---
title: "Şuarâ Sûresi 94-102. Ayet Tefsiri"
sure: "Şuarâ"
sure_no: 26
ayet_no: 95
url: https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/95-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Şuarâ Sûresi 95. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Şuarâ Sûresi (26. sûre), 95. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/95-ayeti-tefsiri)

### 94. Ayet

## Arapça

فَكُبْكِبُوا ف۪يهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ

## Okunuşu

Fekubkibû fîhâ hum velġâvûn(e)

### 95. Ayet

## Arapça

وَجُنُودُ اِبْل۪يسَ اَجْمَعُونَۜ

## Okunuşu

Vecunûdu iblîse ecme’ûn(e)

### 96. Ayet

## Arapça

قَالُوا وَهُمْ ف۪يهَا يَخْتَصِمُونَۙ

## Okunuşu

Kâlû vehum fîhâ yaḣtasimûn(e)

### 97. Ayet

## Arapça

تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ

## Okunuşu

Ta(A)llâhi in kunnâ lefî dalâlin mubîn(in)

### 98. Ayet

## Arapça

اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ

## Okunuşu

İż nusevvîkum birabbi-l’âlemîn(e)

### 99. Ayet

## Arapça

وَمَٓا اَضَلَّنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ

## Okunuşu

Vemâ edallenâ illâ-lmucrimûn(e)

### 100. Ayet

## Arapça

فَمَا لَنَا مِنْ شَافِع۪ينَۙ

## Okunuşu

Femâ lenâ min şâfi’în(e)

### 101. Ayet

## Arapça

وَلَا صَد۪يقٍ حَم۪يمٍ

## Okunuşu

Velâ sadîkin hamîm(in)

### 102. Ayet

## Arapça

فَلَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

## Okunuşu

Felev enne lenâ kerraten fenekûne mine-lmu/minîn(e)

## Mealler

### 94. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Ardından hem putlar, hem de onlara tapan azgınlar tepetaklak cehenneme atılacaklar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** 94, 95. Artık onlar, o azgınlar ve İblis orduları, toptan oraya tepetaklak (cehenneme) atılırlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 94,95. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** 94,95. Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve arkasından hep onlar o Cehennemin içine fırlatılmaktadır
- **Hasan Basri Çantay Meali:** 94,95. Artık onlar da, o azgınlar da, İblîs orduları da topdan yüzleri koyun, (cehennemin) içerisine atılmışlardır.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 94,95. Artık onlar ve azgınlar ve İblis'in askerleri, hepsi oraya (Cehenneme) yüzüstü atılırlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Arkasından da o kâfirlerle azgınlar cehennemin içine atılmakta,
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Artık onlar (putlar) ve o azgınlar orada (ateşlere) fırlatılmışlardır.
- **Ümit Şimşek Meali:** Derken, Cehenneme tepetaklak atılırlar onlar da, azgınlar da.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "Then they will be thrown headlong into the (Fire),- they and those straying in Evil,

### 95. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** İblîs’in bütün orduları da.
- **Diyanet Vakfı Meali:** 94, 95. Artık onlar, o azgınlar ve İblis orduları, toptan oraya tepetaklak (cehenneme) atılırlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 94,95. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** 94,95. Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** 95,96. Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** 94,95. Artık onlar da, o azgınlar da, İblîs orduları da topdan yüzleri koyun, (cehennemin) içerisine atılmışlardır.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 94,95. Artık onlar ve azgınlar ve İblis'in askerleri, hepsi oraya (Cehenneme) yüzüstü atılırlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** İblis'in bütün askerleri de...
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve şeytanın bütün orduları da (o ateşe) atılmışlardır.
- **Ümit Şimşek Meali:** Ve hep birlikte İblis'in orduları da.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "And the whole hosts of Iblis together.

### 96. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Orada birbirlerini suçlayarak diyecekler ki:
- **Diyanet Vakfı Meali:** Orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler:
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 96,97,98,99,100,101,102. Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** 95,96. Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Orada birbiriyle çekişerek şöyle dediler:
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 96,97. Onlar orada (putlarıyla) çekişerek derler ki: “Allah'a yemîn olsun ki, (biz)elbette apaçık bir dalâlet içinde imişiz.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Kâfirler, putları ve öncüleriyle cehennemde çekişirlerken, birbirlerine şöyle demektedirler:
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve onlar orada birbirleriyle husumette bulunarak diyecekler ki:
- **Ümit Şimşek Meali:** Cehennemde çekişip dururken derler ki:
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "They will say there in their mutual bickerings:

### 97. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Allah’a yemin olsun ki biz dünyada gerçekten apaçık bir sapıklık içinde imişiz.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 96,97,98,99,100,101,102. Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Tallahi biz doğrusu açık bir dalâl içinde imişiz
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Allaha andolsun, hakıykat biz apaçık bir sapıklık içinde idik».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 96,97. Onlar orada (putlarıyla) çekişerek derler ki: “Allah'a yemîn olsun ki, (biz)elbette apaçık bir dalâlet içinde imişiz.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** “-Vallahi, doğrusu biz, açık bir sapıklık içinde idik.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Allah'a kasem olsun, biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Allah'a yemin olsun, apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "´By Allah, we were truly in an error manifest,

### 98. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Çünkü sizi Âlemlerin Rabbiyle aynı seviyede tutuyorduk.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 96,97,98,99,100,101,102. Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Çünkü sizi rabbül'âlemîn seviyyesinde tutuyorduk
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Çünkü sizi aalemlerin Rabbi ile bir seviyyede tutuyorduk».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Çünki, sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Çünkü (ey putlar), sizi âlemlerin Rabbine denk tutuyorduk.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Çünkü biz sizi (ey putlar) Âlemlerin Rabbine müsavî tutuyorduk.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “O vakit sizi Âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "´When we held you as equals with the Lord of the Worlds;

### 99. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “ Bizi de yoldan çıkaranlar, şu o azgın kâfirlerden başkası değildir.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Bizi ancak o günahkârlar saptırdı.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 96,97,98,99,100,101,102. Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve bizi hep o mücrimler şaşırtmıştı
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Bizi o mücrimlerden başkası sapdırmadı».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Bizi ancak günahkârlar dalâlete düşürdü.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bizi ancak (kendilerine uyduğumuz bizden önceki) mücrimler sapıttı.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ve bizi ancak o mücrimler sapıtmış oldular.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Fakat bizi o mücrimler saptırdı.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "´And our seducers were only those who were steeped in guilt.

### 100. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Ama şimdi ne bir şefaatçimiz var bizim.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** 100, 101. Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var, ne de yakın bir dostumuz.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 96,97,98,99,100,101,102. Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Bak bizim için ne şefaatçiler var,"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bak şimdi bizim için ne şefaatciler var
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Artık bizim için ne şefaatçiler (den bir kimse),
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 100,101. “Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Artık bizim için ne şefaatçılar var,
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Artık bize ne şefaat edicilerden var.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Şimdi ne bir şefaatçimiz var bizim,
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "´Now, then, we have none to intercede (for us),

### 101. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Ne de candan bir dostumuz.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** 100, 101. Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var, ne de yakın bir dostumuz.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 96,97,98,99,100,101,102. Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Candan bir dostumuz da yok.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Ne de yakın bir dost."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ne de yakın bir sadîk
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «ne de candan bir dost yok».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 100,101. “Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ne de yakın bir dost...
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ne de yakın bir dost var.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Ne de candan bir dostumuz.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "´Nor a single friend to feel (for us).

### 102. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Âh, keşke dünyaya tekrar dönebilsek de, mü’minlerden olsak!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ah keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da, müminlerden olsak!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 96,97,98,99,100,101,102. Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bari bizim için geriye bir dönmek olsa idi de mü'minlerden olsa idik
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Bizim için hakıykaten bir geri dönüş olsaydı da biz de mü'minlerden olsaydık».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Buna rağmen ah keşke, bizim için hakikaten (dünyaya) bir (dönüş) daha olsa da mü'minlerden olsak!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bari bizim için geriye bir dönüş olsaydı da müminlerden olsak.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «İmdi bizim için bir kere (geriye) dönüş olsa idi de artık mü'minlerden olsa idik.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Ne olur, bir fırsatımız daha olsa da mü'minlerden olsaydık!”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "´Now if we only had a chance of return we shall truly be of those who believe!´"

## Tefsir (94-102. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Şüphesiz
ki o putların ne onlara ne de bizzat kendilerine bir faydası olmayacaktır. **“Ey
zâlimler! Şüphesiz siz de, Allah’ı bırakıp taptığınız putlar da birer cehennem
odunusunuz. Hepiniz birlikte oraya varacaksınız. Eğer bu taptıklarınız
gerçekten ilâh olsalardı cehenneme girmezlerdi. Halbuki hepsi orada ebedî
kalacaktır”**(Enbiyâ 21/98-99) âyetlerinin de beyân ettiği üzere hem o
azgınlar, hep taptıkları putlar, hem de onları saptıran İblîs ve orduları hep
birlikte cehenneme tepe taklak fırlatılacaklardır. Yukarıdan aşağıya biri
diğerinin üzerine bırakılacak ve orada toplanacaklardır.****

Bu
sırada cehennemde toplanan bu bedbahtlar arasında yaşanacak çekişme ve kavgadan
bir manzara arz edilir. Hülâsası şudur: Dünyada Allah’ı bırakıp başka şeylerin
ardından gidenler o gün pişman olacaklardır. Putları Âlemlerin Rabbiyle bir
tutmanın gerçekten apaçık bir sapıklık olduğunu göreceklerdir. Bunun yanında
günahkâr önderlere tâbi olmanın kendilerini cehenneme sürüklediğini
anlayacaklardır. Nitekim âyet-i kerîmede onların: **“Rabbimiz biz
önderlerimize ve büyüklerimize uyduk, onlar da bizi doğru yoldan saptırdılar”**
(Ahzâb 33/67) diyecekleri haber verilir. Fakat ne çare ki, bu uyanış ve
anlayışın kendilerine sağlayacağı bir fayda yoktur. Kendilerini ateşten
kurtaracak ne bir şefaatçi, ne de candan bir dost bulacaklardır. Yalnızca
mü’minlerin dostlukları ebediyen devam edecektir. Kâfirler dünyada dostluk
yemini etmiş olsalar bile, birbirlerine düşman kesileceklerdir. Allah Teâlâ
buyurur: **“O gün bütün dostlar birbirine düşman kesilecektir. Ancak gönülden
Allah’a saygı duyan, O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınan
müttakîler müstesnâ.”** (Zuhruf 43/67) Böyle zor durumda kalan kâfirler
tekrar dünyaya dönmek isteyecekler, fakat bu da artık çok geç kalmış bir
temennîden öteye geçmeyecektir. (bk. En‘âm 6/28)






Sonuç
olarak:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/95-ayeti-tefsiri)
- [95. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/95-ayeti-meali.md)
- [94-102. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/94-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (94)](https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/94-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (103)](https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/103-ayeti-tefsiri.md)
- [Şuarâ Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
