---
title: "Şûrâ Sûresi 47-48. Ayet Tefsiri"
sure: "Şûrâ"
sure_no: 42
ayet_no: 47
url: https://www.kuranvemeali.com/sura-suresi/47-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Şûrâ Sûresi 47. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Şûrâ Sûresi (42. sûre), 47. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/sura-suresi/47-ayeti-tefsiri)

### 47. Ayet

## Arapça

اِسْتَج۪يبُوا لِرَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِۜ مَا لَكُمْ مِنْ مَلْجَاٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَك۪يرٍ

## Okunuşu

İstecîbû lirabbikum min kabli en ye/tiye yevmun lâ meradde lehu mina(A)llâh(i)(c) mâ lekum min melce-in yevme-iżin vemâ lekum min nekîr(in)

### 48. Ayet

## Arapça

فَاِنْ اَعْرَضُوا فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ اِنْ عَلَيْكَ اِلَّا الْبَلَاغُۜ وَاِنَّٓا اِذَٓا اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَاِنَّ الْاِنْسَانَ كَفُورٌ

## Okunuşu

Fe-in a’radû femâ erselnâke ‘aleyhim hafîzâ(an)(s) in ‘aleyke illâ-lbelâġ(u)(k) ve-innâ iżâ eżaknâ-l-insâne minnâ rahmeten feriha bihâ(s) ve-in tusibhum seyyi-etun bimâ kaddemet eydîhim fe-inne-l-insâne kefûr(un)

## Mealler

### 47. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Allah’ın bir daha geri çevirmeyeceği o dehşetli gün gelip çatmadan Rabbinizin çağrısına uyun. Yoksa o gün ne sığınacak bir yeriniz olur, ne de kendinizi gizlemeye ve günahlarınızı inkâr etmeye bir yol.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Allah'tan, geri çevrilmesi imkânsız bir gün gelmezden önce, Rabbinize uyun. Çünkü o gün, hiçbiriniz sığınacak yer bulamazsınız, itiraz da edemezsiniz.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Allah katından, geri çevrilemeyecek günün gelmesinden önce Rabbinizin çağrısına cevap verin. O gün hiçbirinize sığınacak yer bulunmaz, inkar de edemezsiniz.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz!
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Allah tarafından, geri çevrilemeyecek kıyamet günü gelmeden önce, Rabbinizin davetine uyun, çünkü o gün, sizin için sığınacak bir yer yoktur ve siz inkâr da edemezsiniz.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Allahdan reddine çare olmıyan bir gün gelmezden evvel rabbınızın da'vetine icabet ediniz, o gün sizin için ne sığınacak yer vardır, ne de inkâre çare
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Allahdan reddine asla çâre olmayacak bir gün gelmezden evvel Rabbiniz (in da'vetin) e icabet edin. O gün sizin için ne sığınacak bir yer, sizin için ne de (günâhlarınızı) inkâr (a bir mecal) yokdur.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Allah tarafından (tehdîd olunduğunuz ve başkalarınca) kendisi için geri çevrilme(imkânı) olmayan bir gün gelmezden önce, Rabbiniz(in da'vetin)e icâbet edin! O gün ne size sığınacak bir yer, ne de sizin için (günahlarınızı) inkâr etme(ye bir çâre) vardır!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Allah'dan (inecek azabın) geri çevrilmesine çare olmıyan bir gün (kıyamet) gelmezden önce, Rabbinizin (hak dine olan) davetini kabul edin. O gün size ne sığınacak yer vardır, ne de inkâra çare...
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Rabbiniz için icabette bulunun, bir günün gelmesinden evvel ki, onun için Allah'tan reddedebilecek yoktur. O gün sizin için ne bir sığınacak yer vardır ve ne de sizin için inkâra bir imkan.
- **Ümit Şimşek Meali:** Dönüşü olmayan o gün Allah tarafından gelmeden önce Rabbinizin çağrısına uyun. Yoksa o gün ne sığınacak bir yeriniz olur, ne de yaptıklarınızı inkâr edebilirsiniz.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Hearken ye to your Lord, before there come a Day which there will be no putting back, because of (the Ordainment of) Allah. that Day there will be for you no place of refuge nor will there be for you any room for denial (of your sins)!

### 48. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Eğer yüz çevirirlerse, şunu bil ki, biz seni onların yaptıklarından sorumlu bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğ etmektir. Doğrusu biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinir, şımarır. Fakat kendi elleriyle işledikleri günahlar yüzünden başlarına bir kötülük gelince, o zaman insan, gerçekten tam bir nankör kesilir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ey Muhammed! Eğer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zaman görürsün ki insan çok nankördür.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Yine aldırmıyorlarsa biz de seni üzerlerine mürakıb göndermedik a, sana düşen ancak tebliğdır, fakat biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız vakıt onunla ferahlanır ise de kendi ellerinin takdim ettiği sebeblerle başlarına bir fenalık gelirse o vakıt insan hepsini unutan bir nankördür
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Eğer onlar (îmandan) yine yüz çevirirlerse biz seni (zâten) onların üzerine bir bekçi göndermedik ya. Sana âid olan (vazîfe), tebliğden başkası değildir. Hakıykat biz insana tarafımızdan bir ni'met tatdırdığımız vakit o, bununla ferahlanır. Eğer onlara, kendi ellerinin öne sürdükleri (ihtiyârlariyle irtikâb etdikleri) şeyler (günâhlar) yüzünden, bir fenalık isaabet ederse o zaman da insan cidden bir nankördür.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Buna rağmen yüz çevirirlerse, artık (biz) seni onlara muhâfız olarak göndermedik. Şübhesiz sana düşen ancak tebliğdir! Bununla berâber doğrusu biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinir. Fakat ellerinin takdîm ettiği (işlediği günahlar)yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, o takdirde gerçekten insan çok nankör bir kimse olur.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Yine (iman etmekten) yüz çevirirlerse, biz de seni üzerlerine (amellerini gözetecek) bir bekçi göndermedik ya!... Sana düşen ancak tebliğdir. Doğrusu biz, insana, tarafımızdan bir nimet taddırdık mı; o, bununla ferahlanır. Fakat insanlara kendi ellerinin kazancı yüzünden başlarına bir fenalık gelirse, o vakit insan (nimetlerin) hepsini unutan bir nankördür.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Artık kaçınılırsa seni onların üzerine bir muhafız göndermedik. Senin üzerine düşen, tebliğden başka değildir ve şüphe yok ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlanır ve eğer onlara ellerinin takdim etmiş olduklarından bir kötülük isabet ederse artık şüphe yok ki, insan nankördür.
- **Ümit Şimşek Meali:** Eğer arkalarını dönerlerse, Biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, tebliğ etmekten ibarettir. Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda onunla şımarır. Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir kötülük gelince de insan nankörleşiverir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** If then they run away, We have not sent thee as a guard over them. Thy duty is but to convey (the Message). And truly, when We give man a taste of a Mercy from Ourselves, he doth exult thereat, but when some ill happens to him, on account of the deeds which his hands have sent forth, truly then is man ungrateful!

## Tefsir (47-48. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Cenab-ı
Hak, âhiretin dehşetli manzaralarını gözler önüne sererek tüm insanları
davetine uymaya çağırıyor. Çünkü ebedi azaptan kurtuluş için bu zaruridir. O
gün geldiğinde insan Allah’ın hükmünden ve vereceği cezadan kaçacak en küçük
bir delik bile bulamayacaktır.



Âyetin
“O gün sizin için inkâr etme de yoktur” kısmına şu mânalar verilebilir:



**›** 
Sizler yaptığınız kötülükleri reddedemeyeceksiniz.



**›** 
Kimlik değiştirmek sûretiyle ortadan kaybolamayacaksınız.



**›** 
Kendinizi karşısında bulduğunuz şeye kızamayacak ve itiraz
edemeyeceksiniz.



**›** 
Sizin bu durumdan kendinizi kurtarma imkânı yoktur.



O
halde herkes şimdiden başının çaresine bakmalı, ebedî hayatını kurtarmanın
çarelerini aramalıdır. Zira peygamberin vazifesi sadece dini gerçekleri açık ve
anlaşılır bir dille tebliğdir. Kabul edip etmemek insanların tercihine
kalmıştır. Dolayısıyla davetten yüz çevirenler için aşırı üzülmeye gerek
yoktur. Ancak insan pek çok zafiyet ve mânevî hastalıklarla malüldür.
Menfaatine düşkünlüğü ve nankörlüğü bu zafiyetlerin başında yer alır.
Peygamberlerin ve mürşitlerin, bu zafiyetini dikkate alarak onu terbiye etmeye
çalışmaları gerekir.



Allah Teâlâ’nın kudretinin açıkça tezahür ettiği
alanlardan biri de çocuk meselesidir:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/sura-suresi/47-ayeti-tefsiri)
- [47. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/sura-suresi/47-ayeti-meali.md)
- [47-48. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/sura-suresi/47-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (46)](https://www.kuranvemeali.com/sura-suresi/46-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (49)](https://www.kuranvemeali.com/sura-suresi/49-ayeti-tefsiri.md)
- [Şûrâ Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/sura-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
