: **“Muhâcir ve ensardan iman, amel, Allah
yolunda infak ve cihadda öne geçen ilkler”**övülmektedir. (bk. Tevbe 9/100)
Bir görüşe göre de bunların çoğu, İslâm’ın ilk devirlerinden, az bir kısmı ise
son devirlerinden olacaktır. Her iki ihtimale göre de bizim o seçkin zümreye
girebilmek için maddi-manevî gücümüzün son noktasına kadar Allah’ın dinini
öğrenme, öğretme, yaşama ve yaşatma yolunda tarifi imkânsız bir cömertlik ve
fedakârlıkla hareket etmemiz gerektiği anlaşılmaktadır. Sıradan bir kulluk ile
değil “sâbikûn” grubuna girebilmek, “ashâb-ı meymene”den olabilmek bile zordur.



Hoca
Ahmed Yesevî (k.s.) ne güzel öğüt verir:



*“Himmet
kor’un can biliğa muhkem çalmaz*



*Mâsivânı
muhabbetin özdin salmay*



*Göz
yaşını nisâr iylâp zârın itmay*



*Esrâr
yolun merdanlardın bilse bolmas.”*



“Bir
insan; himmet kuşağını beline güzelce sarmaz, dünya sevgi ve bağlılığını
kalbinden çıkarıp atmaz, Allah yolunda göz yaşları dökerek ağlamazsa, o adama
Allah’a yakınlık sırlarının yolunu en büyük şeyhler, mürşitler bile açsa yine
yürüyüp gâyeye eremez. Sırr-ı ilâhîye giden yolda acemi acemi bakınır, yollarda
kalır.”



Ancak
büyük bir gayretle bu seçkin, tâlihli ve bahtiyâr zümreye katılabilenlere
cennette şu nimetler ihsan edilecektir:



**›** Bunlar her
türlü nimetlerle donatılmış cennetlere yerleştirilirler.



**›** Altın, inci,
ipek, yakut, elmas gibi kıymetli mücevherlerle işlenmiş ve birbirine yakın
dizilmiş son derece güzel koltuklar üzerinde yüzleri birbirine bakacak şekilde
karşılıklı otururlar. Biri diğerinin sırtını görmez.



**›** Hiç
değişmeyecek, güzellikleri hiç bozulmayacak ölümsüz gençler, durmadan akıp
giden içecek gözesinden doldurulmuş testilerle, sürahilerle, ibriklerle ve
kadehlerle cennetliklerin çevresinde dolaşırlar. Onlara durmadan kadeh
sunarlar. Fakat bu içecekten içenlerin ne başları ağırır ne de akılları gider.
Cennet içeceği zevk verir, ama sarhoş etmez. İnsanın aklını alıp saçmalıklara
sürüklemez. Yahut bu içeceği içmekle sızıp ağızlarından, burunlarından salyalar
akmaz.



**›** İstedikleri,
seçip beğendikleri türlü türlü meyveler, canlarının çektiği kuş etleri…



**›** Hiçbir elin
değmediği, üzerine tozun düşmediği, bu sebeple son derece şeffaf ve parlak
olan, sedefinde sarmalanıp gizlenmiş inciler misâli iri güzel gözlü hûriler…



**›** Mü’minler
cennette hiçbir boş söz, yalan, gıybet, bühtân, kınama, suçlama, alay ve
aşağılama duymazlar.



Kötü
bir toplum içinde yaşayan mânevîyat ehli, selim tabiatlı insanlar, Allah
Teâlâ’nın cennette mü’minlere va‘dettiği bu nimetin ne kadar büyük bir nimet
olduğunu gayet iyi bilirler. Mü’minler orada sadece “selâm, selâm” sözü
duyarlar. Birbirlerine selâm verirler, esenlik dilerler, hep barış içinde
bulunurlar, aralarında en küçük bir kırgınlık ve pürüz olmaz. Dostlukları
günden güne ziyâdeleşir. Üstelik Allah Teâlâ’nın ve meleklerin verdikleri
selamı duyarlar, aldıkları manevî haz arttıkça artar.



Şimdi sıra ashâb-ı yeminde:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/vakia-suresi/15-ayeti-meali)
- [15. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/vakia-suresi/15-ayeti-meali.md)
- [11-26. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/vakia-suresi/11-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (14)](https://www.kuranvemeali.com/vakia-suresi/14-ayeti-meali.md)
- [Sonraki ayet (16)](https://www.kuranvemeali.com/vakia-suresi/16-ayeti-meali.md)
- [Vâkıa Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/vakia-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
